BU ÇOCUKLAR NEDEN BÖYLE OLDU ?
Şanlıurfa, ve ardından Kahramanmaraş… Okullarından gelen acı haberler yüreklerimizi derinden yaktı.
Şanlıurfa'da'ki okul katliamı girişiminin hemen ardından aynen birebir benzeri, Kahramanmaraş'ta'ki vahim katliam olayı yaşandı..
Her iki olayda da bu çocuklar canlar aldılar ve kendi canlarına da kıydılar..
İnsan sormadan edemiyor neden, niçin ?
Hayatını kaybeden öğretmenimize ve masum evlatlarımıza Rabb'imden rahmet, yaralılarımızada acil şifalar diliyorum.
Neslimizi koruyabilmek için, okullar da müspet ve menfi ilmin bir arada okutulduğu, onları bilim, ilim ışığında yetiştirmek zorundayız. Buna eskiler "ilim ve bilim at başı gitmelidir" demişlerdir. Zira dinsiz bilim vahşi, bilim'siz din'de insanı bağnaz yapar.
Liseli gençleri sosyal medyada ve görsel basından takip ediyoruz. Öğretmenlerine karşı saygı ve hürmet kalmamış. Bizler, öğretmenlerini görünce hürmetle saygı gösteren bir neslin çocuklarıyız.
Okullarda akran zorbalığı almış başını gidiyor, madde kullanım yaşı 15 yaşlara kadar inmiş durumda.
Gençlik yirmi dört saat yabancı müzik dinlemekte. Sanatçı konserleri, saha maçları peşinde koşmakta, çalışmadan kazanma, ünlü olma gibi 'öz'süz, köksüz' yalnız maddeye yönelik 'ruh'suz' yaşamaktadır.
Allah, peygamber inancı, Besmele, abdest, namaz, niyaz yok. Camiler, kütüphaneler boş ve sessiz. Nesiller boş sohbetlerin kafe, barların ve içi boş (İZM) lerin esiri olmuş durumdalar.
Acilen bu işe el atılıp bütün kurum ve kuruluşların kafa yorması ve çözüm önerileri sunmaları elzemdir. Millî eğitim müfredatınında yeniden ele alınıp dini, millî özümüze has hale getirilmelidir.
Kolay yoldan ve çalışmadan elde edilen mal varlıkları, siyasette, sporda, borsada, döviz de, ünlüler arasında radikal yoldan mal edinme, kara para ve her yerde mafya vari yapılar.. Ve bu çökmüş kokuşmuşluktan etkilenen gençlik..
Gençler sapkın ideolojilerin baskısı altında kalmış, gençleri daha medeni, daha vicdanlı, daha çalışkan ve verimli yapması gereken gelişmeler, onları düşünmekten, çalışmaktan, paylaşmaktan uzak, hazırcı, çıkarcı robotik bir hale getirmiş durumda.
Bugün Gençlerimiz aşırı özgür, hazır cevap geniş imkanlara sahip olmalarına rağmen, bir o’kadar içine kapanık, toplumdan kopuk, idolsuz, nemelazımcı yaşamaktadır. Terbiye sistemleri (batı) laşmış, çocuklarımıza kendi örf - adetlerimize uygun eğitim vermekten yoksunuz.
Ve unutmamak gerekir:
Bir toplumun geleceği, çocuklarının değil… yetişkinlerinin karakteriyle şekillenir.
Eskiden çocuklarımız sadece anne babadan değil, komşudan, bakkaldan, mahalle büyüğünden de “ayar” alırlardı.
Şimdi kimse çocuklarımıza karışamaz duruma gelmiştir..
Benim çocuğum özgür, ona dokunamaz, karışamaz, laf söyleyemez, eleştiremez, ikaz edemezsin... İçinde büyütüyoruz ..
Eskiden bizim dizilerimiz bize kendimize ait mahallemizi, örf, adet'lerimizi,
Komşuluğu, paylaşmayı, "bize, biz” olmayı öğretirdi. Şimdi'ki ekranlar mafyalığı, silah kullanmayı ve öldürmeyi öğretiyor.
TV dizi ve programlarında illa’ki böyle rezalet dolu sahneler olmak zorunda mı? Her dizi film veya her sahnede mafya, silahlı çatışma, entrika, yalan, dolan, belden aşağı sex kokan kareler, evli çocuklu sanatçılarda öpüşmeler. Allah aşkına bunlarsız film, dizi olamaz mı?
Hangi magazin kanalını açarsanız açın, hangi diziyi seyrederseniz seyredin ! sahte roller, aldatmalar, ihtiraslar, mecazi aşklar, şiddet ve gayr-i meşru, enses ilişkiler. Okul, sokak kavgaları temalı filmler... Ve sonuçta bu rezaletler gençlerimizi derinden etkilemektedir.
Bu dizilerde; radikal oluşumları, mafyaları kurtarıcı, adalet dağıtıcı ve devletten, devletin kolluk kuvvetlerinden güçlü göstermeye çalışıyorlar..
Mafyalı, kabadayılı vurdu kırdılı diziler; güçü temsil eder gösterilip.. Kötülük, şiddet, kafalarda dertlere "çare" gibi işleniyor..
Ve ne yazık'ki en tehlikeli olanı ise? Gençler bunu izlemekle kalmıyor..
Özeniyor ve yaşayarak tatbik ediyorlar.
Sonra da dönüp “bu çocuklar neden böyle oldu?” diye soruyoruz.
Bizim zamanımızda okullar da büyük, küçüklere karşı Sevgi, saygı ve milli birlik, toplum bilincini aşılayan ahlaki dersler verilir, herkes hattini bilir, birbirine asla saygısızlık yapmazdı.
Peki bu çocuklar neden böyle oldu?”
Oysa cevap çok basit:
Onları bizler böyle yetiştirdik.
Anadolu’da bir söz vardır:
“Armut dibine düşer" diye.. Çocuklar karakter, huy veya yetenek açısından, aile, okul, çevre ve medyada gördüklerinden etkilenmektedir.
Bu değişim bir günde olmadı. Yavaştan başlayıp, Denetimsiz sosyal medya, dijital ortamlar, soğuk ekranlar onları birer robotlar haline getirdi.
Çocuk dediğimiz şey, gördüğünü öğrenir. Söyleneni değil, yapılanı örnek alır. Biz ne yaşıyorsak, onlar onu gözünde büyütür.
Sonuç mu?
Çeteler, mafyalar, çocuk sinsarları onları kullanıyor. Böylece Okul çağındaki çocuklar, gençler ellerine silah alıyor.
Çünkü bir toplum, neyi alkışlarsa
geleceğini ona benzetir.
Sıkıntı büyük…
"Bugün'kü gençliğin (bir kısmının) içinde bulunduğu bu çıkmazlar, onların "suçu değil, bizim suçumuz, bizlerin eksiğimizdir.."
Biz sizlere sahip çıkamadık. Sizi siyasetci, doktor, avukat, öğretmen, üniversite bitirmiş olarak okutalım dedik. Amma velakin; Özüne, dinine, milletine uygun yetiştirelim demedik.!
Size "okuyun diploma, makam sahibi olun dedik. Amma; size adam olun demeyi unuttuk "..
Hâlâ geç kalmış sayılmayız..
Her şeye rağmen Ümit varız; istikbalde bu gençlik özünü bulacak, "ilim'le, bilim'i" harmanlayıp, geçmişten de dersler çıkararak, özlenen dünyayı yeniden inşa edeceklerdir. İnşallah..
Velhasıl; Gayemiz gençlerimizi hor hakir görmek değil, bilakis onlara güveniyor, değer veriyor, daha sağlıklı ve huzurlu yaşamalarını istiyor, o nedenle biz kendimizi ve onları eleştiriyoruz..
(Kul Ahmed-i)
Ahmet Ali Canbaz 17.04.2026