Toplumsal Hafıza Akımı ve İtibar
Bugün gerçeğin kaderini belirleyen şey çoğu zaman doğruluk değil, itibardır.
Bir bilginin ne söylediğinden önce, kimin söylediği sorgulanır.
Unvanı olanın sözü ağırlık kazanır, kalabalığı olanın iddiası yayılır.
Hakikat ise çoğu zaman bu gürültünün içinde arka planda kalır.
Toplumsal Hafıza Akımı’na göre bu, modern toplumun en tehlikeli kırılmalarından biridir.
Çünkü bilgi, değerini içeriğinden değil, taşıyıcısından almaya başladığında; tartışma zemini çöker. İnsanlar artık doğruyu aramaz, otoriteyi takip eder. Bu da düşünmeyi değil, hizalanmayı üretir.
Bugün bir iddia ortaya atıldığında, ilk refleks onu incelemek değil; söyleyen kişinin kimliğine bakmaktır. “Kim dedi?” sorusu, “Ne dedi?” sorusunun önüne geçmiştir. Bu durum yalnızca bireysel bir alışkanlık değil; toplumsal bir eğilimdir. İtibar, hakikatin yerine geçmiştir.
Daha da çarpıcı olan şudur:
Bir düşünce, güçlü bir isim tarafından dile getirildiğinde sorgulanmaz; ama aynı düşünce, sıradan biri tarafından söylendiğinde küçümsenir.
Bu, bilginin değil, hiyerarşinin konuştuğunu gösterir.
Toplumsal Hafıza Akımı bu noktada açık bir eleştiri getirir:
Unvan, doğruluğun garantisi değildir.
Popülerlik, hakikatin ölçüsü değildir.
Bir fikrin değeri, onu söyleyenin statüsünden değil; içerdiği gerçeklikten doğar.
Ancak mevcut düzende bu tersine çevrilmiştir. İnsanlar düşünceyi değil, kişiyi savunur. Argümanlar değil, etiketler çarpışır. Bu da toplumu hakikatten uzaklaştırır ve yüzeysel bir tartışma kültürüne mahkûm eder.
Sonuç nettir:
İtibarın hakikatin önüne geçtiği bir yerde, doğru olan değil, güçlü görünen kazanır.
Ve bir toplum, gerçeği değil itibarı takip etmeye başladığında artık bilgi değil, görünüş yönetir.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.