Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Geçmiş Günlerden Kozan

Geçmiş Günlerden Kozan

Çocukluk evrelerimin ilkokul 5., orta 1-2-3. sınıflarını okuduğum ve 4 yılımı geçirdiğim bu güzel kent, kalbimin bir yerlerinde çökelti yaparak, yerleşik durur. Sık sık buruk özlemlerle orada geçirilen anılarım aklıma gelir. O yıllarda Kozan'ın 4 yazlık, birde Kozan adliye istikameti tarafında kışlık, toplam; 5 sineması vardı. Yaz aylarında filmlerin kalitelerine göre sinema salonları Kozan'lılar tarafından izlenmek üzere doldurulurdu. Kışlık zühal sineması yaz bitimi sezonu açar, hafta sonları gündüz matinelerinde daha çok genç kız ve kadınların istilasına uğrardı. Genelinde Yılmaz Güney'in filmleri bu sinemalarda hemen hemen kapalı gişe seyredilmiştir. Onun film karakterlerinde ezik insan mücadeleleri vardır. Ayrıca Yılmaz Güney her ne kadar Urfa-Siverek'li olmasına rağmen, babasının Siverek'ten Çukurova'ya göç edip, Yenice köyünde, bir toprak ağasının hizmetlerini yapar kahya hüviyetiyle çalışmasıyla, çocukluk yıllarını Düziçi/Adana'ya bağlı bu köyünde geçmesi, sinema efsanesi olan bu sanatçıya, Adana'lılar tarafından ılımlı bir sahiplenmişlik meydana getirmiştir.

     Kozan'da biz çocukların sinemalardan ayrı en hoşumuza giden sosyal etkinliklerden biride, her sene; 2/Haziran tarihlerinde kutlanan, "Kozan'ın kurtuluşu" etkinlikleridir. Bu etkinliklerde Kozan'ın tüm köylerinden, kasabalarından o günkü yöresel kıyafetleriyle katılan vatandaşların yanı sıra, kurtuluşta mücadele eden milis kuvvetlerini temsilen özel hazırlanmış kişiler de, o yıllarda mücadele anında giyinilen özel kıyafetlerle, bu etkinliklere katılır, gerek ilçe ve gerekse köylerin, kasabaların okullarınında iştirakleriyle de Kozan'ın "Kurtuluş Günü" görkemli bir şekilde kutlanırdı. Okulların trampetleri çalmaya başlayıp, çarşı içindeki resmi yürüyüş devam ederken, Kozan'da Yakup Çavuş olarak bilinen, sokaklarda askerlik yıllarındaki resmi elbisesini yaz-kış üzerinden çıkarmayıp, hep öyle dolaşan 60-65 yaşlarındaki bir kişi, bu resmi yürüyüşlerin ilk başına geçerek, elindeki bir bayrakla yürür, ağzındaki düdüğüyle de, çalınan trampet seslerine tempo tutardı. Silahlı kuvvetlerinde görevliyken, eğitim sırasında bir top patlamasıyla kulakları sağır olmuş, birazda unutkanlıklarla devam eden askerlik hayatında malülen emekli edilmiş, emekli edilmesine rağmen üzerindeki askeri elbiseyi bir daha hiç çıkarmamıştır. Ona Kozan'lı sahiplenmiş ve hatta Kozan mezarlığına giderken sol tarafta bahçeli evi olan vatandaşlardan bir tanesi, bahçesine Yakup Çavuşun kalması, soğuklardan üşümemesi için ufak bir kulübe yaptırmış ve onu korumaya almıştır. Kozan; tarım açısından iş imkanı fazla olan bir beldedir. Bu yapısı fazlaca köylerden, yurdun başka illerinden nispeten göç aldırmıştır. Beldenin "Köprü Başı" tarafında arap uşakları vardır. Arap uşakları Kozan'a Hatay tarafından gelen sanırım Suriye kökenli vatandaşlardır. Birde Kozan'a Erzincan'ın Varto kazasındaki büyük deprem nedeniyle, ordaki depremden evlerini kaybeden vatandaşlar gelmiş, yerleşmişlerdir. Varto'dan gelen bu vatandaşlar; Kozan'ın Saimbeyli yolunun sol tarafındaki, benimde 3 yıl okuyup tahsil hayatımı yaşadığım ortaokulumuzun arka taraflarına kalan boş tarlalarına, çadırlar kurulup, konuşlandırılmışlardır. Biz çocukluğumuzda, okulların kapanmasıyla, ya portakal bahçelerinin olduğu Tavşantepe istikametindeki derenin olduğu bölgelerde, yahutta Hacımuzelli köyü tarafındaki Kozan çayının Kumlugöl dediğimiz kısmında, yüzerek zaman öldürür ve bu zamanları arkadaşlarımızla kahkahalar atarak, çocuk olmanın tadını, neşe-i muhabbet içerisinde geçirirdik. Türküleri ve şarkıları radyolardan ve sinemaların film başlamadan evvel çalan pikaplarından dinlerdik. Bazı zamanlar "Böyle güzel gördünmü sen gözlerim" adlı, Ahmet Sezgin'in şarkısı kulaklarımız yer bulmuş ve bu işgaliyle bizi etkilemişse, bir başka zaman Şükran Ay'ın "kahverengi Gözlerin, Kalbimi Kıra Kıra" şarkıları etkilerinde kaldıklarımız olup, tamamını bilmesek de, gezerken, tozarken ama ıslıklar çalarak ama duygularla söyleyişilerimizde, dillerimizden düşmemiştir. Bu kentte; arkadaşlarımız arasındaki komik bulduğumuz en ufak hareketler, bir aralara gelindiği zamanlar, onun da yanımızda olmayışını fırsat bilerek, bir kaç arkadaş onsuz bir araya gelişlerimizde, onun anlattığı öfke veya tenkit içeren yüz ifadesini taklit eder ve kahkahalarla dolu dolu gülüşlerimizin sürdüğü çok güzel geçen zamanlarımız oldu. En koyu, en samimi dostluklar ve arkadaşlıklar kabül edilirki ilkokul ve ortaokul evrelerindeki çocukluk arkadaşlıklarıdır. Ara ara evde televizyonda trt de eski filmler oynar. Bu oynayan filmleri o zamanlar seyretmiş olsam da o eski günler yadetmek adına tekrar seyrederim. Kozan'da ilkokul 5.sınıftan Zafer Yeğenoğlu arkadaşımla çok anım olmasına rağmen, bu filmleri seyrederken Zafer'le olan bir anım aklıma geldi. Bi rgün Zühal Sinemasında Zafer'le "Dünyayı Kurtaran Kadın"diye bir film izlemiştik. Galiba yanlış hatırlamıyorsam ya Nazan Şoray yada Hülya Koçyiğit'in bir filmiydi. O günkü yeşilçam şartlarıyla ne amaçla çekildiği bilinmeyen, seyredenleri martaval konusuyla güldürdüğü gibi sanırım filmi çekenleri bile çilelerden çıkardığı düşünülen bu filme, Zafer arkadaşım; filmden sonra evlerimize giderken değerlendirme yapmış; "Dünyayı değil, Kozan'ı bile kurtaramaz" diye öfkeyle, zamanımızı boşa harcadığımızı, verdiğimiz paranın buna değmediğini söylemiş, bende Zafer'in açığını yakalamış "Haydi Zafer gidip paralarımız geri isteyelim" diye dalga geçmiş kıkır kıkır gülmüştüm. Hey gidi günler, her hatırasıyla aha şu anki gibi bir bir aklımdan silinip gitmeyen o güzelim günler artık mazinin derinlerinde gömülüler. Kozan'da kebabçılar vardır, kebap Adana yöresinin olmazsa olmazlarındandır. Acılı kebapların yanında o yöreye mahsus acılı şalgam muhakkak içilir. Sokaklarda yöresel giysileriyle sadece belirli zamanlarda buzlu şerbet satıcıları sırtladıkları içi şekerli su yahut limonatamsı bir karışımla dolu tunçtan veya sarı alaşımdan olduğunu sandığım, şişman ibriklerin devasa büyüğünü düşünün, böyle bir testiyle dolaşır, eğildikleri zaman ibriğin ülüğünden, bellerindeki kemer gibi arkadan bağlı, dizdikleri özel bir bardak muhafazasındaki yerden, bardakları rahatça alarak, şerbet doldurdukları küp büyüklüğündeki bu kapla "Haşlama,yokmu sebil ettiren" diye bağırışları halâ kulaklarımı çınlatırcasına, anılarımda yer işgal eder. Yine o yıllarda buzdolapları herkeslerde olmadığından Kozan'ın Ulu Camiisi yanında bir yere, belediye yada bu işleri ticari olarak yapan kişiler, kamyonla dik dörtgen biçiminde fazla ağır ve hacmi geniş olmayan buz kütleleri getirir, bunu vatandaşa o zamanlarki bedel olan olan 2,5 tl.ücretle satarlardı. Yaz sıcaklarında sular bu buzlarla soğutularak içilirdi. Sonraları Babam bir buzdolabı almış ve buna günlerce sevinmiştik. Kozan; karşıdaki dağların sıra sıra dizilişleriyle, kalesiyle, kalesinin arkasındaki Adana'ya kadar olan toprakları ve portakal bahçeleriyle farklı bir güzelliktir. Şimdi duyuşlarımda, kaleye arabayla bile çıkılabilecek yollar açılmış. Halbuki biz en zor yerlerinden çocukça çılgınlıklarla bu kaleye çıkmış, bundan fetih yapma sevinci duymuşcasına zevk alarak, arkadaşlarımızada bir araya geldiğimiz zamanlar "Kalenin en zor yerinden kaleye çıktık" diye havalar atarak, mutlu olmuştuk. Bir kent sevilir, hemde çok sevilir ama burada sevdikleri varsa,sevdikleriyle anıları bu kentte yaşanmış,paylaşımları olmuşsa,kişinin hayatında daha fazla bir anlam ifade eder.İşte bu kentte sevdiğim arkadaşlarım yaşar. Onlarla geçirdiğim günlerim ve paylaşımlarım var. Arkadaşlarımdan Zafer Yeğenoğlu ve Amcasının kızı Pürlen Yeğenoğlu (Coşkun) iletişimim var.. Telefonum çalıyor, Arayan Pürlen. Çocukluğundaki gibi duygu yüklüydü, eski günleri konuşurken yine kahkahalarımız çınladı. Söz verdik, hepimiz birbirimizi arayıp, bulup yine Kozan'da bir araya gelmek ve buluşmak üzere.24/Haziran-2015 Şerafettin Sorkun/Anamur'dan Meryem Urlu Gündüz=Yine çok güzel bir anı yazısı olmuş, inşallah tüm arkadaşlarınızı bulursunuz Şeref abicim.. Teşekkürler Sevgili Meryem..Bana birgün Çömeleği ve Mersindeki Gar'a yakın evde oturduğun anılarını yazarsan sevinirim.Sevgiler.Hepinize slm.lar.. Nurettin Sorkun=Ağa dökturmussun yine okudukca bizlerinde hatiralari tazeleniyor, Cumrada disarlarda yatan bir deli AYIS vardi Yazlik sinemalardan konu acilinca o aklima geldi , Bilmem animsayabildinmi? selamlarimla.. Nurettin AYIŞ' ı anlattım bir yazımda göndereyim. Gökçen Gözde Canlı=Okudukça Adana hasreti sarıyor beni.Güzel memleketimi hasretle anıyorum bende.. Sevgili Gökçen bir şehir sevdikleri ve yaşananlarla anlam ifade eder, Adana'da hayatımızın en güzel günlerini yaşadık. Adana sevilmezmi?.. Zafer Yiğenoğlu= Sevgili Şerafettin, ne güzel yazmışsın,eline yüreğine sağlık. İzninle 2 konuda bir şeyler yazmak istiyorum. Kozan'la ilgili yazında, Kozan'daki Arap'lardan söz ederken Fellah (Çiftçi) Arap Uşağı olduklarını belirtmişsin. Adana Merkez ve bir kaç ilçesinde bulunan bu vatandaşlarımız; (Nehiri Islah için Kavala'lının oğlu, İbrahim Paşa zamanında, Mısır'dan, Nil vadisinden gelmişlerdir) Kozan'da yoktur. Kozan'daki Arap'lar; 1.cisi çok eskiden gelen ilk müslümanların torunlarıdır. (Sayıları oldukça azdır) 2.cisi Moritanya olanlardır. (Ortaokuldayken Hayrettin ve Senin bayağı arkadaşınız vardı) Libya'dan çekilirken Atatürk'ün himayesiyle gelmişlerdir. Öyküleri 100 filme seneryo olur. Kozan'lılarla tamamen karışıp, kaynaşmışlardır. Ölmüş büyükleri de Kozan'da sevilip sayılırlar. Zafer'e verdiği bu bilgiler için teşekkür ediyorum. 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Geçmiş Günlerden Kozan

Geçmiş Günlerden Kozan

Şerafettin Sorkun Şerafettin Sorkun