Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet 1 Online Üyeler
(0 oy)

Güneş İçin Her Gün Doğulur mu

Güneş için her gün doğulur mu? Renkler açar mı Güneş için her gün doğulur mu? Renkler açar mı her sabah? Yeniden Bir umut doğar mı her sabah? 

🩷 

Yaşananlar birer yalanmış. Beklentiler, zaman, olgunlaşan anlar, anılar, hayatın koşuşturmacası içerisinde teslimiyet gibi anları tek bir an içersine koymak. 

🩷 

Adam ve kadın sessiz sakin bir şekilde denizin kenarında yürüyorlardı. Kadının üzerinde beyaz bir elbise, kovboy çizmesi. Adamın üzerinde kırık beyaz keten gömlek ve pantolon. Pantolonun paçaları kıvrılmıştı. Yitik zamanları zihinlerinde sessizce yad ediyorlardı. 

Arkalarından bir kaç genç çocuk ve bir de küçük bir çocuk vardı. Küçük çocuk koşmaya ve Kadının elinden tutup koşturmaya başladı. Birlikte neşe içinde koşarken adam içinde tuhaflık hissetti. Sanki yıllardır aradığı, kaybettiği ve bir daha bulamayacağını sandığı bir şey. Uyuyan bir dinazor uykudan uyanır gibiydi. Sarsıldı ve içinde depreşen o şeye teslim oldu. Arkalarından koştu. Çocuğa yetişti. Kadın hala koşuyordu. Çocuk kadar şen bir hali vardı. Çocuğu havalandırdı, etrafında dönderdi, deniz dalgalarından gelen köpük üzerlerine sıçradı coşkukarına ortak oldu. Kahkaha sesi etraflarındaki dağlara çarpıyor ve kadim bir ses gibi geri dönüş yaparak kahkahaları çoğaltıyordu. Adam çocuğu bıraktı kumlar ve denizin kıyıya vuruşu ile dans etmesine izin verdi ve kadının ardından koştu. Nefes nefese ona yetişti. Bileğinden tuttu. Kadın sersemledi ve birlikte üst üste düştüler. Adamın nefesi sıcaktı. Kadının yanaklarına değiyordu. Gözleri ateş gibi parlıyordu. Kadın tatlı bir rüya gibiydi. Sıcak anları güzelleştirendi. Dudakları kiraz kırmızısı, gözleri pırlanta gibi parlak ve ışıl ışıl ışıltı saçıyordu. Deniz dalgaları kumlar ile birlikte altlarından geçiyordu. Kadının saçlarında kum taneleri batan güneşin son ışıltısı ile yıldız edasında parlıyordu. Adam dayanamadı onu inilti ile öptü. İçinde kayan yıldız göğe ulaşmak için çırpınıyordu. Elleri birbirine kenetlendi. Deniz ile ritmik hareketler hızlandı. Deprem içten derin bir sarsıntı ile geliyordu. Büyük bir metafor. Dağın içindeki büyük Volkan az sonra hareketler içinde derinliklerinden bir yerden fışkıracaktı. Büyük bir eda ve naz ile hıçkırıklar ile geliyordu. Kadın narin narin gözyaşını akıtıyordu, derinden gelen bir su tanesi. Yağmur bulutu içteki yangını söndürürcesine akıtıyor ve dudakların ateşine değiyor bir demiri soğutur gibi soğutarak şekiller aldırıyordu. Gülümsetiyor, ısıtıyor, parlatıyor, dövüyor, soğutuyordu. 

Bir an çocuk yanlarına geldi adam gülümsedi çocuğun elini tutup yanına çekti gıdıklıyor ve oynuyorlardı. İç içe bir aile. Sıcak ve tatlı bir an. Uzun zamandır unutulan hislerin kuvvetli bir geri dönüşü gibiydi eve dönüşün hikayesi. Tüm aşklara ezber bozduran cinsten. Gökyüzünde parlayan yıldızlar, deniz ve ay hep beraber gülelim eğlenelim diyorlardı hep böyle olsun anlar. Akan deniz gibi berrak ve temiz. Bir çağ yangını unutulan bir his. 

Ve ben dedi "hayat" bir ışık ile : istesem hayatı boyarım pembeye! Silerim herşeyi... döndürürüm şansı hece hece her kelime ile sustuğum her an için yeniden yazarım bir kerede. Ve ben istersem. Ah bir istesem aldırmam geçmişe geleceğe. Silerim ve başlarım en başından herşeye. Ah ben, Ah ben ,benzedim sana git gide...Gördün mü bak sen gibi oldum işte.

Uslup sevmenin başka bir yönüdür. 

Gecelerin bana söz veriyor

Sonsuz baharlar,

Aşkın her mevsim açtığı yollar için

Olmayacak bir hayale tutuk düşlerim

Anlatamam

Anlayamazsın

Yazamam

Okuyamazsın

Her gece açılan penceremden Baharı koklayamazsın

Düşlerimde ben istersem var olabilirsin ve ben istersem güneş, istersem ay gibi doğarım pencerenden içeri ve sızarım ince ince puslu bir sis olur girerim içeri. Sen olurum alırım seni. Götürürüm en derin sevdalara bir nefes ile uzandığım geceden heceye usul usul olur akarım bir bardak su gibi içersin beni. Her daim yanındayım, seslendim, el verdim, yol gösterdim de sen beni neden hiç görmek, tanımak istemedin. Sen yalnız sandın kendini ama buradayım işte doğan güneş, kelebekler, kuşlar, ay ve yıldızlar ile göğe her baktığında, her beni andığında içinde bir yerde yanı başında. 

Duy sesimi ve hisset içinde ki aydınlığa sarıl. Bırak serzenişlerini derin bir sevdaydım ben. Hayatı gör en sade ve duru bir bakış ile. Nefes al derin bir sevda gibi. Doldur içini. Boşalt hezeyanlarını birer birer bir sürahiden boşaltırcasına içindeki kirli suyu. Gözyaşı her daim keder için gelmez biraz da mutluluk için akar. Şimdi yaşamayacaksam ne zaman yaşayacağım hayat diye soruyorsun ya bana. İşte cevabım : içindeki müziği hatırla ve dans et hayat çok düşünmek ve gerçekten dolu dolu yaşamak istiyorum diyenler için çok kısa. Anı anlar ile çoğalt. Tıpkı bir fotoğraf karesi gibi. İçten içe, içten dışa dönüktür hayat. Nefessiz kaldım sanırsın da nefes alıyorsundur fark et. Sabır içeceği en zor olandır. İçinde volkanlar kaymadığında bir de öfke olduğunda nasıl durdurmayı biliyor ise dağlar sen insansın alasını yaparsın hatırla. Öfke yönetimi ve yöneticisi olmayı boşuna mı öğrendin onca yıl hani nerede öğrendiklerin bir sorgula. Düşün yani ey sevgili insan. Ne de güzel vermiş yaradan sana en güzel özellikleri. Herşeyden üstün ve herşeyin üzerinde üstün. Her ilim ayrı gelir kişiden kişiye. Her bilim ayrı gider hürmet edene. Hayatım ben yaşa içimde. Yaşat sevgileri derinden derinden tıpkı bir deniz gibi. Tıpkı bir gökyüzüne uçan kuş gibi. Tıpkı bir karada yol alan kaplumbağa gibi. Sakin, dingin, mutlu ve huzurlu anlar yaşa ve yaşat. Çemberi büyüt sar ve sarmala Yaşamı. Çocuklarına da öğret anları taçlandırmayı. Taçlandırmayı unutma elinden tuttuğun sevdayı ve bir daha bak işte o senin yarın. Senden olan bir parça. 

🩷 


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Güneş İçin Her Gün Doğulur mu

nurcan-dogru nurcan-dogru