Ah Hüma Ah
Ahh Hümâ! Ah…
Yüreğimin en dipsiz kuyusu, ömrümün en muazzam yarası...
Sen şimdi "bilemezsin" dediklerimin ağırlığı altında ezilirken,
Ben senin o alevden kanatlarının altında kendi gençliğimi uğurluyorum.
Yüreğimin en dipsiz kuyusu, ömrümün en muazzam yarası...
Sen şimdi "bilemezsin" dediklerimin ağırlığı altında ezilirken,
Ben senin o alevden kanatlarının altında kendi gençliğimi uğurluyorum.
Ahh Hümâ!
Kasvetin gergefinde ilmek ilmek dokudun bu ayrılığı,
Şimdi hangi kelime teselli eder, hangi teselli iyileştirir bizi?
Kasvetin gergefinde ilmek ilmek dokudun bu ayrılığı,
Şimdi hangi kelime teselli eder, hangi teselli iyileştirir bizi?
Geldin...
Hicranımın orta yerine bahar gibi çöktün,
Lâkin ne senin eriyişin çare artık, ne de benim bu bitap sitemim.
Gözlerin hâlâ o eski, mağrur aşık bakışını arıyor bende,
Oysa bende kalan tek şey; un ufak ettiğin varlığımın külleri.
Oysa bende kalan tek şey; un ufak ettiğin varlığımın külleri.
Bilmeyeceksin!.
Bilmeyeceksin Hüma!..
Pençelerin canımı acıtmıyor artık, çünkü acıyacak bir can bırakmadın;
Çırpınışlarımızda nafile, lakin bu esaret ikimizin de ortak kaderi.
Pençelerin canımı acıtmıyor artık, çünkü acıyacak bir can bırakmadın;
Çırpınışlarımızda nafile, lakin bu esaret ikimizin de ortak kaderi.
Ahh Hümâ!
Bir zamanlar gökkuşağım olan o yakamoz buğuları,
Şimdi alabildiğine gri, alabildiğine dumanlı
Madem sustuk, madem bittik avuç avuç yavaş yavaş;
Bırak sular tamamen çekilsin, bırak karanlık bizi tamamen yutsun.
Bu gök kubbe ikimize de dar artık...
Uyu şimdi şenliğine hüzün yayılan o izbe sokaklarımda, uyu...
Bir zamanlar gökkuşağım olan o yakamoz buğuları,
Şimdi alabildiğine gri, alabildiğine dumanlı
Madem sustuk, madem bittik avuç avuç yavaş yavaş;
Bırak sular tamamen çekilsin, bırak karanlık bizi tamamen yutsun.
Bu gök kubbe ikimize de dar artık...
Uyu şimdi şenliğine hüzün yayılan o izbe sokaklarımda, uyu...
Ah Hüma!..
Bilemezsin Hümâ, bilmeyeceksin!.
Sen yokken bu göğün kaç kez yıkıldığını başıma,
Kaç gece yıldızları gözyaşlarımla boğduğumu,
Ve kaç kış, penceremde senin yolunu beklediğimi bilemezsin.
Sen yokken bu göğün kaç kez yıkıldığını başıma,
Kaç gece yıldızları gözyaşlarımla boğduğumu,
Ve kaç kış, penceremde senin yolunu beklediğimi bilemezsin.
Bilemezsin sana amade iklimlerimin nasıl ayaza döndüğünü,
Sana kuşuçuşu menzildeyken, ruhumun kaç fersah uzağa gömüldüğümü
Bilemezsin, sessizce "hoş geldin" derken içimin nasıl kan ağladığını,
Sana sarılmak isterken bu kolların, aslında kendi tabutunu sardığını.
Sen Kaf Dağı'nda hercai sanrılarla çırpınırken,
Ben burada yokoluşumun festivalini tek başıma nasıl kutladığımı
Ve bendeki bu viraneliğin, senin eserin olduğunu...
Ben burada yokoluşumun festivalini tek başıma nasıl kutladığımı
Ve bendeki bu viraneliğin, senin eserin olduğunu...
Ah Hüma ahh!..
Ağlattığın sığmaz hiçbir cümleye, pişmanlığında yetmez bu maziye.Madem ki geldin, madem ki vurdun kendini yalnızlığımın kıyılarına;
Sadece otur ve izle ağır ağır batışımı
Hoş geldin ölümüme, hoş geldin bitmeyen hicranıma!
Dahasını bilemezsin bilmeyeceksin Hüma!….
Ah Hüma Ah başlıklı yazı DAMLLA tarafından
26.05.2026 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 2
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.