Sükuta Düşen Sevda
Efkârın dumanı genzini yakıp da midene oturursa,
Pencerenden sızan ay ışığı, yüzünü değil de yalnızlığını döverse,
Ve ansızın dağılırsa göğündeki o sığınacak ağır bulutlar;
Anla ki yol bitti sevdiğim, bu hikaye burada bitmiştir,
Senin her halini ezbere bilen o adam, kendi yoluna gitmiştir.
Üstünden geçen kuşlar kanatlarında sessizlik taşırsa,
Gökkuşağı, renklerini hüzünlü bir vedaya boyarsa,
Ve gözlerinde biriken yaşlar, kirpiklerinden süzülmeye yer bulamazsa;
Bil ki artık bu yorgun can, sessiz bir yasa dolmuştur,
Varlığım o gün bir gölge gibi, ebediyen solmuştur.
Ufukta ay, gümüş bir hançer gibi parladığında;
İçindeki o mahzende eski bir tını yankılanmıyorsa,
Gözlerin buğulanmıyor, kalbin bir sızıyla irkilmiyorsa,
Ve artık "özlemek" kelimesi senin için dilsiz kalmışsa;
İşte o zaman bu büyük sevda, sonsuz bir sükûta düşmüştür,
Beni unuttuğun o kara günde, o gezgin adam ölmüştür.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.