Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
04.06.2026 · 27 · 0 · Tahmini 7 dk okuma
PDF olarak indir

“Çankaya Köşkü” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Çankaya Köşkü

2016 yılıydı. 21 Nisan Perşembe günü, Erkut Kötülek isminde bir beyefendi, Facebook hesabı üzerinden arkadaşlık isteği gönderip bir mesaj atmıştı. Bana nereden ulaştığını bilemiyorum ama o güne değin beş yıldır Ankara şiir camiasından tanıdığım kıymetli hatip ve şairlerin dostu Ali Adanır Bey tek ortak arkadaşımız olarak görünüyordu. Tahminimce Ali Bey vesilesiyle ulaştığı bendenize gönderdiği mesajında; acilen karikatüriste ihtiyacı olduğunu belirtmiş ve telefon numarasını iletmişti. Aradım, konuştuk. 24 Nisan Pazar günü Başbakanlıkta yapılacak olan resepsiyon esnasında konukların karikatürünü çizebilecek bir çizere ihtiyacı olduğunu söyleyerek bu iş karşılığında 500 lira ödeyeceğini ifade etti. Anlaştık ve sözleştik.


Aynı gün akşamüstü Kızılay’a geçtim. KPSS sınavına hazırlık üzerine hizmet veren bir dershanenin sahibi ile randevulaşmıştık. Bir süre dershanenin içindeki makam odasında bu beyefendi ve birkaç öğretmen ile birlikte sohbet edip yeni çizim projeleri hakkında konuştuk. Birkaç aydır bu dershanenin, KPSS sınavına hazırlanan öğrencilerin faydalanması için basıp yayımlayacağı çeşitli ders kitaplarının kapak ve iç sayfa resimleme işlerini yapıyordum. Geçtiğimiz günlerde çizdiğim karikatürler karşılığında alacağım olan 400 lirayı talep etim. Bir zarf içinde ödemeyi gerçekleştirdiler. Zira buna çok ihtiyacım vardı çünkü düzenli bir işim ve maddi gelirim yoktu. Bu para sayesinde birikmiş borçlarımın bir kısmından kurtulacaktım çok şükür. Maddi kazanç sağlayabildiğim tek işim; talep olduğu vakit sipariş üzerine çizim ve resim yapabilmekti. O da her zaman olmuyordu. Belli bir yerim de, reklamım da, yardımcım falan da yoktu. Atanmamış bir eğitimci adayıydım sadece.


Bu dershane sahibiyle, 30 saniyelik bir çizgi filmden oluşmasını hayal ettikleri reklam projelerini hayata geçirebilmek üzere aynı gün anlaşmaya vardık. Bu doğrultuda müsaade isteyip dershanenin en üst katındaki Grafiker Murat Beyin odasına çıktım. Kendisiyle ortaklaşa yapacağımız proje hakkında görüştükten sonra Konur 2 sokaktaki müdavimi olduğum Ekfârım isimli kafeye uğrayıp mekânın işletmecisi Şerife Hanım, müzisyen Mahmut Yıldız ve Efdal Çelik’le buluştum. Bir müddet oturup hoş sohbet ettik. O sırada şair Ertuğrul Yılmaz ağabeyim aradı. Kendisi o an Şair Ali Altınlı’nın Balgat’taki evinin kapısının önünde olduğunu söyledi. Bir yandan da telefonda duyacağımız şekilde kapıyı çalıyordu. Şakalaştık ve selamlaştık. Yeni çizim siparişleri olduğunu söyleyen Ertuğrul abi;


“İşleri büyüteceğiz inşallah Müdür” dedi.


Sağdan soldan karakalem veyahut da karikatür siparişi toplamaya gayret ediyorlardı. Aynı zamanda Şerife Hanım da çizim siparişleri almaya çalışıyordu benim için. Bu insanlar güzel ve özel insanlardı doğrusu. Dostlukları, ince düşünceleri ve destekleri unutulmaz. O gün hava oldukça serindi ama insaniyet duygusu ve saf dostluk gayet sıcaktı. Oradan ayrılıp saat 22:00 otobüsüyle Hasanoğlan’a dönmüştüm.


Cumartesi günü organizatör Erkut Bey beni aradı; Çankaya Köşkündeki programla ilgi konuştuk. Ertesi gün öğleden sonra saat 13:00’de köşkün 5 numaralı girişi olan “Basın Kapısı” önünde hazır olacaktım. Banka hesabıma kaparo olarak 200 lira yatırmış. Geri kalan ücreti Pazartesi günü yatıracağını belirtti. Eskiden Cumhurbaşkanlığı konutu olarak kullanılan meşhur köşk artık Başbakanlık konutu olarak değerlendirilmekteydi. Karikatür sanatımla devletimizin bu tarihi mekânında yer alacak olmanın verdiği heyecanla sabahı sabırsızlıkla bekledim.


24 Nisan 2016 Pazar günü, saat 11:30 civarı memleketim Hasanoğlan’dan yola çıktık. Babam beni Çankaya köşkünün 5 numaralı kapısının önüne kadar bıraktı. Arabanın yakıtı olan otogaz masrafını ben karşıladım. O sıralar cebimde harçlık olduğundan dolayı böyle jestler yapıyordum. Kapıdaki görevli memurlara ve yetkililere karikatürist olduğumu söyleyip kimliğimi bıraktım. Ellerindeki listede ismimin yer alıp almadığını kontrol ettiler ve yanıma tayin ettikleri bir görevli eşliğinde ağaçlar arasında uzayan yoldan bir müddet yürüyerek köşkün önüne vardım. Bana ayırdıkları standın yerini gösterdiler. Yerim, hemen köşkün kapısının önünde, merdivenlerin dibindeydi. Bahçe içerisinde birçok stant kurulmuştu. Saat 14:00’de başlayacak olan program için hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyordu. Köşkün bahçesine iki adet dev sahne kurulmuş, çocukların oturması için getirilen koltuklar yerleştirilmiş ve bir şenlik ortamı oluşturulmaya çalışılmıştı.


Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımıyla Çankaya Köşkünde ilk kez gerçekleştirilecek olan bu çocuk şenliğine, yurdun 81 ilinden şehit ve gazi çocukları başta olmak üzere ilköğretim öğrencileriyle birlikte Suriyeli çocuklar davet edilmişti. Başbakan ve eşi Sâre Davutoğlu, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ile Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı bu şenliğe katılan üst düzey protokoldü. Davutoğlu’nun Diyarbakır ziyaretinde İstiklal Marşının on kıtasını ezbere okuyan 7 yaşındaki Kübra Hilal Arslanoğlu, Eskişehir’de sokakta yürürken rüzgârın etkisiyle yüzüne çarpan Türk bayrağını defalarca öpüp alnına koyan Beren Nâfi Alsan ve kardeşi Ceren Alsan ile okul bahçesinde yere atılan Türk bayrağının parçalanmak istenmesine müdahale ederek bayrağı direğe asan Uğur Saraç, Emirhan Rezbiç ve Mehmet Duruk da şenliğe katılanlar arasında yer almıştı.


Köşkün bahçesinde resmi karşılama törenlerinin düzenlendiği alanda kurulan ebru, çömlek, hatıra sikke basım stantlarını çocuklarla birlikte gezen başbakan, öğrencilerle ebru yaptı, külahlara dondurma koydu, mısır dağıttı. Dereceye giren bir kız çocuğuna İstiklal Marşı okuttu. Yiyecek ve içecek stantlarının yanı sıra arkeoloji, müze, hat sanatı ve benim temsil ettiğim karikatür stantları mevcuttu.


Başbakanın tüm stantları tek tek gezdiği ve benim standıma doğru yavaş yavaş yaklaştığı esnada görevliler tarafından “toplu fotoğraf çekimine yer açmak” amacıyla standımın yeri birdenbire değiştirildi ve ziyaret edilmiş stantların yanına taşındı. Bu nedenle başbakan, benim karikatür standımı ziyaret edememiş oldu. Oysa hemen öncesinde, başbakanın standımı ziyaret etme ihtimaline karşı 5-6 dakika içerisinde hayâlimden başbakanın hızlı ve renkli bir karikatürünü çizmiştim. Bir umut belki hediye etme şansım olur diye düşünmüştüm. Maalesef yerim değiştiği için hediyemi bizzat takdim etmek nasip olmamıştı. Standıma ilgi çok yoğundu. Çocuklar heyecanla ve ilgiyle karikatürlerini çizdirmek için etrafıma toplanmış ve sıraya girmiş vaziyetteydiler. Hızlı ve pratik çizimler yaparak birçok çocuğun isteğini yerine getirmeye çalıştım. Hepsini kısa sürede çizebilmek elbette mümkün değildi. Yine de epey çocuğun renkli karikatürünü çizebildim. Tabiri caizse çizim yapmaktan başımı kaldıramadım. Oturmaktan belim ve çizmekten bileğim ağrıyana kadar çocukları çizmeye devam ettim.


Saat 18:00’de sona erecek olan bu etkinlikte sadece bir kere mola vermiştim. Program sonlandıktan sonra çantamı ve malzemelerimi toparlarken iri yarı bir koruma müdiresi yanıma gelip;


“Sayın başbakanın kızı Hacer Hanım, sizden çizimini yapmanızı rica ediyor. Çok yoğundunuz, o yüzden şimdi istedi. Vaktiniz varsa çizebilir misiniz?” diye sordu.


“Tabi, memnuniyetle” karşılığını verdim.


Kalemlerimi tekrar çantamdan çıkarıp önüme temiz ve boş bir kağıt yerleştirip masaya oturdum. Görevliler etraftaki diğer stantları ve düzenekleri toplayıp yavaş yavaş ortadan kaldırıyorlardı. Az sonra başbakanın kızı korumalar eşliğinde gelip karşıma oturdu. Seri bir şekilde karikatürünü çizerken kendisiyle sohbet etme şansı da buldum. Hacer Büke Davutoğlu, oldukça güler yüzlü, samimi ve içten bir hanım kızdı. Etrafımızdaki köşk çalışanlarının ilgisi ve korumaların meraklı bakışları altında hem sohbet ediyor hem de kendisini karikatürize etmeye çalışıyordum. Çizim devam ederken korumalardan fotoğrafımızı çekmelerini rica ettim. Hacer Hanım bana kıpırdamadan poz vermeye çalışırken;


“Çok güzel ve özel bir yeteneksiniz. Büyük saygı duyuyorum” ifadesinde bulundu. Buna karşılık teşekkürlerimi sundum.


Nerede çalıştığımı sorması üzerine serbest çalıştığımı, resim öğretmenliği mezunu olduğumu ancak sınav sistemi gereği henüz atanamadığımı belirttim. Atanmayan bir öğretmen olarak mesleğime kavuşabilmenin içimde bir ukde olarak kaldığını dile getirdim. Bu durum karşısında şaşkın ve üzüntülü bir ifadeyle yeteneğimin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.


Yağlı boya resim yapıp yapmadığımı sorduğunda;


 “Evet, zaman zaman yağlı boya resim çalışıyorum” dedim.


Bir ara renkli olduğunu fark ettiğim gözlerinin rengini sordum çünkü güneş tam karşımdan yüzüme vurup gözümü aldığından dolayı göz rengini tam olarak algılayamamıştım. “Yeşil” olduğunu belirtmesi üzerine karikatürü renklendirip tamamladım ve kendisine verdim. Başbakana takdim etme fırsatı bulamadığım karikatürü de ona teslim ettim. Çok beğendi, teşekkür etti ve babasına ileteceğini belirtti.


“Sizinle mutlaka tekrar görüşmek isteriz” dedi ve koruma müdiresi aracılığıyla telefon numaramı aldırdı.


Kalemlerimi ve çantamı toplamaya başlamıştım ki köşk bahçesinde temizlik görevlisi olarak çalışan kadınlar, Hacer Hanımla ve elindeki karikatürle yan yana fotoğraf çekinmek için adeta bir yarışa başlamışlardı. Köşk bahçesine girdiğim kapıya doğru yeşillikler arasından tek başıma yürüyerek döndüm ve Çankaya köşkünden çıkış yaptım. Bir müddet yürüdüm. Sonra bir dolmuşa binip önce Seyranbağları’na, oradan da Ulus’a geçip hareket etmek üzere olan Hasanoğlan otobüsüne bindim. Bilen bilir; memleketteki lakabım “müdür”. Önceden tanışıklığım olan şoför ve muavinin;


“N’aptın, nerden geliyon Müdür?” şeklindeki alelade sorularına cevaben;


“Başbakanın kızını çizdim de Çankaya köşkünden geliyom” diyerek karşılık verdim ve otobüsün arka kısmında bulduğum boş bir koltuğa oturdum.


Elbette inanmadılar; şakaya vurup gülüştük geçtik.


Şansım odur ki; bu günün üzerinden tam on gün geçtikten sonra Başbakan Ahmet Davutoğlu görevinden istifa etti.


Hikmet Nazlı

Çankaya Köşkünün bahçesinde Başbakanın kızı Hacer Davutoğlu’nun karikatürünü çizerken. 2016

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Çankaya Köşkü

Hikmet Nazlı Hikmet Nazlı