Yazar Olmak
YAZAR OLMAK
Doğu ülkeleri ile batı ülkelerinde hayata bakış ve ölüm algısı arasında algılama farklılığı vardır . Bir taraf da yaşam kutsanırken ,diğer tarafda ölüm kutsanmıştır..Tüm dinlerde ise ölüm kutsanmıştır. Ölüme giderken ,din adamlarından bunu fırsata çevirenler çıkabilir, izin vermeyeceksin.!
Yazmak eylemi, düşünme gücünün karanlık top gibi duran ,bir kutudan çıkarak, aydınlığa hizmet için yarışa girmesidir.Bazen milyonlara ulaşır bazen de binlerle ifade edilir.Sunum şekli ve tedavülü kitlenin yoğunluğunu belirler.Her halükarda, her eser yeni bir bakış açısı ile toplumun, ilerleyiş adımına katkı sağlar .Yazıdan evvelde aşk vardı.Okunan şiirler, anlatılan masallar, söylenen ninniler vardı.Yazının bulunmasından sonra, hayat aynı şekli devam etti .Sözlü veya yazılı her eser, o zaman yada bu zamanda ilerleyişe katkı sunan bir adımdır.Bazı ülke yazarları ise bizim ülkemizde yaşayanlar daha şanslıdır..
ALMANYA da yazarsanız ;Hayat bedava dır..Emeklilik,/sağlık /bakım sigorta piriminizin yarısını ,devlet öder .Tarihi binalarda kafa dinleme, kendinizi dinleyerek yazacak mekanlarda konaklama, bedava ve maaş desteği var .Adamlar buna “yazarlık konutu yada rezidans bursları” diyor .. Çeviri olan eserler için “Goethe Enstitüsü” gibi kurumlar çeviri maliyetinin yarısını, hibe olarak (8000 Euro’ya )öderler.Kitaplarınızı kütüphaneler satın alır ve okunan ,kütüphanede okunan her kitabınız içinde size ayrıca telif hakkı ödenir
Necip Fazıl Kısakürek gibi dönemin agresif siyasal yapısının komünizmin, sürekli açıktan yada gizli ihraç talebi tüm dünyada egemen güçler tarafından halk ihtilali riskine karşın anti kominist düşünce kulüp ve yazarları gibi desteklenmiştir . Çıkardığı “Büyük Doğu” Dergisi ve çıkan yazıları sebebi ile çeşitli kereler hapis cezası almış ve yatmıştır .Devletin örtülü ödenek desteği sebebi ile Adnan Menderes'e duruşma heyeti tarafından ,yasadışı bir şey yapılmış gibi örtülü ödeneğe ilişkin idam yargılamasında sorular sorulmuştu.Bizde okuyan yazan ve yazana yardım yapanda suçlu olabilir..
1940 yılında “Orhun Dergisi”ni çıkaran Nihal Atsız bir yazar öğretmen olarak ,cezaevinde kalmış sürgünler görmüş ve kamu görevinde yer almaması için ne gerekirse yapılmıştı. 1932 de üniversite öğretim görevlisiylende yazar olduğu halde üniversiteden atılmıştı. 1940 sonrası Diğer bir yazar “Sebahattin Ali” hakkında dergisinde yazdıkları sebebi ile hakkında dava açılmıştı. Basit bir hakaret davası, sağ sol şeklinde toplumu ikiye bölmüş ,gösteriler yapılmıştır.Bu dava ile de Stalin e” bizim Türkçü bir davranışımız yok sizin Türk halkları üzerinde nufuz istemiyoruz “ mesajıda verilmişti.1944 Türkçü Turancı davasında yargılanmış ceza almış fakat temyiz incelemesinde karar bozulmuştur.”İtler gibi yalnızız “şiirini sürgünler sonrası yazmışdı
Nazım Hikmet, o cezaevinden bu cezaevine, zorunlu göçe tabi tutulmuşken ,ömrünün neredeyse yarısını, cezaevinde Geçirmişti.. 1920/30 yılları arasında Kominist parti üyeliği, yasadışı örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmiş ve hapis yatmışdı.1938 yılında askeri okul ve donanma subaylarının onun kitaplarını okuması ,onun aleyhine bir kumpas kurulmasına yol açtı..Askeri okul öğrencisinin dolabında yasal basılmış kitabının bulunması öğrencilerden birisinin sinemada çalışan Nazım Hikmeti ziyareti” asker içine sızmak ”olarak değerlendirilmiş ve yargılamada kullanılmışıtır.. Yavuz gemisinde bir eratın dolabında Nazım Hikmet in şiir kitabı bulundu diye aynı şey donanmayı isyana teşvik olarak değerlendirilmiş ve toplamda 28 yıl ceza almışdı..Askeri isyana teşvik suçlaması ile yargılanmış ve 1950 yılında çıkan “genel afla “cezaevinden kurtulmuştu..
Şimdi doğuda sadece düşünmek suç olabilir .Buna ilişkin en somut örnek Türkiye için 765 sayılı TCK da öngörülmüş 141/142/163 maddeler “düşünce suçlarını” düzenlemişdi. Düşünceyi yaymak, örgütlenmek “anayasal düzeni değiştirmek” olarak değerlendirilmiştir.O yüzden bizde şair ve yazar olmak, sadece Düşünce gücü değil, yürek gücüde ister. ”Kurbanım” diye öne çıkarsınız .
Stalin ,SSCB de sadece “1926 Türk Dil kurultayına “katılan din ve dil adamları ,hükümet olunca katletmiş ,kurşuna dizmiş, kendi fikir ve ideologlarını Kızılordu kurucusu (Troçki)yi Meksika da bile olsa suikast le canını almıştır..
Tarihde böyledir. Fikir adamı olmak ,yazar ve şair olmak ,bazen yazdığın” besteyi” egemen lehine kullanmak ,sadece hayatını kurtarmaya yetmez .Egemen,Zehirlenir veya savaşda ölürse yeni gelen, bu sefer seni “kaçınılmaz kurban”olarak seçer. Yalakalık yaptığı yeri seçsende ,yalakalık yaptığın kişinin kaderide bazen senin kaderin olur..O yüzden halkın içinden gelen yunus Karacaoğlan halk dilini koruyarak ,eser ortaya koyduğu için bugün bile söyledikleri alıntılanır ve okunur.Saraya yakın olanlarsa, sarayın dilini kullanırlar ve halktan koparlar. Selçuklu da eser verenler farklılıklarını ortaya koymak için Farsça vermişlerdir..Osmanlı zamanı ise Osmanlıca diye yapay bir dil üretilmiştir..Saraya yaranmak , sarayın dilini geliştirirken ,”gerçeklerin ve doğruların dilini “ uzaklaşılmıştır.. Doğrudan eleştiri yoktur .Hiciv diye daha usturuplu ,bir üslup geliştirilmiştir..İki manaya gelen kelimeler, “övgü mü sövgü mü “içerir okuyana göre değişir..Yandaşsa övgü ,muhalifse sövgü olarak algılanır .Mesela ;Fuzuli “şikayetname” adlı eserinde ;kendisine Kanuni tarafından bağlanan, maaşı alamayınca “selam verdim rüşvet deyi almadılar “dediğinde bir dönemi bir cümleyle anlatmış oluyordu..Hemde ver yansın ediyordu
Yaradan tarafından verilmiş,” Düşünme gücü ve yeteneği” en değerli hediyedir.. İnsanlığın önünü açacak eserleri veren ,günde “15 dakika” gözlerini kapatarak dinlendiren Da vinci ,ölürken bile ölüm yatağında “tanrım beni affet yapacaklarım vardı, yetiştiremedim “demişti..O da yaşamında ölümle yargılanmış, ilk otopsiyi ve günümüz anatomi atlasında yer alan “kas fotoğrafı”nı birebir resmini çizdiği halde idam cezası almıştır..Galileo “dünya dönüyor “teorisini inkar et diye zorlayan ,engizisyon mahkemesinde “ama yine de dönüyor” sözünü söylemiş ve düşünen insanın, her zaman “doğru ve ahlakçı” özelliğini, engizisyon şartlarında bile ortaya koymuştur..
Sokrates “sokak konuşmaları ve söylevleri” ile “gençlerin ahlakını bozuyor” denilerek Atinalı sapkın yöneticiler tarafından, baldıran zehiri ile idam edilmiştir . Askerler almaya geldiğinde karısı” kocam bir şey yapmadı” dediğinde kafasını çevirerek, karısına doğru “yapsaydım daha mı iyiydi “ derken ölüm e giderken bile ahlaksızlığa karşı , doğruluğun şaşmaz etiketinden yana tavır koymuştu
Osmanlı döneminde Nefi nin ,Saray bürokrasinine karşı “zehir zemberek” bazende küfre varan, hiciv türünde şiirleri vardı..mesela şeyhülislam Tahir için yazdığı dörtlük;
“Tahir Efendi bana kelb demiş
İltifadı bu sözde zahirdir
Maliki mezhebim benim zira
İtikadımca kelb tahirdir"demiştir.Maliki mezhebi ndenim benim mezhebimde köpek temizdir(Tahir=temiz) 4. Murat onu sürekli korumasına rağmen, gelen bürokrasinin şikayetleri karşısında, huzura almış ve ondan hiciv yazmaması konusunda söz almıştır.Söze rağmen yanlışlığını gördüğü, sarayın damadı nın baskısı ile boğulmuş ve sarayburnu na cesedi denize atılmıştır .Haksızlık karşısında susmamak yazarın en büyük özelliğidir..4.Murat gibi psikolojik arızaları olan birisinin, karşısında dahi sözünü budaktan, sakınmamıştır..
Batı bürokrasisi ve egemenleri, derslerini iyi çalışmış ve düşün dünyası insanlarının, önünü açan yasal düzenlemeleri almış ve onları devlet bütçesinde “o kadar hasisi ve pinti “olmalarına yazar ve şairlere karşı ,karşılıksız kazandırmalar da bulunmaktadırlar
Bizde ise durum yazar ve şairlerin ,765 sayılı yasada yer alan 141 142 163 .maddelerden geçerek cezaevlerinin ,şangırtılı kapı sesleri ile laboratuvar şartları hazırlanması ile daha güzel eserler( !!)ortaya çıkarması sağlanmıştır..
Sezai Karakoç ,rahmetli olumcaya kadar tek başına bir ordu gibi “Diriliş dergisini “çıkarmış ve varlığa hizmet etmiştir..Abdurrahim Karakoç, ölünceye kadar yazmış ama ekmek kavgasını memuriyetle sürdürmüş, emekli olunca yazmaya daha çok zaman harcamıştır..”Mihriban “ şarkısının sözlerini dinleyen de okuyan da ilmî büyüklüğün,aşkın tarifsizlikteki tarifini görür..
Bizde sadece kanuni metinler “yazar ve şairi “ zorlamakla kalmaz, piyasada seni zorlar ..Kitap yazarsan ilk önce “yayınevi şebekesinin “eline düşersin” ver 30,000 TL beş yüz tane basalım sana 20 tane bila bedel veririz 10 yıllık yıllık telif Hakkı’da bizim “şeklinde cafcaflı bir sözleşme imzalatırlar .2.Aşama devlet baba Gelir
Ver kardaşım isbn numarası bedelini kitap kadar pul parası ödersin .”Oğlum ben yazdım lan ben””Bana kim verecek ?O yüzden bizde yazarsan” yaşarken mahkum, ölünce de meşhur olursun “
TORUN HALİLİ
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.