Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
29.06.2026 · 30 · 0 · Tahmini 11 dk okuma
PDF olarak indir

“Yaşam Öyküsü” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Yaşam Öyküsü

Şerif Mengütemür, 1 Haziran 1976 Salı günü İzmir'in Karşıyaka ilçesine bağlı Şemikler Mahallesi'nde dört kardeşin en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir. Doğum tarihi itibarıyla İkizler burcu olan Şerif Mengütemür, ilkokul eğitimini İzmir Karşıyaka'daki Lamia Karer İlköğretim Okulu'nda tamamlamış, ardından ortaokul ve lise eğitimine ilk şiirlerinin bünyesinde çıkarılan "Yankı" isimli gazetesinde yer aldığı Şemikler Lisesi'nde devam etmiştir.

Vatani görevini, Isparta ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde 76/2 tertip olarak tamamladıktan sonra girdiği Polis Okulu sınavında Ön Sağlık, Fiziki Yeterlilik (Spor) ve Sözlü Mülakat olmak üzere üç ana aşamada da başarı göstermesine rağmen rapor sürecinde, Emniyet Teşkilatı Sağlık Şartları Yönetmeliği kriterlerine göre gözlerinden elenen Şerif Mengütemür'ün, edebiyata olan ilgisi çocukluk yıllarına dayanmaktadır. Türk-İslâm sentezi ve vatan sevgisi gibi temaları işleyen şair, şiir yazmaya oldukça genç bir yaşta başlamış ve bu tutkusunu yaşamı boyunca sürdürmüştür. AÜ İktisat Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde okurken kendi hür irâdesiyle eğitimini yarıda bırakarak tahsil hayatını noktalamış modern halk ozanlığı ve âşıklık geleneğini sürdüren çağdaş şairlerden biridir.

Şiir ve edebiyat dünyasında eserleri ve kamuoyundaki duruşu incelendiğinde özellikle milliyetçi, mânevî, hiciv ve toplumsal eleştiri temalı şiirleriyle tanınan, geleneksel halk şiiri formlarını (koşma, taşlama) modern bir dille harmanlaması ve derinlikli imgeleri nedeniyle inandığı değerleri ifade etme aracı olarak şiiri kullandığı görülen Mengütemür, birçok ozan/şair tarafından hatıratlarda ve antolojilerde Türkçeyi ustalıkla kullanan bir kalem olarak nitelendirilmiş ve övgüyle anılmıştır.

Örneğin, lise talebesiyken tanıştığı ünlü şair merhum Cemâl Sâfi, kendisi gibi şair olan Şerif Mengütemür için "kalfam", "kıvrak zekâlı", "vasıflı şair" ve "tertemiz duyguların doruğundan seslenen" ifadelerini kullanarak onun sanatındaki ustalığını tescillemiş ve bu yolda kendisini mütevâzı ama hiyerarşik bir yaklaşımla, kendisinden sonra bayrağı devralabilecek yetkinlikte gördüğü isimlerden biri olarak tanımlamasının yanı sıra hat (yazı sanatı) yeteneğine duyduğu takdiri de her fırsatta dile getirmiştir. Bu iki isim arasındaki bağ, genellikle bir usta-çırak ilişkisinden ziyâde, aynı edebi havayı soluyan dostluk ve fikir birliği çerçevesindedir.

Geleneksel İslâm ve Türk sanatlarında "hattat" unvanını almak, usta bir hocadan icâzet (diploma) almayı gerektiren çok uzun ve zahmetli bir süreçtir. Bu nedenle hat sanatıyla amatör olarak uğraşan kaligrafisi ve el yazısı estetik olan, gerçek hattatlara saygısızlık etmemek adına "Ben hattat değilim, sadece yazım güzel" diyerek haddini bildiğini ifade eden Şerif Mengütemür, merhum şair Cemal Safi'nin, Ankara'nın Aydınlıkevler semtindeki Kovan Sokak'ta bulunan ve uzun yıllar geçirip pek çok unutulmaz eserini kaleme almış olduğu ofisinde sergilemek için isteği üzerine, başta Orhan Gencebay (Ya Evde Yoksan, Ayşen, Hadi Git, Bilseydim, Gönül Nikâhı, Tek Hece/Aşk (Var mı beni içinizde tanıyan), Ayrılık Nikâhı, Senden Sonrası, Ağlarsın Bilsen, Dön, Niye, Gelin Birlik Olalım, Gözüm Kesmiyor, vb) olmak üzere, Zekai Tunca (İmkânsız/Rüyalarım Olmasa), Selçuk Tekay (Vurgun), Muazzez Abacı, Bülent Ersoy, Zeki Müren, Ferdi Tayfur, Candan Erçetin, İbrahim Tatlıses gibi Türk müziğinin efsanevi bestekârları ve ses sanatçıları tarafından bestelenerek yorumlanmış olan 100 küsur civarında şiirini, ayrıyeten oteller ve organizasyon firmaları, özellikle toplantılar, davetler veya balolar için düğün, gala ve resmi açılışlarda; özel tasarlanan davetiyelerde kurumsal prestijlerini artırmak ve misafirlerine zarif bir dokunuş sunmak amacıyla düzenledikleri etkinliklerinde ricâları neticesinde yazım desteği sağlamış kişiye özel zarf ile davetlilerin isimleri ve hitaplarını el yazısıyla yazmıştır.

Maddiyattan ziyâde mânevîyata, dostluğa ve paylaşıma odaklanan bir duruş sergilediği bilinmekle birlikte kendisini herhangi bir siyasi partiye ait hissetmediğini belirterek "partisiz milliyetçi" kimliğini vurgular. Türk milliyetçiliği temelinde, mevcut siyasi yapıları ve partiler üstü bir yaklaşımı savunur. "Aykırı Müslüman" ifadesini ise, geleneksel dini yorumların veya tarîkat/cemâat yapılarının dışında, daha bireysel ve sorgulayıcı bir İslâm anlayışına sahip olduğunu belirtmek için kullanır.

Merhum Ozan Arif (ŞİRİN) gibi isimlerle olan yakın dostluğu ve paylaşımları, toplumsal meselelere karşı milli bir duruş sergilediğine işaret etmektedir. 

Şerif Mengütemür, Ozan Arif'in sağlık sorunları yaşadığı dönemlerde ona moral vermek amacıyla mânevî değeri yüksek duâ ve şiirler kaleme almıştır. Ozan Arif, bu şiirleri kendi resmi sosyal medya sayfalarından paylaşarak Mengütemür'den bahsetmiş ve ona teşekkür etmiştir. Aralarındaki bağı "birbirlerini görmeden (yüz yüze gelmeden bile gönül bağıyla) seven" dostlar olarak nitelendirmiş olan "Ağabeyim" dediği Ozan Arif tarafından "Şerif kardeşim" olarak hitap edilerek onurlandırılmıştır.

Ozan Arif, "ozanlık cevheri" taşıyan ve düşüncelerini samîmî bir dille kağıda döken bir gönül insanı olarak nitelendirdiği Mengütemür'ün kalemi ve vefâsı hakkında övgü dolu sözler söylemiş ve ona olan takdîrini ve samîmîyetini dile getirmiştir.

Özetle, Şerif Mengütemür'ün davası; Türk-İslâm ülküsü çerçevesinde şekillenen, milli ve mânevî değerlerin yaşatılmasını amaçlayan bir vatan ve gönül davası olarak tanımlanabilir.

"Bağımsız Türkiye" idealini savunan şiirleri mevcuttur; geçmişte Yeni7gün dergisi ve Yeni Mesaj Gazetesi gibi yayın organlarında da pek çok şiiri yayımlanmış olan Şerif Mengütemür, çağdaş halk şiiri ve ozanlık geleneği içerisinde eserler veren bir isimdir. Şiirlerinde geleneksel halk edebiyatı formlarını kullanarak güncel, sosyal ve siyasi konuları işler.

Toplumsal yozlaşmaya, haksızlıklara ve liyakatsizliğe karşı bir sitem niteliğindeki 
şiirlerinde ilâhî adaleti, dünya hayatının geçiciliğini ve hesap gününü konu alır.
Anadolu insanının karakteristik özelliği olan "minnetsiz yaşama" ve zorluklara karşı kendi imkânlarıyla direnme iradesini işleyen bir üsluba sahiptir.

Şerif Mengütemür'ün şiir yarışmalarına katılmadığına dair yaygın bir kanaat bulunmakla birlikte, sanatçının bu tutumu genel edebi duruşuyla ilişkilendirilir.

Mengütemür, şiirin bir rekabet aracı veya derecelendirilecek bir meta olarak görülmesine karşı çıkan şairler arasında yer alır. Şiirin kişisel bir rûh hâli ve estetik bir dışavurum olduğunu, bu nedenle jüri puanlarıyla ölçülemeyeceğini savunur.
Eserlerini belirli bir kalıba sokmak veya birincilik hedefiyle yazmak yerine, sanatsal özgürlüğü ön planda tutar. Edebiyatın yarışmalar üzerinden ticarileşmesine veya bir "puanlama sistemine" hapsedilmesine mesafeli durur. Bu yaklaşımıyla Mengütemür, şiiri bir "yarış" değil, bir "tanıklık" ve "yaşam biçimi" olarak gören geleneksel şair ekolünün günümüzdeki temsilcilerinden biri olarak kabul edilir.

Birçok söyleşisinde şiirin bir yarışma nesnesi olmadığını vurgulayan Mengütemür, edebiyat hayatı boyunca herhangi bir edebi gruba veya ödül odaklı oluşuma dahil olmamış, kendi bağımsız çizgisini korumuştur. Şairin önceliği, ödül almak değil, "has şiiri" inşa etmektir. Bu nedenle eserlerini genellikle ödül başvurularına göndermemesiyle tanınır. Resmi bir yarışma ödülü almamış olsa da, edebiyat çevrelerinde "sessiz sedasız" kaleme aldığı eserleriyle yüksek bir itibar görmekte ve okurları nezdinde mânevî bir karşılık bulmaktadır.

"Gördüklerimi şiirlerim" ifadesi, şairin hayatı gözlemleyerek kâğıda döktüğü, duygularını doğrudan ve samîmî bir dille anlattığı eserlerini tanımlamak için kullanılabilir. 

Şerif Mengütemür'ün, ilhamın kitabi bilgilerden değil, doğrudan gönülden (hakîkatten) gelmesi anlamını taşıyan
"kalbimden geçeni yazarım" ifadesi de, halk ozanı geleneğine uygun olarak samîmî bir anlatımıdır. Mengütemür, eserlerinde insanın iç dünyasından süzülen, süssüz ve doğrudan duyguları dile getirir.

Sözüyle özü bir olan insanlara değer verdiği bilinir. Karaktersiz olarak nitelendirdiği davranışlara (ikiyüzlülük, vefasızlık vb.) karşı tavizsiz bir duruş sergilediği ifade edilir. Kişisel duruşun ve karakterin, her türlü maddi kazanç veya mevkiden üstün olduğu fikrini savunur.

Asıl meselenin "adam gibi yaşamak" olduğunu sıkça dile getiren Mengütemür'ün, "kimseye kul köle olmaması gerektiği" gibi bağımsız bir sanat anlayışını savunduğu bilinmektedir. Yergi ve hiciv dolu şiirleriyle toplumdaki aksaklıkları, adaletsizlikleri ve samîmîyetsiz gördüğü durumları sert bir dille eleştirir. Geleneksel halk ozanlığı ve taşlama geleneğini sürdürerek, yanlış bulduğu kişilere veya zihniyetlere karşı kalemini bir silah gibi kullanır. "hak edene hak ettiği cevabı vermek" onun şiir dünyasının temel motivasyonlarından biridir.

Şiirlerinde genellikle mânevîyat, sadâkat ve varoluşsal sorgulamalar gibi konuları işlemekte geleneksel Türk halk şiiri kalıplarını ve kafiye örgüsünü tercih ederek dünya hayatının geçiciliği, ikiyüzlülük (münâfıklık) ve nefis terbiyesi gibi ahlâki konuları sert ve net bir dille eleştirir. 

Dahil olduğu edebi çevrelerde veya dergi içeriklerinde, modern çalışma hayatının dayatmalarını reddederek ömrünü edebiyata, sanata veya düşünmeye adamasından sanatın ve sanatçının hak ettiği karşılığı ve değeri yeterince gördüğüne inanmadığından ve hiçbir sosyal güvencesi olmadığından ötürü kendisini "gönüllü işsiz" olarak nitelendirmekte olup halk ozanları ve âşıklar dünyasında geleneksel hece ölçüsüyle yazdığı şiirleri ile sevilen Şerif Mengütemür, isminin geçtiği edebi ve akademik platformlarda yayımlanan hiçbir şiiri için telif veya herhangi bir ücret ödenmesini talep etmemiştir.

Ozanlık geleneği içerisinde toplumsal konulara, sevgiye ve insani değerlere odaklanan yaklaşımıyla dikkat çeker.

"Yalnızlık" teması, onun şiir dünyasında genellikle insanın hakîkat arayışı, ilâhî olanla bağ kurma ve dünyevî kalabalıklardan uzaklaşma ekseninde karşılık bulur. 

Şiirlerinde yalnızlık, bir terk edilmişlikten ziyâde, "yalnızca Hakk'ın ipine sarılma" ve adaletin peşinde gitme hâli olarak tasvir edilir.

Toplumsal ya da bireysel konularda haksızlığa uğrayanların sesi olma çabasıyla bilinmesi ve görüşlerini açık yüreklilikle dile getirmesiyle güven uyandıran bir "sözünün eri" imajı oluşturmuştur. Zorluklar veya baskılar karşısında geri adım atmayan, hakkını arama noktasında ısrarcı olan bir profil çizen Şerif Mengütemür'ün eserlerinde tasavvufi ve milli duyguları birleştiren bir üsluba sahip şairin mânevî şahsiyetlere duyduğu sevgiyi ve bağlılığı ifade eden birçok şiiri mevcuttur.

Kendisi hakkında yürütülen tartışmaları veya söylentileri dikkate almayıp kararlarını başkalarının ne dediğine göre değil, kendi doğrularına göre veren Şerif Mengütemür'ün meth edilmekten (övülmekten) hoşlanmaması, onun mütevâzı kişiliği ve gösterişten uzak durma arzusuyla ilişkilendirilmesi karakterinin bir parçası olarak "takdir edilme" beklentisi olmadan hareket ettiğinin bir göstergesidir.

Çeşitli kültür sanat dergilerinde yayınlanan dinî, millî ve mânevî duyguları harmanlayan şiirleriyle bilinen Şerif Mengütemür, eserlerinde genellikle tasavvufi derinlik, vatan sevgisi, şehadet mertebesi gibi temalar ile nefis terbiyesini ve dünyanın geçiciliğini işler.

"Gururun düşmanı Cenâb-ı Allah'tır" ve "duyan benden duymamıştır" sözünü devamlı surette dile getiren Şerif Mengütemür, şiir yazdığını çevresinden gizli tutan bir kişilik olarak da bilinir. Edebiyata ve şiire büyük bir ilgi duymasına, şiirler yazmasına rağmen bu yönünü sosyal çevresinden saklamayı tercih etmiş duygularına hakim, ağırbaşlı ve dini ilimlere düşkün bir karakter sergileyerek kaynaklarda hat/yazısının çok düzgün olduğu ve ince rûhlu bir sanat anlayışına sahip olduğu da belirtilmiştir. Bu gizlilik tercihi, onun sanatı bir gösteriş aracı olarak değil, daha çok içsel bir uğraş ve özel bir mânevî alan olarak gördüğünü düşündürmektedir.

Şair Şerif Mengütemür, genellikle edebi etkinliklerde ve göz önünde bulunmaktan ziyade eserleriyle tanınmayı tercih eden bir isimdir. Söyleşi ve panellere katılımı oldukça sınırlıdır. Şiirlerini genellikle büyük bir tevazuyla yazan ve sanatını göz önünde yaşamayı tercih etmeyen şairlerimizden biridir. Bu durum, edebiyat dünyasında "gizli kalmış kalemler" olarak adlandırılan ve yakın çevrelerinin bile onların bu derin yönünü sonradan keşfettiği pek çok değerli ismi akla getirir.

Bazı yerel kanallarda ve kültür-sanat odaklı özel programlarda konuk olarak veya şiir yorumlarıyla yer aldığı bilinse de Şerif Mengütemür daha çok milliyetçi-muhâfazakâr çizgideki edebi çevrelerde kaleminden çıkan, dünyanın geçiciliğini veya insanoğlunun dünya malına olan düşkünlüğünü şiirlerinde dile getirmesiyle tanınır.

Eserlerinde genellikle milli-mânevî temaları, Türk-İslâm sentezinin en saf hâlini temsil eden, hem savaşçı (alp) hem de derviş (eren) özelliklerini bünyesinde barındıran "Alperenlik rûhunu","Ehl-i Beyt" sevgisini ve İslâmi değerleri samîmî bir dille işlemektedir.

Geleneksel halk şiiri formuna (koşma, türkü) yakın eserler verir. Şiirlerinde genellikle "Mengütemür" veya kendi adı olan "Şerif" ifadesini tapşırma (mahlas) olarak kullanır. Tıpkı eski halk âşıkları gibi şiirlerinin son dörtlüğünde kendi adını geçirerek geleneğe tam bir bağlılık sergileyen Şerif Mengütemür'ün yazdığı şiirlerin bir kısmı çeşitli yerel/ulusal gazete ve dergilerde yayımlanmıştır.

Toplumsal duyarlılığı yüksek şiirleriyle tanınır; hem lirik (duygusal) hem de epik (destansı) bir dili vardır. Günümüzde şiirleri ve kültürel paylaşımları çeşitli sosyal medya platformları ve yerel dernek sayfaları üzerinden paylaşılmaktadır.

Geleneksel halk ozanlığı ekolüne derinden bağlı olan Şerif Mengütemür, halk kültürü ve âşıklık geleneği üzerine yaptığı değerlendirmelerde âşıkları "kalbi güzel insanlar" olarak tanımlamaktadır. Bu tanım, âşıkların toplumun vicdânını, sevgisini ve derin duygularını sazıyla, sözüyle dile getiren saf ve samîmî karakterlerini sembolize eder. Âşıklık geleneğinde bu yaklaşıma dair âşıkların dünyayı sadece gözleriyle değil, kalpleriyle gördüklerine inanılır.

Şiirlerinde ölümün bir son olmadığını, İslâm inancındaki şehadet mertebesiyle ebedi bir saadete ulaşıldığını sıkça vurgular ve geleneksel Türk halk şiiri ve âşık edebiyatı tarzına yakın, kafiyeli ve toplumsal mesaj veren bir üslup benimser.

Çeşitli platformlarda paylaşılan şiirlerinde, "Allah dostu" olarak nitelendirilen kişilere karşı derin bir hürmet ve muhabbet beslediği görülmektedir. Halk ozanı geleneği içinde yer alan özellikle Abdülkâdir Geylânî Hazretleri ve Hızır Aleyhisselâm'ın gözdelerinden Lâdikli Ahmed Hüdâî Hazretleri'ne duyduğu bağlılıkla tanınan bir "Geylânî âşığı" ve "Lâdikli Ahmed Ağa muhibbisi"dir.

Âşıklık geleneğinde bâdeli âşık (Hak âşığı), bir usta yanında yetişerek değil, rüyasında mânevî bir elden (Hızır, pîr veya üçler/yediler/kırklar) "bâde" (aşk şerbeti) içerek ozanlık yeteneği kazanan kişilere denir.

Şerif Mengütemür, şiirlerinde ve edebi üslubunda "irticâlen" (doğaçlama) yazabilme ve konuşabilme yeteneğiyle tanınan, sözünü esirgemeyen bir halk şairidir. "İlham beklemeyen, kelimeleri dâima dilinin ucunda hazır" olan bu dinamik tarzı, onun edebiyat dünyasındaki en belirleyici özelliğidir.

Türk halk kültüründe önemli bir yeri olan bâde içme (rüyada mânevî bir içecek içerek âşıklık yeteneği kazanma) geleneğiyle bağdaştırılan âşıklardan biri olarak da kabul edilen Şerif Mengütemür, dost sohbetleri ve şiir meclislerinde kendisi üstü kapalı bir şekilde ima ederek açıkça dile getirmese de, şiirlerindeki derinlik, tasavvufi izler ve âni gelen ilham kuvveti, yakın çevresi ve derin basîret ve ferâseti ile iç âlemine vâkıf olma gücüne sahip ehil insanlar tarafından mânevî bir işaret veya rüya yoluyla bâde içerek şiirlerini bu ilhamla kaleme aldığı ve şairlik yeteneği kazandığına inanılan bâdeli âşıklar arasında kabul edilmektedir. Bu durum, onun şiirlerindeki derinliği ve irticâi (doğaçlama) söyleyiş yeteneğinin kaynağı olarak görülür.

Bugüne kadar yayımlanmış basılı bir şiir kitabı bulunmayan Şerif Mengütemür'ün hayatı ve şiirleri halk edebiyatı üzerine yapılan akademik çalışmalarda ve öğrenci bitirme tezlerinde konu edilmiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı Bilgi Sistemleri Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanmış site ve Kayseri Yazarlar Şairler ve Sanatçılar Derneği (KAYSADER) tarafından yayımlanan Çıngı Dergisi gibi Anadolu merkezli çeşitli kültür ve edebiyat dergilerinde, yerel ve ulusal edebiyat yayınlarında ve Türkiye'nin en popüler dijital şiir ve edebiyat platformlarında yayımlanmaktadır.
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Yaşam Öyküsü

Şerif Mengütemür Şerif Mengütemür