Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
19.07.2026 · 312 · 6 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Ayrılık Günü” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
5 (2 oy)

Ayrılık Günü

Ayrılık Günü

Yine gerçek bir ayrılık hikayesini kaleme aldım.

Değerli kardeşlerime armağan olsun.

İsimleri bende kalsın.

Rabbim yollarını aydınlatsın...

✍️✍️✍️✍️✍️✍️✍️✍️✍️


Ayrılık Günü 


Bugün ayın on dördü, senin doğum günün.


O, en çok sevdiğin parfümü aldım,

Ve elimde güllerle geldim sana.


Yüreğimde tarifsiz bir heyecanla çaldım kapını. 


Benim kadar heyecanlı olmanı bekliyordum.


Yavaşça açtı kapıyı, ama bir terslik vardı. Yüzünde o beklediğim tebessüm yoktu.


Boynuma sarılmak yoktu.


Dudaklarından dökülen niye geldin sözü,

Buz gibi bir rüzgar estirdi.


Kısa süren bu şokun ardından, topladım kendimi.


Doğum gününü kutlamak için dedim,


Bir adım ilerledim, doğum günün kutlu olsun birtanem dedim.


Ben bir adım gittim, o bir adım geri çekildi,

Ben senden ayrıldım dedi.


Birlikte geçirdiğimiz beş yıl, koskoca beş yıl nasıl biterdi.


Her sevgili gibi bazen trip atıp,

Birbirimize küser dik.

Ama özlerdik, dayanamaz biraz zaman geçince de, barışırdık.


Önce şaka yapıyor sandım,

Şaka olmadığını anlamam uzun sürmedi.

Derin bir nefes aldım, tuttum elinden,

Hadi gidiyoruz dedim.


Etrafı ağaçlarla çevrili ufak bir göl vardı,

Her zaman gittiğimiz.


Hadi dedim, nereye dedi?


Hani bir gün beni götürmüştün ya,

Beni niye sevmiyorsun deyip, saatlerce ağlamıştın hani.


Şimdi bende orda konuşmak istiyorum seninle.


Evden nasıl çıktık bilmiyorum,

Bir anda kendimizi orada bulduk.

Etrafı ağaçlarla çevrili o göl kenarında.


Dedim hadi anlat bakalım,

Derdin ne, neden ayrılmayı bu kadar çok istiyorsun?


Gözleri yağmur yüklü bulutlar gibiydi.


Bir süre sessizce baktı gözlerime.


Sonra, seni unutmak için gitmem lazım dedi, buralardan gitmem lazım.


Bir alev rüzgarı çarptı yüzüme,

O sustu, ben ağladım sessizce.


Başını omzuma koydu, sarıldık ağladık.

Ne kadar öyle kaldık bilmiyorum.


Gözlerindeki kararlılığı gördüm, 

Anladım dönüşü olmayan yola girmiştik.


Ayrılığın soğuk ve dehşetli yüzü karşımdaydı.


Büyük bir sükûnet içinde, yola koyulduk.

Araba kendi başına gidiyordu sanki.


Ne yaptığımı bilmiyordum.

Niyetim onu evine bırakıp yola devam etmekti.

Evinin önüne geldik, arabadan inmesini bekliyordum.


Hem kırgın, hemde öfkeliydim.


Sebepsiz bir ayrılığın ateşinde yanıyorduk ikimizde.


Ben gideyim artık dedim.


Ellerimi tuttu.


Bir an içim sevinçle doldu, vazgeçme bizden gitme demesini bekledim, demedi.


Uzun yoldan geldin, yorgunsun yat uyu,

Biraz dinlen sonra gidersin dedi.


Evet çok yorgundum, adeta çökmüştüm.

Ama yorgunluk bedenimde değil, ruhumdaydı.


Arabadan yavaşça indim, eve gittik.


En sevdiğim yemekleri yapmış, sofrayı hazırladı,

Çok aç olmama rağmen, tek lokma yiyemedim.

Karnım tıka basa doymuş gibiydi.

Aç oturduğum sofradan yine aç kalktım.


Salona geçip oturdum,

Her zaman iki kahve yapardı,

Karşılıklı sohbet ederek içerdik.


Bu defa bir kahve getirdi, 

Sadece bir yudum aldım, yorgunluktan sızmışım.


Ne kadar uyuduğumu bilmiyorum,

Gece yarısı olmuştu bir elin dokunuşuyla uyandım.


Benim güzel meleğim, yanımda yatıyordu.


Uyandığımı görünce sıkıca sarıldı.


Kafamın içinde cevabı olmayan binlerce soru dolanıyordu.


Ayrılığa sebep bulamıyordum.


Gözlerimden yaşlar istemsizce akıyor.


Oda benden farklı değildi.


Gözlerimden akan yaşlar saçlarını ıslatırken,

Son kez saçlarını okşadım o ceylan gözlerini öptüm.


Dilimde sürekli tekrarladığım bir dua,

Allah'ım bu gecenin sabahını gösterme bana.


Oysa ki, o kuş seslerini dinlemek,

Bana derin bir huzur veriyordu.


Ama bu gün durum farklı,

Hiç isyan etmedim Rabbime, inancımı sarsmadım.

Ama bu gün ölmek istiyorum, 

Sevdiğim kadının kollarında ölmek.


Dualarım karşılık bulmadı, sabah oldu.


Susun dedim kuşlara, uyandırmayın gülümü.


Gözlerim yaşlı, o masum yüzünü seyrettim.

Gözyaşlarım yastığına dökülüyordu.


Henüz yavru iken ona getirdiğim kedi,

Karşımda gözlerini dikmiş bize bakıyordu.


Sonra yanıma geldi, bakışlarıyla hareketleriyle sanki beni teselli ediyordu.


Meleğim uyanıp beni o halde görünce,

Özür dilerim uyuya kalmışım dedi.


Derin bir nefes alıp, pencereden dışarı baktım,

Güneş doğmak üzere.


Olmasını istemediğim o sabah, olmuştu işte.


Ve ben ne yazık ki hala yaşıyorum.


Benim için kahvaltı hazırlamış,

Hala tokum, bir lokma yiyecek durumda değilim.


Ayrılık zamanı gelmişti, 

Ve ben neden ayrıldığımızı hala bilmiyorum.


Acı çekiyorum, yüreğim paramparça.


Bir daha ona dokunamayacağımı bilmek,

Ölümün bin katı acıydı.


Yarım kalan kahve hâlâ konsolun üzerinde duruyordu.


Tekrar baktım gözlerine, dilim değil ama gözlerim feryad figan sorguluyordu bu bitişi.


O susmuş hiç bir şey konuşmuyordu.


Masanın üzerindeki telefonu ve anahtarımı aldım.


Artık veda zamanı gelmişti,

Kendine çok iyi bak, benim için çok değerlisin dedikten sonra, kapıdan dışarı çıktım.


İşte kaçınılmaz son,

Yüreğimi avuçlarına bırakıp gidiyorum.


Hakkım sana helaldir, senden de helallik diliyorum.


Sarıldık ağladık ve çaresiz ayrıldık.


Son kez dönüp baktım gözlerine,

İyiki doğdun gülüm, sen doğdun ben öldüm.


Hoşçakal sevdiceğim, hoşçakal yüreğimin sahibi.

Ben senden değil, ben benden gidiyorum.


( Katkılarından dolayı cabbara teşekkür ederim )


.....Meryem Keskin.....

.....03.06.2026......

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (2 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 6
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com
Ayrılık Günü

Ayrılık Günü

Meryem Keskin Meryem Keskin