Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
23.07.2026 · 105 · 0 · Tahmini 7 dk okuma
PDF olarak indir

“Çanlar Kimin İçin Çalıyor” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
(0 oy)

Çanlar Kimin İçin Çalıyor

ÇANLAR KİMİN İÇİN ÇALIYOR


       Çan ve ezan sesi bütünden kopuşun , sonsuzluğa gidişin, diğer insanlara bildirimi olarak kullanılmıştır. 

        Ölüm bir kişinin gitmesi mi yoksa insanlığı ifade eden Bir bütünden eksilme midir? İnsan ,tek ve bağımsız olmayan yaradılış formülünden ayrılmaktadır . 

           Eğer insan bir bütünün parçası olmasa hücre diye bir ceza geliştirilir miydi?Kapitalizm insanlığı liğme liğme ederek yalnızlaştırıp, tüketime kurban eder miydi?Tek insan yoktur,tekilleştirilmek istenen insan vardır ve bir ceza yöntemidir..

           İslam inancında ölüm “sela “şeklinde duyurulur ve Hüseyni makamında hüzne ait olarak icra edilir..İslamiyette Sela ,bir haberleşme aracı olarak da kullanılır..Önemli olaylarda kitlenin uyarılması, uyandırılması için bir ulaktır.

            Ernest Hemingway tarafından “çanlar kimin için çalıyor;İspanya iç savaşı kitaplaşınca sela yerine ,Çan sesi daha büyük kitleler tarafından öğrenilmiş oldu..

            İlla Hristiyan olmanıza gerek yok.Mecazi anlamda kullanıldığında ,Çan çalıyorsa ya birisi ölmüştür yada bir durum için duyuru yapılıyordur..Bunun üzerine “ Çan kim için çalıyor “dersin,düşman saldırısı vardır..Papa seçilmiş duman işaretinin yanında Çan sesi ile teyid ediliyor gibi çıkarımlarda bulunursun ..Bu durumda “islam dünyasında çanlar kimin için çalıyor ? “Diye soru sorulduğunda bir olgu hakkında mevtaya Dönüşün ,haberi veriliyor anlamına gelir. Yoksa “Papa seçilmiş “bize ne “Agop öldüyse toprağı bol olsun” der geçeriz. Türkiye de uzun zamandır ,bir Çan sesi bitiyor diğer Çan sesi başlıyor ölen ölene.. Mezarlıklarda yer kalmadı .. 

           Bütüne ait olan insanın gönlünde ve zihninde yaşattığı tüm idealler ,inançlar , değerler yerle bir edildi.  

             Peki bunu bu muhafazakar insanlar mı yaptı?Foks algı yönetimine bakarsan “evet “ Oysa gerçeklere bakarsan ,Muhafazakar dediğimiz insanlar ülkenin en devrimcisi çıktılar. Havalimanlarının yolların marinaların en güzelini yaptılar .Okullar ve kamu binaları bir şehrin en gösterişli binaları oldu..Bilgi sistematiğini en son sisteme göre oluşturdular.

            Yerel yönetimler açısından baktığınızda İstanbul da yaşayan birisi ,Sonrasında ceketi bıraktığında seçilen İzmir e gelip ,gördüğünde “modernizmle keşmekeşliğin “nasıl fark ettiğini ve bunun yerel yönetim başarısı ile ilgili olduğunu görürsünüz..İstanbul çevre düzenlemesi ,insan olan yerde hemen prefabrikde olsa wc ve lavobaların yerleşke içinde yerleştirildiğini görürsünüz ama İzmir de,İzmirlinin aktığı kordon da affedersiniz çişiniz gelse oradaki esnafdan yardım istemek zorunda kalırsınız ..Elinizde çöpünüz saatlerce dolaşırsınız..Metroları karşılaştırmaya bile gerek yok.Duraklarda Akıllı tabelalar en az 15 yıldır İstanbul da uygulanıyor..Ama İzmir kasabaya dönüşmüş ,kasabanın bacası gibi duran gökdelenlerle, tek çevre yolu üzerine cephelenmiş gıdım gıdım yürüyen trafikle çile doldurursunuz ..Yine bir başka muhafazakarın yönetimindeki” Gaziantep “gibi bir güneydoğu kentinden 19 uçağın inip kalktığı bir turizm kentinin “sıfırdan doğumun yapılması” kavramsal çelişkilerimizin doğum habercisidir..Doğanın tüm güzelliklerini verdiği İzmir gibi turizmin en gözde olması gereken şehir nasıl bir “katliamla bodurlaştı“görüncede insan olanın içi sızlıyor..Şehir trafiğinin içinde liman limana giden tırlar ve evine giden insanlar hepsi aynı kadrajda insan olan utanır ..Burhan Özfatura’dan sonra ben bu şehre ne yaptım diye düşünsün…

        Sözün özeti;Yönetimsel farklılık muhafazakarların ,devrimciliği içinde yaşatmaları ve bunu icraya dökmeleri ile modernist gözükenlerin içinden çıkamadıkları fasit daire ile modern görünmelerine rağmen çıkamadıkları gericilik portresi, kolaycılığı ve faşizmidir..

             Bu durumda Türkiye felsefesi muhafazakar görüntünün altına gizlenmiş devrimcilkile ,modernizm arkasına gizlenmiş ,gericiliğin çarpışması şeklinde şekillenmektedir..

          Maalesef hukuk dediğimiz güzel sultanı savunmak iki tarafında aklına gelmediği gibi bu “savunmamamın “getirdiği hale dayalı olarak da “sona hazır olmak “kaçınılmazlığı, sonuç olarak ortaya çıkacaktır..Ve hatta bu işten nemalanan , devrimcilik kural tanımazlığı yada kuralların sıkıcılığından kurtulma düşüncesini de içinde barındırdığı için muhafazakarların işine geliyor..Bilinçli olarak da sürekli hukuk sahasına tecavüz ediliyor..

              Misalen son anayasa değişikliği ile Türk tipi başkanlık sistemi geliştirildi..Bu sisteminde başkanı anladık, Türk tipini anlamadık..

               Türk tipi yönetim dediğimizde en ilkel zamanda bile yönetime güçlü olan yetenekli olan akıllı olan cesur olan,soylu olan gelirdi.(Tonyukuk kitabesinde yönetime ilişkin bilgiler yer alır )Melikşah ın Sultan Alpaslan yanında 12 yaşında savaşa katılması,ağabeyleri olmasına rağmen naip olarak atanması ,2.Murat tarafından 12 yaşında Fatih in tahta çıkışı bilinen örneklerdendir ..İhtiyar heyeti dediğimiz ve bugün sadece muhtarlara uygun görülen “danişment kurulu” bir senato vazifesi görmüştür..Tonyukuk,Nizamümülk,Akşemsettin gibi ikinci bilge adamların birinci adam gibi kullanılması ve kurallar geliştirmesine öncelik verilmeside ayrı bir denetim kanalı oluşturmuştur.Baş olan savaşır .Baştaş olan kuralları koyar ve denetler ..Mevcut sistemde nasıl bir Türk tipi var yada hangi tarihsel gerçekliğe uyan Türk tipi var..?Hz Ali ve yüreği Türkler için ayrı bir önem arzeder ..Savaş da Hz Ali kılıcını kaldırır müşrikin tam kafasını ayıracaktır ki müşrik yüzüne tükürür..Ve Adamı öldürmez .”Neden öldürmedin “dediklerinde ilk vuracağı anda Allah rızası için savaşan Ali ,tükürülünce artık intikam saiki ile hareket eden Ali ye dönüşme ihtimali sebebi ile savaştığı düşmanı affetmiştir Müşrikde islamiyeti seçmiştir..İslamiyette her hareketin Allah rızası için yapılması kuralı geçerlidir..İslam dünyasında ise Temsilciler Heyeti gibi bir heyet Halife yi belirlerken Muaviye ile bu iş batı dünyası saltanata ve aile bağına dönüştürülmüştür.. Öleceğini bilen Hz Muhammed bilmiyormuydu kendi alt sulbundan yada yan soylardan gelen birisini Yerine atayabilirdi..Ama yapmadı .Bu ne demek ?Her türlü yönetim biçimi olabilir ama asla kana dayalı alt soydan birsi yönetime kendiliğinden geçemez..Kendiliğinden geçiş kabul edilse idi Allah rızası kuralından da sapılmış olurdu.o yetenek ve kudretli kısıtlayarak Allah rızası kuralının tam gerçekleşmesine eksiltilmiş olurdu..O yüzden islamiyette saltanat örtülü olarak yasakdır

          Getirilen Anayasa değişikliği ile yürütme erki tek elde toplanırken, eş değer güç ve balansını gerçekleştiren ,Bakanlar kurulu üyelerinin, meclis dışından atanması onların güvenoyu ve gensoru gibi denetimlerin dışına çekilmiş ,parti dışı olmaları sebeb ile de parti baskı ve disiplininden de ayrık ,sadece başkanı dinleyen ve onun denetiminde olan, icra memuruna dönüşmüştür.Bu yasal durum Tarihsel ve hukuki gerçekliğin inkarı anlamına gelir..Ak saçlılar gibi bir danışma kurulu bile olsa başkanın nefsi ile Allah rızası için mi hareket ettiğini kontrolünü yapabilirdi.Hz Ali bile nefsani davranma ihtimalinden, ayrıksı davranamayacağını ön kabul olarak görmüştür.Bu durumda başkanda ,Hz Ali olmadığına göre nefsani denetimi gerektirecek kurul şarttır..

          Anayasa nın getirdiği cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ,yasama organını da by-pass etmiş durumdadır.En olağan üstü dönemlerde bile temel hak ve hürriyetlerin, Kanun hükmünde kararnamelerle düzenlenemeyeceği temel yasayı ,hemen çıkarılacağı gibi hükümler belirlenmiştir ..Hak ve özgürlükler imtiyazlı olarak korunmuştur..Siyasi partiler yasasının oluşturduğu “genel başkan tahakkümü” ile belirlenmesi ,milletvekiliği dediğimiz yaşama görevinin,zaten kurşun askere çevirdiğinde , meclisin işlevi düşürülmüş ve sadece onay makamına dönüştürülmüş olur..

        Diğer bir devlet erki olan Yargı işlevinin yerine getirenlerin üzerinde HSK gücü vardır Hsk nın belirlenmesi ve başının Adalet Bakanı olması sebebi ile zaten bağımsız yargının “öngörülen yargı” kadar bağımsız olduğunu sonuçunu çıkarır..Yeni mahkeme açılması , buna göre görev çerçevesinin çizilmesi ,nöbetçi uygulamasına göre tutukluluk ve tedbir kararları ile

İtirazlarının incelenmesi gibi haller alışmaya çalıştığımız şeylerdi.. Görev ve yetki sınır zaten kanunun öngördüğü bir sınırlama idi .Yani Balıkesir Savcısı ,gidipte Manisa da soruşturma yapamaz .Vatandaşı gizlice koruyan bir hükümdür..Düşünsene kafayı sana takmış savcı ,elinde dosya seni izliyor ..Tarihde “Atı alan Üsküdar’ı geçti “sözü tamda görev ve yetki sınırını çizer..Osmanlı da Üsküdar Kastamonu vilayetine bağlıdır..İstanbul dediğimiz yer saraybuurnundan Eyüp e uzanan haliçin kıyıları idi..Birisi suç işlediğinde İstanbul kolluk gücünün etkisinden kurtulmak için hemen Üsküdar a geçerdi..Suçlu ilkel zamanın şartlarından sonuna kadar yararlanır ve İstanbul kolluğu gidipde orada suçluyu yakalayamazdı..Görev ve yetki kuralları da vatandaşı koruyan kalkanlardandır

             Son Bakan değişikliği ile Adalet Bakanlığımız operasyonel bir yetenek kazanmıştır..Faili meçhuller açısından oluşturulan daireler ,savcılıklar tarafından uyutulan ve zamanaşımına yedirilen dosyalar bazı hareketleri makul görmemenizi sağlayabilir .Ama kanunda öngörülen görev ve yetki sınırlarının aşılması bakan bey in Türkiye Cumhuriyet i savcısı gibi hareket etmesi sonuçuna yol açacak şekilde gelişir ve buna göre kurallar getirilirse adalet duygusu yara alır..

          Sınır “uyuyan uyutulan dosyaların “görev suçu oluşturmasa da bir takip edilebilir sınırı olmasıdır..Bu yetkinin kötüye kullanılması halinde artık uygulamada başsavcı iddianame kabulü ile mahkeme yetkisi gibi tüm ana kurallar tecavüze uğramış olur..Hsk nın başı olan bakan bey in aksine hangi hakim hareket edecektir?

          Yaşama ve yürütme gibi organların işlevsiz olması işlevsiz hale getirlmesi o kadar da önemli değildir.Bakan Eskisi Mataracı gib hüküm giymi ş Kemal Akkaya ,Ercan Vuralsan gibi dolandırıcılıkdan ceza almış bakanları biliyoruz..Bakanlar kurulu isterse olmasın ..Varlıkları ile zararlıkları eşdeğer uygulamalar ve sorumluluğu başkandadır . Ama yargıda milim sapma Allah korusun herkesi hakim herkesi savcı yapar ..Çan sesinden kimse uyuyamaz ve “çanlar kimin için çalıyor “diye sorarız ..


TORUN HALİLİ

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Çanlar Kimin İçin Çalıyor

HALİLİ HALİLİ