Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
23.07.2026 · 255 · 2 · Tahmini 4 dk okuma
PDF olarak indir

“Narsisizm Ve Aşk” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
5 (1 oy)

Narsisizm Ve Aşk

                                                          

                                                              


Aşk'a uçma kanatların yanar.(Sadi Şirazi)

Aşk'a uçtuktan sonra kanatların faydası olur mu?(Mevlana)

Aşk'a vardıktan sonra kanadı kim arar?(Yunus Emre)

Yaşadığımız çağdan tevir türlü teknolojiler çıkar, akla hayale gelmeyen icatlar çıkar, her şeyin daha kullanışlısı, daha dolusu, daha kalitelisi çıkar,o çıkar bu çıkar da bir Leyla ile Mecnun çıkmaz, çıkamaz!

21.yüzyıl insanında bir virüs gibi yayılıp giden bencillik, egoizm yetersizliğimiş gibi bir de bunların uyumu narsisizm meyveyi içten içe kemiren bir kurt misali insanların kişiliklerini kemirip çürütüyor. Can sıkıcı hikayeler son yıllarda şöyle başlıyor; teknolojik çağın içine doğan bebekler,çocukluğu yalnız ve bencilce, ergenliği sahte arkadaşlıklar ile egoistçe geçirdikten sonra,nihayetinde kimseyle bağ kuramayan narsist bir birey olup çıkıyor. Son yılların narsist bireyleri bu şekilde yetişiyor maalesef.

 Ah keşke narsist insanlar , teknolojiyle birlikte ortaya çıkmış olsalardı! Ataerkil toplumlara baktığımızda -kendi toplumumuz da dahil- eski zamanların erkeklerinde de yaygın bir şekilde narsisizm görüyoruz. Tabi o zamanlar narsisizmin, toplum tarafından adı sanı bilinmiyordu. Erkek , sırf erkek olduğu için her hakka sahip idi. Bu kişiler belki babanız, belki dedeniz, belki de büyük dedenizdi kim bilir ! İşin üzücü kısmı , kendinden başka hiçbir canlıyı hissedemeyen bu insanlar için yapacak pek bir şey kalmaması...Çıkmadık candan ümit kesilmezmiş derler ama narsist insan sayısının gitgide arttığı bir toplumda aşk, sevgi ,aile kavramlarının hayat bulmasını beklemek , açıkçası hayalperestlik olur.

İnsanların insanlara mesafe olarak yakın , hissiyat olarak uzak yaşadığı bir toplumda da Leyla ile Mecnun, sadece edebiyat kitaplarındaki karakterler olarak kalıyor. İnsanların kendine aşık olduğu bu devirde Leyla ile Mecnun efsanesini anlamlandırmak güçtür. Öyle ya vakti zamanında Mecnun Leyla’yı kendinden dünyadan vazgeçerek sevmişti. Aşkından kendini çöllere vurmuş, yetmemiş Leyla’nın aşkından Mevla’nın aşkına yürümüştü. Yani ‘’ben’’ liğini unutmuştu. Vazgeçmek hem de kendinden vazgeçmek modern dünyanın bencil, narsist insanları için idrak edilemeyecek hâllerdir. Dolayısıyla herkesin birbirini bir yığın koşulla sevmeye çalıştığı ya da sahte sevgilerle avunduğu bir devirde , bir Leyla çıkamaz. Çünkü Leyla’yı Leyla yapan Mecnun’un aşkıdır. Çağımızdan Mecnun da çıkamaz. Çünkü Mecnun’u Mecnun yapan Leyla’ya duyduğu aşktır. Doğal olarak çağımızdan ‘’Leyla ile Mecnun ‘’ çıkamaz. Çünkü ortada o ‘’aşk ‘’yoktur.

 Evet, Leyla ile Mecnun doğu edebiyatının efsanevi karakterleridir. Gerçek hayatta bu insanlardan var olmasını bekleyemeyiz fakat çağımızdaki problem şudur, aşk hikayeleri, masalları ,efsaneleri dahi çıkaramayacak seviyedeyiz. Yapacak bir şey yok , her çağın insanı payına düşeni yaşamış ve gitmiş. Bu çağın insanının nasibine de ‘’aşksızlık ‘’düşmüş! 

                      ‘’Ben bozkırım sen yağmursun , gel hadi 

                       Kuru dalım bana da çiçek , ol hadi 

                       Ben ağlayım yeter ki sen gül, gül hadi ’’   

 diye , sevgiliye can-ı yürekten yakılan türkülerden sonra geldiğimiz nokta , hakikaten tam bir sefillik. Mevlana’nın dediği gibi , ‘’Vah! Aşksız kalanın haline!’’ 


‘’ Aşk , bir teslimiyettir, bir eriyiştir. Yeniden doğmak için uyanıştır. Aşkın bütün sırrı iki kelimede ; varlığından soyunmak.’’ demiş Cemil Meriç. Eksiksiz bir aşk tarifi değil mi?

 Dönüp birbirimize, çağlarımıza, yaşadıklarımıza, ilişkilerimize dair gelişmelerin üstadın bu orijinal tarifinden ne kadar uzak geçmişteki gerçeğiyle yüzleşiveririz ve koca ömrümüzün aşksızlıkla heba olup gitmesine içimiz acıyarak, yaşadığımız, yaşadığımız da yine de de acımadan narsistliğimizden. Çünkü narsist bir toplumsal bireyleri kendinden başka hiç kimseyi muhatap kendini görmez. Hatta çözülemeyen insanlara hizmet etmek için hakkındadır. Hayatın yıldızı kendisi vardır, dünya onun için dönüyor, güneş onun için doğup batıyor, her şeyin en güzeline, en iyisine bir kendi layıktır ve o her alanda mümkün! 

 Aslında narsisizm, psikoloji de bir kişilik bozukluğu olarak geçer. Dolayısıyla narsist bir toplum, psikolojisi içindeki toplumun anlamı gelir. Böyle bir toplumun ne kendine bir hayrı dokunur ne de bir başkasına . Ebeveynliğin, kardeşliğin, akrabalığın, komşuluğun, dostluğun, arkadaşlığın ne kadar çok irtifa kaybettiği 21.yüzyılda gençlerin dünyasında aşkın, hem edebiyatta hem gerçek hayatta yok olup gitmesine şaşırmamak gerek aslında. Sonuçta insan, sevgiyi ve sevgisizliği büyüdüğü evlerde öğrenmiyor mu?

 Uzun lafın kısası ne üstlendi Cemil Meriç; gençlerin soyunmak! 

 Varlığına tapmak değil…!

Selamlarımla

Yazan :Ruh-ı Revan 

                                                                                                                                                                               23 Temmuz 2026


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Narsisizm Ve Aşk

Ruh-ı Revan Ruh-ı Revan