Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
Altın Üye
11.08.2026 · 30 · 1 · Tahmini 11 dk okuma
PDF olarak indir

“Günümüz Özbek Ve Türk Ölçünlü Dillerinde Aktif Olarak Kullanılan” yazısını çevrimdışı oku.

İndir
5 (1 oy)

Günümüz Özbek Ve Türk Ölçünlü Dillerinde Aktif Olarak Kullanılan

GÜNÜMÜZ ÖZBEK VE TÜRK ÖLÇÜNLÜ DİLLERİNDE AKTİF OLARAK KULLANILAN SOMATİK FRAZEOLOJİZMLERİN KARŞILAŞTIRMALI-SEMANTİK ANALİZİ

Abdusamatova Jasmina Amirqul kızı

Alisher Navoi Taşkent Devlet Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesi

Özbek Dili ve Edebiyatı Fakültesi öğrencisi

E-posta: [email protected]

Telefon: +998 77 368 38 28

 Özet: Bu çalışma, Türk dünyasının iki büyük kolunu temsil eden Özbek ve Türk ölçünlü dillerindeki somatik (organ adları içeren) frazeolojizmlerin karşılaştırmalı-semantik özelliklerini incelemektedir. Araştırmada "göz/ko'z", "baş/bosh", "el/qol" ve "yürek/yurak" gibi temel somatik bileşenlerin oluşturduğu deyimlerin anlamsal yapısı, ortak köken özellikleri ve kültürel kodları ele alınmıştır. İki dil arasındaki yapısal ve anlamsal benzerlikler ile tarihsel gelişim sürecinde ortaya çıkan farklılıklar dilbilimsel yöntemlerle çözümlenmiştir. Sonuçlar, her iki dilde somatik frazeolojizmlerin yüksek bir örtüşme oranına sahip olduğunu, ancak kültürel çevre ve coğrafi değişimlerin deyimlerin semantik genişlemesinde özgün farklılıklar yarattığını göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: somatik frazeoloji, Özbek Türkçesi, Türkiye Türkçesi, karşılaştırmalı semantik, kültürel dilbilim, organ adları, deyim aktarması.

 Abstract: This study examines the comparative-semantic characteristics of somatic phraseological units (idioms containing body parts) in modern Uzbek and Turkish literary languages. The research focuses on the semantic structures, common etymological backgrounds, and cultural codes of idioms derived from core somatic components such as "eye" (ko'z/göz), "head" (bosh/baş), "hand" (qo'l/el), and "heart" (yurak/yürek). Structural and semantic similarities between the two languages, alongside distinctions emerged during historical development, are analyzed through contrastive linguistic methodologies. The findings reveal a high degree of correlation in somatic conceptualization between Uzbek and Turkish, while pointing out unique semantic shifts shaped by diverse cultural landscapes and geographic trajectories.

Keywords: somatic phraseology, Uzbek language, Turkish language, comparative semantics, ethnolinguistics, body parts, idiomatic transformation.

GİRİŞ

 Frazeolojik birimler, dilin en eski, duygusal-ekspresif ve millî-kültürel özelliklerini bünyesinde barındıran özgün ve zengin bir katmandır. Dünyayı dil aracılığıyla kavrama ve dilsel dünya görüşünü şekillendirme sürecinde insan, çok eski dönemlerden bu yana kendi bedenini ve beden organlarını temel bir ölçüt ve nesnel gerçekliği kavrama aracı olarak kullanmıştır. Bu nedenle çağdaş dilbilimde somatik (Yunanca “soma” – beden, beden organları) söz varlığı ve bunun temelinde ortaya çıkan somatik frazeolojik birimler, antropomerkezci paradigmanın en önemli unsurlarından biri olarak özel bir konuma sahiptir. Beden organlarının adlarını içeren deyimler, insanın karmaşık ruhsal durumlarını, toplumsal ilişkilerini, entelektüel kapasitesini ve yaşam deneyimlerini mecazî biçimde ifade etmenin en elverişli ve en eski araçlarından biri olarak işlev görmüştür.

 Türk dilleri, özellikle Karluk grubuna mensup günümüz Özbek ölçünlü dili ile Oğuz grubunun önde gelen temsilcilerinden olan Türkiye Türkçesi, ortak tarihî köklere, yakın gramer yapısına ve zengin bir ortak Türkçe söz varlığına sahiptir. Bu iki dil arasındaki yüzyıllara dayanan tarihî ilişkiler ve kültürel yakınlaşma, onların frazeolojik sistemlerinde de açıkça görülmektedir. Günümüz Özbek ve Türk ölçünlü dillerinde somatik frazeolojik birimlerin karşılaştırmalı-semantic açıdan sistemli bir biçimde incelenmesi, yalnızca bu dillerin iç dilsel imkânlarını ve mecazî zenginliğini ortaya koymak açısından değil, aynı zamanda Türk halklarının ortak dünya görüşünü, mitolojik düşünce biçimini ve kültürel ortaklığını somut dilsel veriler aracılığıyla ortaya koymak bakımından da büyük önem taşımaktadır.

 Bu bilimsel makalenin temel amacı, günümüz Özbek ve Türk ölçünlü dillerinde en aktif biçimde kullanılan “ko‘z/göz”, “bosh/baş”, “qo‘l/el” ve “yurak/yürek” somatizmlerini içeren frazeolojik birimlerin anlam türlerini, anlamsal dönüşümlerini, bunlardaki işlevsel ve yapısal benzerlikleri ve farklılıkları bilimsel açıdan belirlemek ve diller arası karşılıklılık düzeyini karşılaştırmalı olarak analiz etmektir.

METODOLOJİ

 Araştırmanın metodolojik temelini karşılaştırmalı-tipolojik, bileşen analizi, betimleyici, istatistiksel ve bağlamsal analiz yöntemleri oluşturmaktadır. Çalışmanın sözlükbilimsel ve kaynak temelinin oluşturulmasında Ş. Rahmatullayev’in “Özbek Tilining Izohli Frazeologik Lug‘ati” (Özbek Dilinin Açıklamalı Frazeoloji Sözlüğü), “O‘zbek Tilining Izohli Lug‘ati” (Özbek Dilinin Açıklamalı Sözlüğü, 5 cilt) ile Türk Dil Kurumu (TDK) tarafından yayımlanan “Türkçe Sözlük” ve “Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü” kaynaklarından geniş ölçüde yararlanılmıştır. Bunun yanı sıra, iki dilin edebî eserlerinden ve çağdaş kitle iletişim araçlarından derlenen güncel örnekler de analize dâhil edilmiştir.

Analiz sürecinde somatik frazeolojik birimler, anlam özelliklerine göre üç temel gruba ayrılmıştır:

• Tam semantik ve yapısal karşılık (eşdeğer) oluşturan birimler: Yapısı ve anlamı bütünüyle örtüşen paralel deyimler;

• Kısmi karşılık oluşturan birimler: Anlamsal veya yapısal açıdan kısmen farklılık gösteren, belirli leksik-gramatik dönüşümlere uğramış deyimler;

• Millî-kültürel özellik taşıyan laküner birimler: Yalnızca bir dile özgü olan ve diğer dilde doğrudan frazeolojik karşılığı bulunmayan birimler.

Bu tür bir gruplandırma, her iki dilin frazeolojik sistemindeki ortaklık ve özgünlük diyalektiğinin doğru ve nesnel bir biçimde değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.

ANA BÖLÜM: BULGULAR VE TARTIŞMA

 Günümüz Özbek ve Türk dillerinde insan bedeninin organları arasında en yüksek frazeolojik üretkenliğe ve kullanım sıklığına sahip somatizmler göz, baş ve el organlarıdır. İstatistiksel gözlemler ve sözlük malzemelerinin analizi, bu somatizmleri içeren deyimlerin toplam somatik frazeolojinin yaklaşık %50-60’ını oluşturduğunu göstermektedir. Aşağıda, en aktif dört somatik bileşen temelinde oluşturulan deyimlerin bileşenler açısından ayrıntılı analizine yer verilmektedir.

1. “Ko‘z/Göz” bileşenli frazeolojik birimlerin analizi

 Göz, yalnızca basit bir görme organı değil, aynı zamanda insanın iç dünyasının aynası; duygu, dikkat, değer verme ve samimiyetin sembolü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle her iki dilde de bu bileşeni içeren deyimler sayı bakımından ön plana çıkmaktadır.

Yapılan analizler, insanın psikolojik durumunu, dikkatini veya herhangi bir şeye yönelik tutumunu ifade etme açısından Özbekçe ve Türkçede tam bir anlamsal benzerliğin bulunduğunu göstermektedir. Örneğin, herhangi bir şeye dikkat etmek, onu kontrol etmek veya ilgilenmek anlamında Özbekçede ko‘z-quloq bo‘lmoq deyimi kullanılırken, Türkçede bunun karşılığı göz kulak olmak şeklindedir. Yapısal açıdan bu deyimler paralellik göstermekte; bünyelerindeki somatizmlerin sıralanışı ve anlam bileşenleri tam olarak örtüşmektedir.

 Bir başka örnek olarak, birini kandırmak veya gerçeği gizlemek anlamında kullanılan Özbekçe ko‘z bo‘yamoq deyimi, Türkçedeki göz boyamak deyimiyle hem biçim hem de anlam bakımından tam bir eşdeğerlik göstermektedir. Buradaki “boyamak” eylemi, görsel bir aldatma meydana getirme işlevini ifade etmektedir. Bununla birlikte, kısmi farklılık ve anlamsal dönüşüm durumlarına da rastlanmaktadır. Özbekçedeki ko‘ziga issiq ko‘rinmoq (“tanıdık gelmek”) deyiminin Türkçedeki karşılığı gözü ısırmak şeklindedir. Özbekçede “issiq” (sıcak) ve olumlu/samimi bir yaklaşım aracılığıyla duygusal yakınlık ifade edilirken, Türkçede “ısırmak” fiili gözün zihinsel hatırlama sürecindeki etkinliğini mecazlaştırmaktadır.

 Ayrıca Türkçedeki gözden düşmek (“itibarını kaybetmek”) deyimi Özbekçede nazardan qolmoq / nazardan tushmoq biçiminde karşılanmaktadır. Burada Özbekçe, Arapça kökenli “nazar” (bakış) sözcüğünü tercih ederken, Türkçe özgün somatik unsur olan **“göz”**ü korumaktadır.

2. “Bosh / Baş” bileşenli frazeolojik birimlerin analizi

 Baş, insan bedeninin en üst kısmı olup yönetim, akıl, liderlik ve temel yaşam merkezi kavramlarının sembolüdür. Özbekçe ve Türkçede “bosh/baş” somatizmini içeren deyimler çoğunlukla toplumsal hiyerarşiyi, ruhsal yükü, düşünme sürecini ve yaşamın güçlüklerini ifade etmeye hizmet etmektedir. Örneğin, bir işin başında bulunmak veya liderlik etmek anlamındaki Özbekçe bosh bo‘lmoq deyimi Türkçede baş olmak / baş çekmek biçimlerinde görülmektedir. Bir sorunla karşılaşmak veya zor bir duruma düşmek anlamındaki Özbekçe boshiga tushmoq deyimi ise Türkçede başına gelmek (“başına gelmek”) şeklinde kullanılmaktadır. Burada “tushmoq” ve “gelmek” fiillerinin anlamsal alanları birbirine yakın olup, olumsuz olayların kişiyi yukarıdan veya dışarıdan etkilediğini ifade etmektedir. Bunun yanı sıra, aşırı kibir veya gururu ifade eden boshi osmonga yetmoq deyimi (Özbekçede aynı zamanda sevinç anlamında da kullanılmaktadır) ile Türkçedeki burnu havada olmak / başı göğe ermek deyimleri, anlamsal açıdan benzer kavramlara dayanmaktadır.

Tablo 1. Göz ve baş bileşenli frazeolojik birimlerin karşılaştırmalı yapısal özellikleri

Özbekçede Türkçede Anlamsal karşılıklılık türü Ortak anlamı

Ko‘z tikmoq Göz dikmek Tam eşdeğer Dikilerek bakmak, umut etmek

Ko‘zdan kechirmoq Gözden geçirmek Tam eşdeğer İncelemek, gözden geçirmek

Bosh og‘rig‘i Baş ağrısı Tam eşdeğer Sorun, sıkıntı veren iş

Boshini aylantirmoq Başını döndürmek Tam eşdeğer Hayran bırakmak, aklını başından almak

Ko‘z yoshi qilmoq Gözyaşı dökmek Kısmi eşdeğer (fiil farklılığı) Ağlamak, gözyaşı dökmek

Boshi ochiq Başı bağlı Kavramsal zıt karşılık Medeni durumu ifade etmek


3. “Qo‘l/El” bileşenli frazeolojik birimlerin analizi

 El, emeğin aracı, hareket, güç ve sahiplik kavramlarının sembolüdür. Türkçede tarihî “el” sözcüğü esas olarak “başka, yabancı, halk” anlamlarında da varlığını sürdürmüş olsa da frazeolojik yapı içerisinde insan eli anlamını etkin biçimde korumaktadır. Günümüz Türkçesinde beden organı olarak “el”, kolun tamamını ifade etmek için ise “kol” sözcüğü kullanılmaktadır; ancak frazeolojik birimlerde “el” daha yaygın biçimde kullanılmaktadır. Özbekçede ise “qo‘l” sözcüğü hem söz varlığında hem de frazeolojide temel etalon somatizmlerden biridir.

 Mülkiyet, imkân veya güç alanını ifade etme bakımından Özbekçede qo‘lidan kelmoq deyimi oldukça yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunun Türkçedeki karşılığı elinden gelmek olup, bu deyim de kişinin herhangi bir işi gerçekleştirme kapasitesini ifade etmektedir. Örneğin, “Qo‘limdan kelganicha yordam beraman” ifadesi Türkçede “Elimden geldiğince yardım edeceğim” şeklinde karşılanmaktadır. Burada dilbilgisel ve anlamsal izomorfizm en yüksek düzeydedir.

 Yardım etme ve destek olma kavramı Özbekçede qo‘l uzatmoq veya qo‘l yubormoq biçimlerinde ifade edilirken, Türkçede el uzatmak veya el vermek şeklinde görülmektedir. Ancak “el vermek” deyimi Türk kültüründe, özellikle tasavvuf ve usta-çırak ilişkileri bağlamında, özgün bir millî-kültürel anlama sahiptir. Bu deyim aynı zamanda “izin vermek, kendi makamını ve sırlarını bir başkasına devretmek” gibi derin tasavvufî anlamları da ifade edebilmektedir. Özbekçedeki qo‘li uzun (“yetkili, güçlü, nüfuzlu”) deyimi Türkçede eli uzun biçiminde kullanıldığında ise tamamen farklı ve olumsuz bir anlam kazanmakta; “hırsızlığa eğilimli kişi, hırsız” anlamını ifade etmektedir. Bu durum, diller arası sahte karşılıklılığa (dilsel “tuzaklara”) çarpıcı bir örnek oluşturmaktadır.

4. “Yurak / Yürek” Bileşenli Frazeolojik Birimlerin Analizi

 Yürek, insanın duygusal merkezi, cesaretin, korkunun, şefkatin ve sevginin kaynağıdır. Her iki Türk dilinde de yürekle ilişkili deyimler, insanın psikolojik yaşantılarını ve karakter özelliklerini betimlemede benzer mecazî kalıplara dayanmaktadır.

Yoğun korku veya heyecan hâli Özbekçede yuragi qinidan chiqib ketmoq veya yuragi og‘ziga kelmoq şeklinde ifade edilirken, Türkçede yüreği ağzına gelmek deyimi aynı anlamı ve benzer yapıyı taşımaktadır. Cesur, hiçbir şeyden korkmayan bir kişiyi ifade etmek için Özbekçede yurak yutgan deyimi kullanılırken, Türkçede yürek yemiş (“yürek yemiş”) deyimi kullanılmaktadır. Burada bir nesnenin içsel olarak alınması (yutmak ve yemek) yoluyla cesarete ulaşma düşüncesine dayanan eski mitolojik ve totemistik tasavvurlar bulunmaktadır. Başka bir deyişle, düşmanın veya güçlü bir yırtıcı hayvanın yüreğini yiyerek onun gücüne ve cesaretine sahip olunacağına ilişkin inanç söz konusudur. Keder, üzüntü ve içsel acı çekme anlamındaki Özbekçe yuragi qon bo‘lmoq deyimi Türkçede yüreği kan ağlamak (“yüreği kan ağlamak”) şeklinde daha güçlü bir anlatımsal özellik kazanmaktadır. Görüldüğü üzere, duyguların somatik açıdan kavramsallaştırılmasında Özbek ve Türk halkları aynı dilsel-felsefî temellerden beslenmektedir.

KÜLTÜREL VE ANLAMSAL FARKLILIKLAR

 Özbekçe ve Türkçedeki somatik frazeolojik birimlerin büyük bir kısmı köken bakımından ortak Türkçe katmana ait olsa da yüzyıllar boyunca yaşam koşulları, coğrafi konum ve diğer halklarla kurulan kültürel ilişkiler sonucunda (Özbekçede Farsça ve Rusçanın; Türkçede ise Arapça, Farsça ve Batı dillerinin dolaylı etkisiyle) özgün millî lakünler de oluşmuştur. Örneğin, Özbekçedeki boshi ko‘kka yetmoq deyimi mutluluk ve sınırsız sevinç anlamını ifade etmekte ve uzun zamandan beri olumlu bir çağrışıma sahip bulunmaktadır. Türkçede bunun karşılığı olarak etekleri zil çalmak deyimi kullanılmaktadır. Burada somatik unsurun yerini bir giysi unsuru almaktadır.

Bunun yanı sıra, Özbekçedeki tilini tiymoq (“gereksiz konuşmaktan kendini alıkoymak”) deyimi Türkçede dilini tutmak (“dilini tutmak”) biçiminde karşılanmakta ve fiiller arasındaki işlevsel yakınlığı göstermektedir. Türkçedeki göz kulak olmak deyimi de Özbekçedeki ko‘z-quloq bo‘lmoq deyimiyle örtüşmektedir. Bununla birlikte Türkçede, Özbekçede doğrudan somatik bir deyimle değil, “ko‘z ostiga olmoq” veya betimleyici ifadelerle karşılanan özgün bir göz hapsine almak (“göz hapsine almak”, yani sıkı bir biçimde kontrol altında tutmak) deyimi de bulunmaktadır. Bir başka ilginç örnek ise Türkçedeki ayak diremek (“kendi düşüncesinde ısrar etmek, inat etmek”) deyiminin Özbekçede oyoq tiramoq biçiminde paralel olarak bulunmasıdır. Bu durum, insan bedeninin yere dayandığı noktayı inat ve kararlılık anlamıyla ilişkilendiren aynı mekanizmanın her iki dilde de mevcut olduğunu göstermektedir.

SONUÇ

 Günümüz Özbek ve Türk ölçünlü dillerinde aktif olarak kullanılan somatik frazeolojik birimlerin karşılaştırmalı-semantic analizi, aşağıdaki önemli bilimsel sonuçlara ulaşılmasını mümkün kılmaktadır:

 Birincisi, her iki dildeki somatik frazeolojik birimler sistemi, insan yaşamını, ruhsal durumunu ve toplumsal ilişkilerini kapsamlı bir biçimde yansıtan en zengin ve istikrarlı dil katmanlarından biridir. “Göz”, “baş”, “el” ve “yürek” somatizmlerinin mecazlaşma sürecinde en yüksek işlevsel üretkenliğe sahip olduğu ortaya konulmuştur.

 İkincisi, Özbekçe ve Türkçedeki somatik deyimlerin büyük bir bölümü (%65’ten fazlası) tam anlamsal ve yapısal karşılıklara sahiptir. Bu durum, her iki dilin soy bakımından ortak bir kaynağa, yani Ortak Türkçe temele dayandığını ve yüzyıllar boyunca dilsel düşünce biçiminin temel özelliklerinin önemli ölçüde korunmuş olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 Üçüncüsü, kısmi karşılıklılık ve anlamsal farklılaşmalar esas olarak deyimlerin yapısındaki fiil bileşenlerinin değişmesi (yutmoq / yemak, tushmoq / gelmek gibi) veya dillerin diğer dillerle olan ilişkileri sonucunda ortaya çıkmıştır. Bazı biçimsel olarak birbirine benzeyen deyimlerde (qo‘li uzun / eli uzun gibi) anlamların tamamen zıt veya farklı olması, kültürel bağlamın ve dilsel gelişimin iç dinamiklerinin etkisinden kaynaklanmaktadır.

 Dördüncüsü, incelenen bu dilsel закономерlikler, iki dil arasındaki çeviri süreçlerinin geliştirilmesi, karşılaştırmalı frazeolojik sözlükçülüğün sistematik biçimde geliştirilmesi ve Türk dillerinin öğretim yöntemlerinin yeni bir aşamaya taşınması açısından önemli teorik ve pratik değere sahiptir.

KAYNAKÇA

1. Aksan, Doğan (2000). Her Yönüyle Dil: Ana Çizgileriyle Dilbilim. Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

2. Çotuksöken, Yusuf (2002). Türkçe Deyimler Sözlüğü. İstanbul: Toroslu Kitaplığı.

3. Mahmudov, Nizomiddin (2012). Tilning mukammal tadqiqi muammolari (Antropotsentrik tilshunoslik konseptsiya). Taşkent: Fan.

4. Mirzayev, M. (2019). O‘zbek dialektologiyasi va frazeologiyasi masalalari. Taşkent: Mumtoz So‘z.

5. Rahmatullayev, Shavkat (1992). O‘zbek tilining izohli frazeologik lug‘ati. Taşkent: O‘qituvchi.

6. Rahmatullayev, Shavkat (2006). O‘zbek tilining etimologik lug‘ati. Taşkent: Universitet.

7. Sayidrahmonov, J. (2018). “O‘zbek va turk tillarida somatik frazeologizmlarning lisoniy tabiati”. O‘zbek tili va adabiyoti, Sayı 3, s. 45–50.

8. Türk Dil Kurumu (2011). Türkçe Sözlük (11. Baskı). Ankara: TDK Yayınları.

9. Umarov, E. (2015). Turkiy tillar qiyosiy grammatikasi. Taşkent: Tafakkur.

10. Yasser, M. (2021). “Çağdaş Türk Lehçelerinde Somatik Deyimlerin Karşılaştırmalı Analizi”. Uluslararası Türkoloji Araştırmaları Dergisi, 14(2), 112–128.


Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
5 (1 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Günümüz Özbek Ve Türk Ölçünlü Dillerinde Aktif Olarak Kullanılan

Nilufar_Ruxillayeva Nilufar_Ruxillayeva