Sonsuzluğun Eşiğinden
Dünya telaşın, gösterişi ve gelip geçici hırsların insanı kuşattığı bir çağda; kendine bakmanın, kendine gelmenin samimi bir kulluk bilincine varmanın derdiyle yazdım şiiri. "Gel" derken, önce kendi nefsime, ardından samimiyete ve hakikate susamış her yüreğe…
Kibrin ve makam sevdalarının ne kadar boş olduğunu; nihayetinde varacağımız yerin "birkaç mertek, bir beyaz bez ve bir kazma"dan ibaret bulunduğunu hatırlatmak istedim.
Riyadan uzak bir niyazla, kibri yıkıp nasuh bir tövbe ile yola koyulmak; yüreğin serancamını aşka düşürmek olmalı bütün çabamız. Dostlara gönülden bir selamdır... Vesselam
Gel
Gözsüzlere gösterişte ne var ki
Kulluk denen zirveleri aşta gel
Seyr dağından öyle hisse çıkar ki
Sular gibi yatağına düşte gel
Tüm mahlûkat Süleyman’ı sormadan
Son nefesin kucağına girmeden
Bulutları rüzgârları yormadan
Yağmur gibi yamaçlardan taşta gel
Ak ve kara bilir misin beyazı
Riyâ ile harmanlama niyâzı
Kara kışın inadına bu yazı
İlkbaharın en başında başta gel
Zevk-i safa genlerimiz plazma
Toprak biziz biz toprağız dur kızma
Birkaç mertek bir beyaz bez bir kazma
Tak tasmayı at eşyayı boşta gel
Ağa değil paşa değil bey değil
Bu saklanıp satılacak şey değil
Istırabın musikisi ney değil
O kutlu ses okunmadan beşte gel
Yürek serancamı aşktır bu şiir
Rahmet vadileri bire bin verir
Gözyaşlarım zemheride yeşerir
İstersen sen çöl kokulu kışta gel
Gurur kibir tekmilini yıkıp gel
Ağla biraz ciğerparen bakıp gel
Nasûh giyin tevbe süslen çıkıp gel
Yükün ağır, taşıyacak yaşta gel
Nedir bilmem pâye nişan endaze
Çölün hüznü yüreğimde taptaze
Ruhum sarar semâvi bir firûze
Sonsuzluğun sofrasına koşta gel
Ömer Ekinci Micingirt
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.