Vicdanın Son Kalesi Yemen
Bugün Gazze'nin paramparça edilmiş göğsüne saplanan hançeri kendi sinesinde hisseden, bu uğurda dünyevi hiçbir menfaat beklemeden en açık ve bedeli en ağır desteği sırtlanan o çilekeş, yetim coğrafyanın adıdır Yemen.
O kavrulmuş, mahzun ve mazlum topraklar; küresel emperyalizmin ve kötülüğün şer odağı olan ABD, İngiltere ve İsrail’in gökten yağan acımasız saldırılarına karşı, insanlık onurunu ayaklar altına aldırmamak için eşsiz bir direnişin destanını kanıyla ve canıyla yazıyor. Bütün bir dünya kör bir suskunluğa gömülmüşken Yemen, kendi yoksunluğuna ve perişanlığına bakmadan gövdesini kardeşinin uğruna ateşe atıyor. Buna mukabil, aynı çölün rüzgârını soluyan, sözde aynı kıbleye dönen Suudi Arabistan ve onun besleyip büyüttüğü güçler, ne acıdır ki Siyonizmin sadık birer emir erliğine soyunmuş, kardeşin kardeşi arkadan vurduğu o karanlık utanç tablosunun en çirkin yüzü olmuşlardır.
Fakat Yemen benim için sadece sınırların ötesinde, ateşler içinde yanan uzak bir ülke yahut haber bültenlerinde geçip giden soğuk bir isim değildir. Benim kalbimdeki Yemen; asırlık bir hüznün, bitmeyen ağıtların ve söküp atılamayan kadim bir kan bağının ta kendisidir. Benim dedemin babası, dönüşü olmayan o amansız Yemen ellerinde, o kızgın çöllerde çarpışmış; bu mukaddes davanın ve haysiyetin uğruna canını o çorak topraklara siper etmiştir.
İşte bu yüzdendir ki bizim ocağımızda, o topraklara duyulan hasretin, saygının ve bitmeyen yasın ebedî bir nişanesi olarak evladının adı "Yemen Dede" olmuştur. O isim ki bizim hanede her anıldığında içimizde incecik bir sızı uyanır, genzümüzde tüten acı bir ayrılık türküsü yankılanır.
Bizim mayamızda o çöllerin kavurucu yalnızlığı ve şanlı hatırası vardır. Ben bizzat Yemen'im, Yemen de bütünüyle ben. Ruhumuzun kökleri o coğrafyanın tarifsiz acılarıyla iç içe geçmiş, et kemikten ayrılmaz bir hâle gelmiştir. Bugün bütün bir yeryüzü karşısına dikilse bile Yemen'in o mağrur duruşunun yanında saf tutmak; yalnızca vicdanî bir borç değil, bizatihi hakikatin, namusun ve Hakk'ın ta yanında durmaktır.
Tarih de gökler de şahittir ki gözyaşının, hüznün ve direnişin bu yetim yurdu, insanlığın son vicdan kalesi olarak kalplerimizde ebediyen yaşamaya devam edecektir. Vesselam.
⠀
Birlik
Birlik benzer yağız ata, şahlandır ki tevhit tüte
İfadeler realite, izahata hazırım ben
Sabitkadem hür bestesi, mısralarım vicdan sesi
Millî şuur, aşk, ihlası imbiklerden süzerim ben
İftira, zan, şöhret, paye; ahval nedir, nedir gaye?
Nifak ektiler bahçeye, düşündükçe kızarım ben
Yol sonsuzluk bahsi, suçtu; irfansızlar ezip geçti
Hesap başka ve korkunçtu, zor oyunu bozarım ben
Hava duman, ortalık sis; izan ithal, ruhlar hapis
Yığın yığın Siyon deyyus, affedersin bizarım ben
Türk’ü, Kürt’ü, solu, sağı; kime kurmuş şeytan ağı?
Ülkeme hain tuzağı kuranları ezerim ben
Riya, hodkâm, yalan, haram; zalim değil zulme yaram
Yetim malı bir tek gram yutanlara mezarım ben
Genç, ihtiyar hilebazın, din taciri ham yobazın
Söylüyorum bunu yazın: Sen, ben demem üzerim ben
Esen rüzgâr mor hisleri, bağ bozduran bahisleri
Baş döndüren yeisleri, müşkülleri çözerim ben
Türkistanlı, Iraklıyım; Çeçenya’da sarıklıyım
Şeyh Şamil’e meraklıyım, marifetli gezerim ben
Gökte kartal, yerde hürüm; ben beynimden düşünürüm
Yıpranırım, aşınırım; kalleş kimdir sezerim ben
İbrahimî soyum aslen, gâh Birinci Kılıçarslan
Malazgirt ben, ben Alparslan; gâh cengâver vezirim ben
Kosova, Şam, Niğbolu’yum; kavgalarla dopdoluyum
Ben Dudayev, Köroğlu’yum; zor günlere hazırım ben
Hür maziyi haykır hiddet, aşk "devlet-i ebed-müddet"
Ah şehadet, ah şehadet! Preveze, Hazar’ım ben
Hilal, yıldız nazlı yarim; hakkı teşhir karakterim
Ulu divan benim yerim, her devire nazırım ben
Al bayrağım nurdan çelenk, gökyüzüne sal rengârenk
Korku salar mahşere denk, mazlumlara Hızır’ım ben
Bursa, Mekke, Açe, Hatay; mihrap, kemer, kubbeyim say
Kalp ve dudak: Hay Allah Hay! Samimiyet, huzurum ben
Her yanışı kül zannetme, tekâmül bu, fal zannetme
Konuşan hâl, dil zannetme; dili kalple bezerim ben
Binbir ahenk sesleniş var: Hikmet, erdem, kemal, sürur
Mazim Hak'tan Hakk’a yürür, pes etmeden yazarım ben
Emanetim yüce dinim; Mevlana ben, Yunus benim
Ben Barbaros Hayrettin’im, Akdeniz’de yüzerim ben
Evliyaya, erenlere, vuslat eli verenlere
Feth-i Mübin görenlere sükût-u hâl, nazarım ben
"Edep ya hu" de, "hiçim" de; Bir’e vardım ben içimde
Ve edebî bir biçimde beyinlere kazarım ben
Yapayalnız Hüdai ile kalp bezeyen nida ile
Firdevs yüzlü sada ile gece gündüz gezerim ben
Kavgam ulu hu hularda, ruhum eşsiz duygularda
Hakikat yontar sularda, kem gözleri çizerim ben
Hâl ifade, sükût kelam; cenkte kılıç, vaazda kalem
Millî ruhum ben vesselam; hak yol İslam yazarım ben
— Ben Anadolu —
Ömer Ekinci Micingirt / Cuma cennetinize ve cennetimize vesile olsun.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.