Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler
(0 oy)

Mazinin Mührü

"Saygıdeğer edebiyatevi kalemdaşları ve okuyucuları;


Bu yazıyı okuyunca bebeye beliğe mi yazdınız Âlemî diyebilirsiniz :) 


Maalesef kökünü inkâr eden bir ağacın meyvesi olmayacağı gibi lezzetide olmayacaktır. Lütfen maruz görünüz."



MAZİNİN MÜHRÜ 


Mazinin sinesinde nakşolunan hiçbir vakıa bihakkın zayi edilemez. Zamanın girift perdeleri ardında sükût eden hadisat, vakti merhun geldiğinde yeniden zuhur eder. Mazinin mührünü taşıyan izler bugünün ruhunda kendisini izhar eyler. Devran tebeddül eder, devletlerin şekli ve nizamı başkalaşır, lakin bir milletin hafızasında mahfuz kalan tarihi şuur, nesilden nesile intikal ederek varlığını idame ettirir.


1071, bu tarihi silsilenin mühim bir merhalesidir. Malazgirt ile Anadolu’nun kapıları Türklere açılmış, akabinde başlayan fetih, iskân ve imar hareketleriyle bu coğrafya tedricen yeni bir yurt hüviyetine kavuşmuştur. Bu hadise yalnızca bir meydan galebesi değil, asırlar boyunca devam edecek bir yurtlaşmanın ve medeniyet teşekkülünün mukaddimesidir.


Selçuklu devriyle bu mukaddime, köklü bir teşkilat ve medeniyet nizamını inkılâp etmiştir. Şehirler mamur edilmiş, yollar ve köprüler tesis edilmiş, ilim ve irfan müesseseleri neşvünema bulmuş, Anadolu yalnız fethedilen bir belde olmaktan çıkıp üzerinde hayat ve medeniyet tesis edilen bir vatan hâline gelmiştir. Fetih, kılıçla başlamış olsa da imar, irfan, adalet ve nizam ile teessüs ve temerküz etmiştir.


Ardından gelen Osmanlı devri, bu tarihi birikimin daha vâsi bir devlet teşekkülü içerisinde inkişaf ettiği uzun bir merhaledir. Anadolu’daki siyasi ve kültürel miras, yeni bir devlet nizamı içerisinde derinleşmiş, şehirler, müesseseler, sanat ve ilim hayatı asırlar boyunca mütemadiyen tekâmül ederek yeni bir terkibe kavuşmuştur. Böylece bir vakitler fetihle açılan kapı, zaman içerisinde köklü bir medeniyet havzasına ve geniş bir devlet mefkûresine dönüşmüştür.


Bugün ki Turkiye devri ise bu uzun tarihi yürüyüşün başka bir safhasıdır. Burada mesele, mazinin birbiriyle yarıştırılması yahut bir devrin diğerine üstünlüğünün aranması değildir. Esas olan, asırlar boyunca teşekkül eden tarih şuurunun yeni zamanın icapları ve zaruretleri içerisinde devam ve bekasını temin etmesidir.


Bugünün Türkiye’sinde Cumhuru oluşturan, bütünleştiren Cumhuriyet kavramı bu tarihi devamlılık, diplomasi sahasında, bölgesel münasebetlerde, beynelmilel teşkilatlardaki faaliyetlerde, müdafaa ve teknoloji sahalarındaki inkişaflarda ve dünyanın muhtelif coğrafyalarıyla tesis edilen münasebetlerde yeni tezahürler bulmaktadır. Geçmişin mirası artık yalnızca hatıralarda mahfuz bir emanet değil, çağın icapları içerisinde ortaya konulan yeni kabiliyetlerde ve müktesebatta da müşahede edilen bir devamlılıktır.


Dolayısıyla mesele, yalnızca geçmişi yâd etmek değildir. Mesele, maziden tevarüs edilen birikimi idrak etmek, tarihi şuur ile kavramak ve onu zamanın şartları içerisinde yeni bir hüviyetle yaşatmaktır.


Malazgirt bir mukaddime olmuş, Selçuklu devri bu mukaddimeyi yurt ve medeniyet hâline getirmiş, Osmanlı asırları bu müktesebatı daha vâsi bir devlet nizamında inkişaf ettirmiş, günümüz Türkiyesi ise bu tarihi hafızayı çağın icapları içerisinde yeni bir safhaya taşımıştır.


Devran tebeddül eder, müesseseler değişir, zamanın icapları ve zaruretleri başkalaşır.


Lakin bir milletin mazisiyle kurduğu rabıta devam ettiği müddetçe, tarih yalnızca geride bırakılmış bir hatıra değil, istikbale intikal eden mukaddes bir emanet olur.


Ve tarihin tokadı, en ziyade kendi mazisini unutanlara tokat gibi çarpar.


Saygılarımla 

Âlemî 

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)

Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler

  • Yorumlar 1
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Mazinin Mührü

Âlemî Âlemî