Kapanış Saati
Kimin adını sildiysek rehberden, onunla eksildik sanıyorduk;
Etimizden et koparanlar, numarasını ezbere bildiklerimizmiş.
Kimin kapısını sertçe çarptıysak, o eşikte yaşlanmadık hayır,
Anahtar deliğinden sızan rüzgârla üşüdük en çok.
Mutfakta iki bardak çay soğuyor yan yana;
Biri masada unutulmuş bir intikam gibi acı,
Diğeri tabağına dökülmüş, yarım kalmış bir gitme telaşı…
Annem tülbendini katlarken sandığa, gençliğini kaldırıyor,
Gençlik, o naftalin kokusunda çürüyen bir kumaş parçası.
Babam bir gazetenin kenarını yırtıyor öfkeyle,
Dünyanın tüm yangınlarını o küçük kâğıtta söndürmek ister gibi;
Zamanı tutamadığı için değil, zaman onu çoktan geçtiği için bu hırsı.
Büyümek; turnikeler, takım elbiseler değil,
Bir hırkanın sol cebinde unutulmuş, kurumuş bir ekmek kırıntısına,
Aç kalacağını bile bile saatlerce bakabilmekmiş.
Ellerim kireç kokmuyor artık, ellerim doğrudan ayrılık,
Hangi istasyona insem, tren düdükleri çocukluğumu vuruyor arkamdan;
Çocukluğum rayların pasında uyuyan bir ceset.
Aynı denizin ayrı kıyılarında kırılan köpükler değiliz biz,
Birbirini boğmaya çalışan iki hırçın dalgayız aynı batıkta.
Cebimde ne bir son jeton var ne de aranacak bir numara,
Anlam, parlak ekranların gürültüsünde boğulmadı, anlam hiç yoktu;
Yalanlara inanacak kadar güzel çocuklardık, bitti.
Bir dükkân kepenginin altında, çocukluk postallarıyla düşen o yetim değilim artık;
Kepengi kendi üstüne indiren o dükkân sahibiyim.
Bazı evlere ayaz kışla gelmez,
Bir isim eksildiği gün, o duvarlar soğumaz;
Doğrudan yıkılır insanın üzerine, mevsimler alt alta kalır.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.