Lafzın Ardındaki Niyet
Vaktiyle bir mecliste hakikati az olan bir adam varmış. Her hadiseyi kendi nefsine göre yontar, yarım yamalak işittiği sözlere kendince mana katar, sonra da bu rivayeti hakikat diye ortaya sürermiş.
Bir gün yine kürsüye çıkmış. Uzun uzadıya konuşmuş. Kim ne demiş, kim ne yapmış, kim kime sataşmış… Her cümlesine biraz mübalağa, her vakıaya biraz vehim katmış. Meclis ehli ise sükût etmiş. Zira ehl-i irfan bilir ki her söze mukabele etmek edep değildir.
Çünkü hakikatin kendine has bir vakar ve sükûneti vardır. Her iddiaya cevap yetiştirmek, her söze karşılık vermek insanı hakikate değil, münakaşaya sürükler. Bazı sözler cevapsız bırakıldığında değil, zamanın mihengine vurulduğunda kıymetini kaybeder.
Hakikati olanın gürültüye ihtiyacı yoktur.
Saygılarımla
Âhirî
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 1
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.