İkra Hanım Öldü
İkra hanım , mufazakar bir ailede yetişmişti.
Osmanlının en güzide başkenti ,
Dünyanın incisi,
Büyük bir metropol olan, istanbula daha iyi sağlık ve eğitim hizmeti için yıllar önce ailesi göç etmeşlerdi .
Babası 10 çocuğu olan bir çiftçiydi.
Fatih bey ise, seküler görüşlü bir ailenin hafız oğluydu .
Babası Kadıköyde bir esnaftı (Bar işletiyordu. ) Sosyal demokrat görüşlüydü. Mahalledeki ,Bakkal Ayşe teyzenin tavsiyesi üzerine görücü usulu evlenmişti.
Tüm ailesinin karşısına alıp , kendisine karşılıklı olarak derinden saygı sevgi duyduğu İkra hanımla evlenmşlerdi.
Karı koca ortak yönleri çok fazlaydı .
ikisi de dünyayı çok ciddiye almaz hayatın gerekliklerini yerine getirir huzur içinde yaşarlardı.
Makam mevki, para gibi dünyevi tutkuları yoktu.
Gereksiz konuşmayı , anlamsız işleri sevmez öyle ortamlarda bulunmayı , kişilerle iletişimi tercih etmezlerdi.
Dünya lezzetlerine kapılmamak için nefsi terbiye için
insan ilişkilerinde haklı çıkma çabasına , çatışmaya yer vermezlerdi .
Gurur kibir gibi kötü hasetlerden uzak kalmak için
Her pazartesi ve perşemde günleri karı koca oruç tutmaya özen gösterirdi.
Sosyal çevrelerinde çok sevilir sayılır ve yardımsever olarak bilinirlerdi.
İkra Hanım, sosyal sorunları olan aileleri inceler, maddi manevi desteğe ihtiyaçları var mı bakıp, derneklere kurum ve kuruluşlara yönlendirirdi .
Eşine de burs verebileceği, öğrenci listesi oluşturmuştu .
Bu listenin çoğu kırsalda yaşayan ailelerin yoksul çocuklarıydı
Ağırlıklı olarak, yetimler de vardı bu listede.
Düzenli olarak gerek kendi,eşine gerek çevresine bu yetimler için burs sağlardı.
Arkadaşlıkları, dostlukları çok talep edilirdi .
Öyle olmasına rağmen sosyal çevrelerini samimiyet noktasında sınırlı tutarlardı .
Evinin kapısını, düşün dünyasını ahlaki düşüklük olan yalnış kişilere açmazlardı.
Günlerden bir gün kendini bitkin hissetti ve eşine kendisini işe giderken hastaneye bırakmasını istedi.
Eşi Fatih bey, her ne kadar ısrar etse de" hayır sen gelme ben giderim"
dedi. Hastanene yalnız gitti.
Hastanede ekranda ismini görünce içeri girdi.
Doktordan, 3 günlük ömrü kaldığını öğrenen ikra Hanım,
ağır ağır adımlarla evine doğru yürüdü,
Merdivenleri o gün daha bir başka çıkıyordu.
kendi kendine bu 3 günlük hayata nasıl hazırlayacağıyla ilgili program yapıyordu.
Anahtarı yanındaydı ama yine, de o
zile bastı.
kapıyı açan, kızı Fazıl'a
" Hoş geldin anne" dedi.
"Selamünaleyküm yavrum' dedi.
Kızına sarıldı.
İkra hanım
Elerine yıkayıp, doğrudan mutfağa geçti.
önceki gün aldığı 2 kilo kadar kıymayı lahmacunun iç malzamesini hazırlayıp,
mahalledeki fırına götürdü.
2 saat sonra çıkacağını söylediler.
2 saat sonra kızı Fazılayı gönderdi.
sıcacık, lahmacunları getirdi ve beşer beşer paketledi.
anne kız etrafına komşulara dağıttılar.
İkra Hanım ertesi gün tüm çevresiyle arkadaşları ile helalleşti,
ama hasta olduğunu doktordan tahlil sonuçlarına göre yakın zamanda
hakkın rahmetine kavuşacağını söylemedi.
Gidemediklerini ise tek tek aradı hal hatır sordu,
helallik istedi.
kaza namazı olabileceğini düşünerek her önünün arkasında kaza namazı kıldı.
Allah'ın 99 ismini coşkulu bir şekilde evde zikrediyordu.
Akşam yemekten sonra herkesi salona çağırdı çay sohbetinde tatlı bir sohbet edasıyla " çocuklar iki gün önce , doktora gittim.
Doktor benim için sağlık konusunda 3 gün gibi bir ömrümün kaldığını söyledi"
biliyorsunuz ki, biz bu dünyada geçicidir ,
Ademden beri insanlar doğar , yaşar ve ölür .
bizden önce de atalarımız bu kürede yaşadılar.
Bazıları kalıcı eserler bıraktılar gittiler.
Eser bırakmayan iz bırakmayanları ise sonra hepimiz kim oldukarını dahi unuttuk.
Bu dünyada hepimiz geçeceğiz ve unutulmaya mahkumunuz.
Sizden de yas tutmamanızı, benim için üzülmemenizi istiyorum.
Çok çabuk bir şekilde bensiz hayatınıza devam etmenizi istiyorum " dedi.
Arabanın ve evin anahtarını Fatih beyin avucuna koydu.
bunları ne yapman gerektiğini biliyorsun"
dedi.
Şimdi anlatın bakalım bugün siz neler yaptınız ? dedi .
Normal bir şekilde günün akışını sürdürdü.
Ertesi gün eşi Fatih bey ,
Sabah namazına uyandırmak isterken ikra Hanım'ın öldüğünü öğrendi.
İkra hanımın ölüm haberini, markette karşılaştığım komşum Fatma hanımdan öğrendim.
Allah rahmet eylesin dedim.
Kendisi ile beraber cenaze saatini öğrendikten sonra Kadıköy'de camide buluşmaya karar verdik.
Kadıköy'e gittiğimizde avlu'da bir avuç insan gördük ,
koca koca gözlükler siyah elbiseler giymişlerdi.
Hüzünleri yüzlerinden okunuyordu .
Kadınlar ile erkekler iç içe değildi ilkin,
sonra kadınlar erkelerin tarafına doğru yönelince imam efendi uyardı.
Oradan Yıldız hanım ( görümcesi ) geldi.
“dünya kadınları dünya kadınları bi müsaade edin,
yengem o benim canım yengem ölmüş “ diye feryat figan etti.
En ön safa imamın arkasına geçti .
Erkeklerle aynı safta namaz kılacağını söyledi namaz kılmak istediğini söyleyince İmam Efendi de itiraz etmedi.
Aynı Safa durdu namaz kılmayı sonlandırdıktan sonra cenaze arabasının arkasında yürümeye devam ettik.
Helalikk için çocuklara destek olmak teselli etmek için bunu yapmak istedik .
Mezara geldiğimizde çocuklarının ve eşinin Kur'an okuduklarını gördük,
Bir tane bile komşuları yanında kalmamıştı .
O siyah gözlükleri siyah kıyafetleri insanlar yanlarında durmamışlardı.
Çocuklarını teselli eden
Fatih Bey ,
“ evet çocuklar bundan sonra hayatımıza anneniz olmadan devam edeceğiz zaten anneniz size üzülmemeniz gerektiğini o çok sevdiğine kavuşacağını söylemişti bundan sonra umarım tatiller de en azından benimle daha çok sık görüşürsünüz muhabbet ederiz.
Annenizle paylaştığınız sorunlarınızı benimle paylaşmaktan çekinmeyin annenizin , Yokluğunda biz de kendimizi daha yalnız hissetmeyiz.
En azından hafta sonları günün hafta sonları piknik sosyal aktiviteye ayırırsanız hoşnut olurum.
Zaten anneniz sizi çok düzgün yetiştirdi, anne baba konusunda da ne yapmanız gerektiğini biliyorsunuz dedi.
Oradan ikra hanımın görümcesi haykırdı.
“ hayır dedi Onlar dedi ölen anneleri onları yobaz yetiştirdi.
Bundan sonra ben varım abi ben onları modern sanatlara, heykel müzesine mum müzesine , balolara götüreceğim .
Abi ben onları çok entelektüel yetiştireceğim sen rahat ol abi onlar artık çağdaş laik olacak" dedi.
Yeğeni Fazıla ile Abdullah babalarının arkasına saklanarak
"baba lütfen!
halamı dikkate alma !
O bizi evdeki kedi köpeklerle karıştırıyor herhalde babacığım
Biz onlarla aynı ortamda yaşayamayız " dediler.
Bıyık altından acı acı tebessüm eden babaları Fatih bey
" tamam çocuklar,
ben ölmedim daha " dedi .
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu