Bal Arısı
Omzuna baltasını alıp köy köy dolaşarak geçimini sağlayan bir oduncu varmış. Ancak oduncu sadece odun kırmaz, hamallık ve amelelik de yaparmış. İşini layıkıyla yaptığı için köylülerin güvenini kazanmış. Ne var ki onun köye sık sık gelip gitmesini çekemeyen bazı kişiler, kuyusunu kazmaya başlamışlar.
Bir gün, yalnız yaşayan dul ve hasta bir teyzenin odunlarını kırması gerektiğini, ancak verecek parasının olmadığını söylemişler.
Oduncu hiç tereddüt etmeden: “Kiminin parası, kiminin duası. Bana evini gösterin, gerisini bana bırakın!” demiş.
Ertesi gün aynı kişiler muhtarın yolunu kesmişler.
— O kişiyi bir daha köyümüzde görmek istemiyoruz.
— Kimi?
— Kimi olacak, oduncuyu!
— Kimseye zararı yok ki onun. İşini yapıp gidiyor. Şimdiye kadar bir yanlışını görmedim.
— Biz gördük!
— Neyi gördünüz? Neyi ima ediyorsunuz siz?
— Gülden teyze var ya…
— Evet, ne olmuş ona? Dul maaşıyla geçiniyor.
— Oduncu iki üç gündür onun evinde çalışmış ama beş kuruş para almamış. Mademki bu kadar hayırsever, başkalarından neden para alıyor?
İftiraya uğrayan oduncu, sanki olacakları önceden biliyormuş gibi, köyden ayrılırken yalnızca şu sözü söylemiş:
”Eşek arıları bal arılarını avlar; çünkü bal yapamazlar. Ben yoluma devam ederim. Siz de dilerseniz emeğimle uğraşın, dilerseniz iyiliğimle… Ama unutmayın, bal arısının kovandan kovulması balın değerini azaltmaz; yalnızca eşek arılarının açlığını gösterir.”
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.
Edebiyat ve Kültür Platformu