272 Evet Veya Hayır Hiç Farketmez
Haydi buyurun bakalım cenaze namazına. Şimdi milletin kaderiyle oynanan, geriye dönüşü olmayan, sonucunda ne olacağını kestiremeyen evet-hayır yarışmasına. Neyden bahsettiğimi pekala anlamışsınızdır. 12 Eylül de yapılacak Refarandum.
Millet neye evet hayır diyecek. Hazırlanan programın içeriği millete açık açık ortaya dökülmedi. Bazı iyi yönlerini alıp çok güzel konuşmalar yapılıyor. Bu açılım hikayesini millet anlayabilmiş mi ? Milletin kafası karışık. Yine siyasi gümbürtüye getireceksiniz milletin düşüncelerini. Açık ve net söylüyorum. Millet hala ne olduğunu kestiremiyor. Şunu da söyliyeyim bu millet bir gün kendileriyle bu kadar dalga geçildiğini farkederse o zaman sizlerin hali ne olacak bilemiyorum.
Ne iktidar olur bir şey anlatamıyor ne de muhalefet bir şey bilmiyor. Yine meydan kavgaları. Birbirlerine atışmalar. Kim daha güzel hitap ederse galip odur. Bu durumda evet de çıksa hayır da çıksa milletin zararına. Çünkü baştan beri yapılan bir yalnış var.
Bu açılım işini önce bir anlatın. Hayır diyenlerde bir anlatsın. Ne kadar faydalı ne kadar zararlı. Zannedersem bunları izah edecek kimse çıkmayacak. Dediğim gibi meydan kavgalarının ardından millet oyunu verecek sonu Allah kerim.
İsterseniz bir konuda örnek vereyim. Açılımın içeriğinde anlatılan her yöre halkının ya da etnik grupların kendi ana dilinde eğitim görecek. Devletin dilinin yanında bir de ana dilimizi unutmayacağız. Peki Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez hatta teklif dahi edilemez. Bu açılım içeriği Anayasamızın ilk dört maddesine girmiyor mu ?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dili Türkçe'dir. O zaman sizler anayasanın bu maddesini millete soruyorsunuz. Değişsin mi değişmesin mi. Evet derse değişecek. Peki Mustafa Kemal Atatürk'ün kurmuş olduğu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temeli olan bu ilk dört maddenin değişmesi hususunda evet çıkarsa Mustafa Kemal Atatürk'e karşı gelmiş olmayacakmıyız.
Mustafa Kemal Atatürk Türkçe üzerine neden fazla durmuştu biliyormusunuz. O zamanları yaşayanlardan dinledim. Millet okuma yazma bilmiyor. Ne Türkçe ne arapça ne de İstanbul sarayı Türkçesi (Osmanlıca) Orta Asyadan bu zamana kadar Türk Milleti hep çevre yörelerden etkilenerek Ana dili olan Türkçeyi unutur hale gelmişti. Her yörede bulunan Türkler ayrı ayrı konuşmaya başlamıştı.
Yöresel şiveler çok türemişti. Anlaşmada zorluk çekiliyordu. Bunun için yurdun her yanı bir dil olsun, bir olsun diye yeni bir Türkiye Türkçesi yaratmaya çalıştı. Halen bile çalışmalar devam etmektedir. Öz Türkçemizi dört dörtlük konuşan ve yazan çok az çıkar. Biz kendi öz Türkçemize sahip çıkamadan birde bazılarının isteği üzerine ana dili zannettiğiniz dili öğrenmelerini serbest bırakacaksınız.
Bu neye benziyor biliyormusunuz. Kendini öğrenemeden başkalarının uydurmalarına inanmak demektir. Bu işin uzmanlarına hiç soruldu mu ? Zannetmiyorum. Sorulsaydı kesinlikle hayır derlerdi. Çünkü halen öz Türkçeyi yerleştirmeden böyle bir işe kalkışmak resmen milleti kamplara bölmektir. Ben yurdumun her yöresinde ki insanlarla konuşmak, anlaşmak istiyorum.
Karadeniz'de "Celeyrum" Adana'da "Gelak" Marmara'da "Gel" Ege'de "Gelive" Güneydoğu'da "Vara" böyle mi olsun istiyorsunuz. Zaten yöresel konuşmalara bu zamana kadar kim ne demiş ki. Ben onu bunu bilmem devletin kapısında tek bir dil olur. O da "Gel" olacak. Devletin kurumları içinde resmi yazışmalarda başka bir iz veya ibare görüldüğü an şunu diyeceğim sizlere. Bu ülkeyi parçalıyorsunuz, bu ülkeyi bölüyorsunuz.
Daha zaman var şu işten vazgeçin. Hem hükümet hemde muhalefet bir araya gelin. Devleti devlet yapan bu hassas konulara dokunmayın. Şu olur bak. Herkes kendi yöresinde ana dilini öğrensin, yazsın çizsin. Ama devletin kapısında tek bir dil olan Türkçe'yi de herkes öğrensin. Çünkü bu ülkeyi Türk'lerin önderliğinde birlikte kurduk. Bunu herkes biliyor. O zaman bu evet hayır yarışması niye ?
Yoksa altında başka hesaplar mı var sorusu gelmez mi insanın aklına. Ne yapmak istiyorsunuz. Ben Laz'ım, Ben Çepni Türk'üyüm, Ben Çerkez'im, Ben Kürd'üm, Ben Boşnak'ım, Ben Azeri'yim, Ben Yörük'üm, Ben Dadaş'ım, Ben Anadoluyum. Ne olursam olayım benim dilim Türkçe'dir.
Bakınız bu refarandum parti seçimi gibi olacak. Kim daha güzel yalan söylerse o kazanacak
Ama millet kaybedecek. Milletin birleşmesinde büyük pay olan dil bölünemez. Din bölünemez, bayrak tekdir.
Bu refarandum işi çok yalnış bir durum. Hem de hiç zamanı değil. Zaten bu işin uzmanları mecliste, vatandaşa sormanın ne alakası var. Vatandaş o kadar aklı başında olsaydı sizleri seçmez, o koltuklara kendileri otururdu. Mecliste millet adına görev yapıyorsunuz. Bu işi mecliste çözemeyen kişilerin mecliste ne işi var.
Madem anlaşamıyor veya işin içinden çıkamıyorsanız orada ne işiniz var. Siz refarandumu bırakın da tekrar seçim yapın. Sizlerde tekrar aday olmayın başka birileri çıksın meydanlara. Çünkü sizlerin anlaşamayacağı kesin. Millet her şeyi meclis çözsün istiyor. Bakalım millet size ne diyecek
13.07.2010
272 Evet Veya Hayır Hiç Farketmez başlıklı yazı Necmi Yaprak tarafından
14.07.2010 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.