“ ATEŞTE SEMAH DÖNENLER ”
Pir Sultan Abdal Şenlikleri
Pir
Sultan Abdal, Sivas Yıldızeli İlçesi’ne bağlı Banaz Köyü’nde yaşamıştır.
Halkın diliyle ve sazıyla halk kültürünü yaygınlaştıran ve yaşatan
bir ozandır. Osmanlı yönetiminin baskı, katliam ve soygununa karşı
çıkarak halkı örgütleyen bir halk öncüsüdür. Bu özellikleri ve
uğraşları nedeniyle Osmanlı yönetiminin şimşeklerini üstünde
toplamış; sonuçta Sivas’ta asılmıştır. Osmanlı yönetimi, Pir Sultan
Abdal’ı asmakla da yetinmemiş, deyişlerini, şiirlerini de yasaklamıştır.
Tüm baskı ve yasaklara karşın, halk, Pir Sultan Abdal’ı unutmamış;
400 yıldan beri deyişlerini, şiirlerini sözlü olarak kuşaktan kuşağa
aktararak bugünlere getirmiştir.
Banaz Halkı,
kendi öncüsü ve piri olan Pir Sultan Abdal’ın ilkelerini ve kültürünü
örgütlü olarak yaşatmayı amaçlar. 1976’da Banaz Köyü’nde “Pir Sultan
Abdal” adıyla bir dernek kurulur. Derneğin öncülüğünde ve yöre
halkının katkıları ve katılımıyla her yıl Pir Sultan Abdal
etkinlikleri düzenlenmektedir. Ayrıca Yıldız Dağı’na bakan tepenin
üstüne, 8 metre boyunda tunç kaplamalı bir Pir Sultan Abdal heykeli
yaptırılır. Ne var ki 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yöneticileri,
diğer dernekler gibi bu derneği de kapatırlar. Sevenleri, Pir Sultan
Abdal’ı yaşatmaya kararlıdır. 1988’de Ankara’da Pir Sultan Abdal
Kültür Derneği’ni kurulur. Eskiden olduğu gibi, Banaz Köyü’nde her
yıl Pir Sultan Abdal Etkinlikleri düzenlenmeye de başlanır.
1-4 Temmuz 1993’te, Pir Sultan Abdal Etkinliklerinin dördüncüsü
düzenlenecektir. Bilindiği gibi Pir Sultan Abdal, tüm ezilenlere,
demokrasi ve özgürlük yanlısı olan herkese mal olmuş bir simgedir.
Pir Sultan’ın bu özelliğinden hareket eden Pir Sultan Abdal Kültür
Derneği yöneticileri, etkinlikleri demokrasi ve özgürlük yanlısı
kesimlerin temsilcileriyle ortaklaşa yapma kararı alır ve bu amaçla,
çeşitli demokratik kitle örgütlerine, yazarlara, ozanlara, sanatçılara
çağrı yaparlar.
Çağrı mektubu şöyledir:
“Sayın
Başkan ve Yönetim Kurulunun Değerli Üyeleri; “Önce bir hususun altını
sevinerek çizmek gerekiyor. Hepimizin mutlulukla izlediği bir
örgütlenme sürecini birlikte yaşıyoruz. Bu süreci başlatma şansının
bizlere ve bizim kuşaklarımıza nasip olması, kuşkusuz ayrı bir onur
nedeni olarak kabul edilmelidir. Tarih, ulusumuzun ve yaşamsal
donanımımız olan kültürümüzün asimile edilerek Araplaştırılmasına ve
sonuç olarak da yok edilmesine karşı gösterilen direncin örnekleriyle
doludur. Bunlardan en önemlisi kuşkusuz Atatürk'ün uluslaşma,
laikleşme ve çağdaşlaşma çabalarıdır. Bunun yanında Alevi
yurttaşların Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde dinsel gericiliğe, din
devletine, dinin siyasete ve kişisel çıkarlara alet edilmesine karşı
verdiği mücadelenin sayısız örnekleri de tarihi birer gerçek olarak
ortadadır. Bunlardan en çarpıcı örnek de PİR SULTAN ABDAL'dır.
“Çağdaş ve ilerici bir yaklaşım örgütlülüğün önemli bir kilometretaşı
olan dernek ve vakıflarımızın giderek amacına daha uygun işlevleri
üstleneceğine inancımız tamdır. Evrensel yanları bugüne dek fazla
yansımayan Alevi kültür ve folklorunun, ulusumuzun tümüne ve
insanlığa kazandırılması konusundaki çabalarımızı tarih kuşkusuz
tespit edecek ve değerlendirecektir.
“Canlar,
“Bilindiği
gibi, Kültür Bakanlığı güzel Anadolumuzun evrensel isimleri adına
kültür şenlikleri düzenliyor. Ancak siyasi iktidarın bu kapsamda ünlü
düşünür Hacı Bektaş Veli adına düzenlenen şenliklerde Alevi
felsefesinin özünü saptırmaya çalıştığını, onu siyasi araç yaptığını
hepimiz üzülerek izliyoruz. Bunun en somut ve çarpıcı örneği, ANAP
döneminin Ülkücü Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'tir. Zeybek'in o
ünlü konuşmasında, Hacı Bektaş Veli'nin Ahmet Yesevi tarikatına bağlı
olduğunu, ondan feyz aldığını kanıtlamak için büyük çaba sarfetiği hâlâ
hatırlardadır.
“Hacı Bektaş Veli, Pir Sultan
Abdal, Abdal Musa ve benzeri halk önderleri adına düzenlenen
şenlikler, bizler için mihenk taşlarıdır. Bu şenlikler, Anadolu
kültürünün gün ışığına çıktığı, yaşadığı, ete kemiğe büründüğü,
renklendiği, insanları etkilediği ve kitleselleştirdiği
devinimlerdir. Bu şenliklerin siyasi amaçla kullanılmasına asla izin
vermemeli, onlara sahip çıkmalı ve özünün korunmasına gerekli özeni
göstermeliyiz. Bunu sağlamak için de ev sahipliğini biz yapmalıyız,
şenlikleri bizler yönetmeliyiz.
“Pir Sultan Abdal
Kültür Şenlikleri'ne sürekli evsahipliği yapan derneğimizin Yönetim
Kurulu, yukarıda bilgilerinize sunulan özet görüşlerden yola çıkarak,
farklı bir yol ve yöntemi önermekte, evsahipliğini de bölüşmek
istemektedir. Bu şenliklerde kültürümüz, en anlamlı şekilde ortaya
konmalı, bizler tarafından dikkatle izlenmeli ve konuklara keyifli
bir ortam sunulmalıdır. Basının, TV'nin şenlikleri takip etmesi
sağlanmalı ve bu yoldan şenliğe katılamayan yurttaşlarımıza da
ulaşılmalıdır. Laiklik ve demokrasi konusundaki çabalarımızın
kitleselliğe dönüşmesine ve kamuoyuna mal olmasına bu şenlikler büyük
katkı sağlamalıdır. Bu nedenle yazımız ekinde sunulan Şenlik
Programı'nda sıralanan etkinliklerin, dernek ve vakıflarımız arasında
paylaştırılması düşünülmektedir. Örneğin; bir kuruluşumuz semah
ekibi ile katılarak katkıda bulunacaksa, bir başka kuruluşumuz
gazetecileri, panelistleri, sanatçıları veya TV ekibini götürmeyi,
bunlara araç sağlamayı, konaklama için yer ayırmayı vb... görevleri
üstlenerek katılabilirler.
“Sevgili Canlar; “Bu
mektubumuz yurtiçi ve yurtdışında olmak üzere yaklaşık olarak elli
kuruma gönderilecektir. Pek doğal olarak, özellikle yurtdışındaki
kuruluşlarımızın organizasyon içerisinde aktif bir görev almaları ve
yerine getirmeleri çok zor görünmektedir. Bu kuruluşlarımızdan
bütçeleri ölçüsünde, sembolik de olsa bu organisazyona katkı
beklediğimizi belirtmek istiyoruz. Ancak bu kuruluşlarımızın yönetici
ve üyeleri, tatillerini şenlik tarihine denk getirir ve konuğumuz
olurlarsa, hem şenliğimizi onurlandırırlar, hem de bizi mutlu kılarlar.
Şenlik düzenlenmesine aktif veya maddi olarak katkıda bulunacak
kuruluşlar, uygun görecekleri bir ismi de tespit ederek Şenlik
Komitesi'ne önereceklerdir.
“Pir Sultan Abdal
Kültür Şenlikleri'ne maddi veya manevi olarak katılmayı düşünenlerin
ve “Şenlik Komitesi Üyeleri’nin isimleri, dergimizin 7. sayısında
ilan edilecektir.
Önerilerimize olumlu yaklaşım
gösteren kuruluşlarımızın değişiklik öneri veya düşünceleri varsa,
onları en geç 15 Mayıs 1993 tarihine kadar bize bildirmelerini rica
ederiz. 22. 04. 1993
Saygılarımızla...
Rıza AYDOĞMUŞ Murtaza DEMİR Gen. Bşk. Yrd. Genel Başkan
“Derneğin
çağrısına çok sayıda örgüt, yüzlerce yazar, ozan, sanatçı, semah ve
tiyatro ekibi olumlu yanıt verdi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin
yöneticileri, Kültür Bakanlığı’nın ve Sivas Valiliğinin katkılarını
da istemişlerdir. Kültür Bakanlığı ve Sivas Valiliği, bu istemi
olumlu karşılar ve mali katkı yanında, konaklama ve ağırlama
konusunda da katkıda bulunulacağı bildirilir. Hatta, Sivas üst
Düzenleme Kurulunda, Kültür Bakanlığı Sivas İl Müdürü Mehmet Talay da
yer alır.
30 Haziran 1993 akşamı, ozanlar,
yazarlar ve sanatçılardan oluşan yüzlerce kişi otobüslerle Ankara’dan
Sivas’a hareket eder. Sivas halkı, konuklarını coşkuyla karşılar.
1
Temmuz gününün programı oldukça yoğundur. Sivas Kültür Merkezi’nin
konferans salonu tıklım tıklım dolmuştur. İzleyicilerin çoğunluğu
ayaktadır. Salonun içindekiler kadar bir topluluk da dışarıda
kalmıştır. Saygı duruşundan sonra, PSAKD’nin Genel Başkanı Murtaza
Demir bir açış konuşması yapar. Sivas Valisi Ahmet Karabilgin’in
konuşmasından sonra Yazar Aziz Nesin konuşur. Daha sonra sahneye gelen
halk oyunları ekibi salonu coşturur.
Öğleden
sonra Buruciye Medresesi’nde kitap ve fotoğraf sergilerinin açılışı
yapılır. Yazarların imza masalarının önündeki okuyucular onlarca
metrelik kuyruklar oluşturmuştur. Halkla yazarlar ve sanatçılar bir
aile gibi kaynaşmışlardır.
Saat 17.00’de Kültür
Merkezi’nde Hasret Gültekin’ in dinletisinden sonra, “Çağların Pir
Sultanlarından Günümüz Pir Sultanlarına“ başlığıyla düzenlenen panel
başladı. Yazar - Gazeteci Sami Karaören’in yönettiği panele, Asım
Bezirci, Prof. Dr. Afşar Timuçin, Aydın Çubukçu ve Hüseyin Gülkanat
panelist olarak katıldılar.
Pir Sultan Abdal
Etkinliklerinin birinci günü, halkın ilgisi ve coşkusuyla noktalandı.
Etkinlikleri izleyen Sivaslılar, kent dışından gelenleri evlerine
konuk etme yarışına girmişlerdir. Konukların bir kısmı evlere
dağılırken, bir kısım konuk da otellerde kalmayı yeğlemiştir.
2
Temmuz günü programı saat 10.00’da başladı. Şenlik ekipleri, bir gün
önceki yoğun çalışmanın yorgunluğuna aldırmadan, günün
etkinliklerinin daha başarılı ve coşkulu geçmesi için hazırlıklarını
tamamlamaya çalışıyorlardı.
Buruciye
Medresesi’ndeki fotoğraf ve kitap sergilerine gösterilen ilgi aynı
yoğunlukta sürüyordu. Salonun açılışından çok önce gelmiş insanlar,
ellerindeki kitapları imzalatmak ve değerli yazarlarla sohbet
edebilmek için heyecanla bekleşiyordu.
Saat
14.00’deki Kültür Merkezi’nde Arif Sağ’ın dinletisinden sonra, “Medya
ve Emperyalizm” paneli yapılacaktı. Hasan Uysal’ın yöneteceği panele,
Sami Karaören, Raif Türk, Şükrü Günbulut, Mustafa Yalçıner ve Soner
Doğan da panelist olarak katılacaktı. Kültür Merkezi’nde 1500 kadar
izleyici bulunuyordu.
Bu çalışmalar sürdürülürken,
bazı cami önlerinde ve yakınlarında birtakım gruplaşmalar görüldüğü
ve bir saldırı olabileceği haberi fısıltı halinde yayılıyordu.
Devamı var...
Kazım Doğan
(
Ateşte Semah Dönenler -1- başlıklı yazı
Kazım Doğan tarafından
30.06.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.