Şehrimde alev
varken girme meskenlerine,
Kâbuslar şaha
kalkıp, gelir dillere figan.
Bülbülün
inliyorken bakma dikenlerine,
Hüsranın sükût
etmez, kahır yığar gül fidan.
Koşmalara
getirme kapkara bulutları,
Boyayıp dursun
seni mazimin yakutları,
Gafleti canan
yapıp bozdurma umutları,
Mersiyeleri
yakar ellerindeki destan.
Yine yansın
gönlünde Nedim’in laleleri,
Ör artık
kafesine ölümsüz şuleleri,
Maksadı ele
alıp örmezsen çileleri,
Baharları
getirmez, hazan yükletir zaman.
Kasvetleri
dost tutma, refik ol mehtabınla,
Meskenini
dağlama yanan ıstırabınla,
Meclislerime
girme dildeki gazabınla,
Karanlıklar
çoğalır, yüreğin olur zindan.
Sahte güllere
bakıp âlemi âlem sanma,
Yığ
maharetlerini, matemlerini anma,
Bu zamanın
kışı var, baharlarına kanma,
Ateşlere
girersen sana yetişmez Rahman.
Aç gönül
kitabını, Rabbin ismini oku,
Hislerine
durmadan aşk kokusunu doku,
Sonra gelir
üstüne zamanlarının şoku,
Nur seferlerin
tütmez, yetimlik çeker umman.
Ellerin
geceleri nafilece sağmasın,
Yüreğinin
özüne felaketler doğmasın,
Fesatların
çoğalıp hislerini boğmasın,
Aşk yüklü
meclisine yaklaştırılır fettan.
Toprağın
hikmetini içine çek bu bahar,
Etme artık
hoyratça, etme özünü inkâr,
Verme
meskenlerine kasvet yüklü bin zarar,
Dil çığlıklar
atsa da ulaşmaz söze derman.
Kaleminde
tutuşsun maksat denen sermaye,
Seni şeytan
etmesin, güller etsin himaye,
Yak sevda
ateşini, yığma bana mersiye,
Aklın gözü
körleşir, boyanır kalbe katran.
Pervane’nin
sesini can kulağıyla duyun,
Yanan muradınızı
kaleminize koyun,
Zerk edin
ışıkları, karanlıkları soyun,
Yerle yeksan
olursun, giremez kalbe sultan.