Sükût eden dillerle girme hüzün çağına,
Suzinakları yığdır şehrinin otağına,
Nazar değmesin bugün âşıkların bağına,
Hekimlerden gelmesin yangın yüklü
reçete;
Mahirlerin izini sür aheste aheste!
Meclislerim şehrimi inletsin nur
seslerle,
Sokaklarını üzme aldığın nefeslerle,
Nağmelere aşk döşe tükenmez heveslerle,
Dudağını yakmasın sevda anlatmaz beste;
Mahirlerin izini sür aheste aheste!
Katranla boyanmasın sabahın seherleri,
Bülbüllerim durmadan döksün
mücevherleri,
Kararmasın hızlıca kalp gözünün ferleri,
Güllerin arzusunu yükle dur deste deste;
Mahirlerin izini sür aheste aheste!
Pervane’nin sözünde hicran şaha
kalkmasın,
Sık sık umutsuzlukla meclisine akmasın,
Yangın gazeller döküp canlarını
yıkmasın,
Kâbusları sermesin ellerindeki güfte;
Mahirlerin izini sür aheste aheste!