Uzun Saçlı Kız Ve Zeytin Ağacı

Uzun Saçlı Kız Ve Zeytin Ağacı

UZUN SAÇLI KIZ VE ZEYTİN DALI

Bir varmıış, bir yokmuş.. Evvel zaman içinde Kaf Dağı'nın sarp kayalıklı bölgesinde yetişen bir zeytin ağacı varmış. Her çeşit ağaçtan varmış, ama zeytin ağacı içlerinde en narin, hassas ve soğuğa dayanıksız olanmış. Bütün ağaçlar onunla dalga geçerlermiş. Zeytin ağacı ise her bir damlasında yere yağ akıtırmış.

Gel zaman git zaman ülkenin en zenginlerinden birinin kızı Samara'nın upuzun simsiyah saçları hiçbir neden yok iken istemsizce dökülürmüş. Zavallı kız, saçlarını o kadar çok severmiş ki; tararken bir tek tel kopacak diye ödü patlarmış adeta. Saçları olmayan kötü cadı Samara'yı kıskanırmış. Ona türlü türlü sihirler yapar, onun her bir dökülen saç telini, kendi saçında oluşmasını sağlarmış böylece. Hal böyle olunca özene bezene uzattığı saçlarının döküldüğüne şahit olduğundan; ağlamaktan harap edermiş kendisini. Annesi ve babası buna nasıl bir çare bulunurun yoluna düşmüşler. Derken iyi kalpli bir büyücüye denk gelmişler. Büyücü, anneye ;

- Kaf Dağı'nın ardında, sarp kayaların ortasında bulunan bir zeytin ağacı var, onun dalını kırıp bana ulaştıracaksınız, dikkat edin, çünkü o ağaç çok hassastır ve dalındaki yaprakların diri olması gerek. Solmadan benim elime ulaştırmalısınız. Bunu bir kişi yapmalı, o da yine saçı uzun olan kızın annesi.

demiş.

Anne, hiç ikiletmeden kabul ederek, eşini yanına almadan düşmüş yola. Kaf Dağı o kadar uzakmış ki; az gitmiş, uz gitmiş, dere depe düz gitmiş ve karşısında heybetli mi heybetli, zirvesi dahi bulutların üzerine çıkmış olan dağı gördüğünde, öylece kala kalmış heyecandan ve şaşkınlıktan. Daha sonra devam ediyorken, kayalıkları farketmiş, taşların arasından sarı sarı su akıyormuş. Tam yukarı doğru çıkmaya çalışırken ayağı kaymış ve düşmüş. Sıvıya eliyle dokunmuş ve kaygan olduğunu farketmiş. Çantasının içinden bir şişe çıkararak başlamış içini doldurmaya. Bu oraya gittiğine dair bir hatıra olarak kalacaktı onun için.

Zar zor bir şekilde, düşe kalka sonunda ağacın oraya kadar çıkmış. Sahiden de bir başına ve hepsinden farklı yapısıyla dikkat çekmeyi başarıyormuş zeytin ağacı.

Kaygan sıvının ondan geldiğini farkeden anne, şaşkınlığını daha fazla saklamayarak : " Bu nasıl birşey böyle!" demiş.

Zeytin ağacı, öne eğik dallarını yukarı kaldırarak:

"Ne istiyorsunuz benden ? Yeterince zedelendim zaten, akıttığım gözyağlarımı görmüyor musunuz ? "

Ağacın konuştuğuna ilk defa şahit olmuştu anne.

"Sizden sadece en uzun dalınızı istiyorum zeytin ağacı. Bu kızımın saçları için çok ama çok önemli. Lütfen bana uzun dalınızı gösterir ve izin verir misiniz almam için ? "

Zeytin Ağacı :

" Peki" demiş.

"Fakat, beni burdan tamamen götüreceksin, çünkü köklerin bu sıvının içinde yavaş yavaş kaymaya başladı. Yerimde durmakta güçlük çekiyorum. "

Anne, tüm kuvvetiyle sarılmış zeytin ağacının gövdesine. Derhal elindeki çantaya sokmuş köklerini korumak ve zedelememek için. Öyle hızlı adımlar atıyormuş ki, susuzluktan boğazları kurumuş. Zeytin ağacı, yağından içebileceğini söyleyince; anne derhal şişesine sarılmış ve güç gelmiş vücuduna. Artık hem susuzluğu gitmiş hemde daha bir hızla koşmaya başlamış. Ertesi güne yaklaşırken çoktan büyücüye ulaştırmış bile dalı. Zeytin ağacını ise güzelce bir yere dikmiş. Büyücü, derhal gerekli malzelerini karıştırıp, iksiri elde ederek, anneye uzatmış ve kızının saçına sürmesini istemiş. Bütün dökülen saçları yerine gelen Samara mutluluktan ne yapacağını şaşırmış. Cadı ise daha da çirkinleştiğini görünce kendini zehir içerek öldürmüş.

Anne , zeytin ağacına o kadar güzel bakıyormuş ki, birkez bile gözyağı akıtmasına sebebiyet vermemiş. Gelen geçen merak ediyor, sürekli şifalı olduğunu düşündükleri efsanevi ağacın dallarını kırıp, koparıyorlarmış. Meyvesinden yiyen hastalar şifa buluyormuş. Tüm ülkeye bu ağacın nâmı yayılınca anne ne yapacağını şaşırmış artık. Üstelik zeytin ağacı git gide kurumaya başlamış ve gözyağı dahi dökemez olmuş.

Anne ve Samara ne yaptılarsa da zetin ağacını tekrar yaşatamamışlar. Gitmedikleri büyücüler de kalmamış, fakat efsanevi olan ağaç artık tüm gücünü yitirmiş ve tamamen kuruyunca; kendiliğinden yok olmuş.

Bir masal daha böylece sona ermiş. Kimisi ermiş muradına, kimisi kerevetine dahi çıkamamış. Olan yine nankör insanoğlunun doyumsuzluğu ve bencilliği yüzünden nezaket ve faydalı bir ağaca olmuş..

****

Sevinç

Sitedeki
Yazarın
Önceki YazıSonraki Yazı
Önceki YazıSonraki Yazı
( Uzun Saçlı Kız Ve Zeytin Ağacı başlıklı yazı Sevinç A. K. tarafından 25.12.2011 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )