Canını sıkan bir durum olmuş sanırım.
Neyse ben şiirle alakalı olmayan bir şeyler yazayım biraz neşelen. Yazacağım şey de bu diş bileme üzerine.
Osmanlı zamanında Türk ordusu ile yabancı bir devletin ordusu ( Diyelim ki Macarlar olsun ) savaşa tutuşmuşlar. Bu savaş sırasında zaman zaman mola veriyorlar, dinleniyorlar, sonra tekrar savaşıyorlarmış ( Aynen Çanakkale gibi.)
İşte bu molalardan birinde Türk askerleri namaz kılmak için abdest almak üzere ırmak kenarına inmişler. Abdest alırken bazıları misvak kullanıyor, bazıları parmaklarıyla dişlerini temizliyormuş. Uzaktan bunu gören düşman askerleri '' Eyvah ! Türkler dişlerini bileyliyor, bizi yiyecekler'' Diye telaşa düşmüşler.
Evet, bu elbette hikaye ama gerçek bir tarafı da var. İnsan oğlu ne zaman ki diş bilemek yerine uzunu bilemizşse zafer hep o us bileyenin olmuştur.
Selam ve sevgiler.
Maşallah bugün genç şairlerin günü,
Çok güzeldi
Gönülden kutlarım
Selam ve sevgilerimle
Aşk iken rencide edilen.
Aslında tümden gelen bir kazanım elbet tüm k/ayıplarım.
Düş gücüme yenik düştüğüm elbet aşkın da bekası iken özlem ve çaresizliğin minvalinde her sevgiden nem kapıp aşka kanat açtığım üstelik sihrimle ve gizimle izini sürdüğüm beşinci mevsimin…
Gerçekten sevenler vazgeçmek için sevmezler, yüreğine sağlık arkadaşım sevgilerimle...
en büyük erdemdir hoşgörü, ahlakın tamamlayıcı kimliği..duyarlı ve güzel bir şiir okudum, tebrik ve selamlarımla
İnanamıyorum bu duygu yoğunluğuna onun için maşallah diyorum kardeşimin şiirlerinde,
gönülden kutluyorum değerli hocam, selam ve saygılarımla
Kul Fikret'im içim sızlar, değer bilip vermeyene.
Gören gözle bakıp bakıp etrafını görmeyene.
Sözde nasihat ederken, halim hatrım sormayana.
Bir Kul hakkın almayınca, diş bilenmez us bilenir.
Artık hiç bir talebim yok evrenden.
Yapmam gereknenler var eğer Mevla izin verirse elbet akabinde izin verirse insanlar.
Allah hep izin verdi ama izin almam gereken de bir zümre bekledi beni kapıda.
Onlardan da izin aldım ama...
Değer...
Değer vermek.
Değer görmediğini bile bile.
Değişmeyen şeyler var çünkü düzen böyle işliyor ve ben asla müdahil olamadım bu düzene ve dönmeyen çarkları ben mi tamir edeceğim?
Umut...
Ne saçma bir kelime.
Hayatın kendisi saçma.
Oysaki kendimi saçma gösterdi insanlar ve yaptığım her şey saçmalık olarak nitelendirildi.
Lakin.
Lakin...
Ol, dedi Rabbim.
Yaşama hakkı verdi bana ve nice vasıf sundu.
Yaşama hak...
Kaleminize ve yüreğinize sağlık her zaman ki gibi adınıza yakışır bir şiir tebrik ederim.
Her gün yeni bir başlangıçtır diye klasik bir cümle de kursak, dünden etkilenmemek zor.
Şiirleriniz tat veriyor.
Tebrik ve selamlarımla.
Tüm yollar tartışmasız her daim Rabbime çıkar. Çıkar çıkmasına da biz nankör insanoğlu sık sık nefsimize kapılıp bu yolun adresini unutur, ha bire çıkmaz sokaklarda dolaşır dururuz.
Rabbim doğru yoldan ayırmasın.
Kutlarım adaşım çokçana,
Selam, sevgi ve saygılarımla.
çağatay
Nerede son ve baslangıc oldugu bazen iç içe gectiği hayat, ölümde en zor safha olsa gerek.
Yazıya tebrik ve sevgiyle Melek Hanım.
Çok güzel bir şiir dili.
Kalbi tebrikleirmle...
Sükuta eren didinmelerle ya da huduttan huduta kosturan bır ruhla dilsiz bir tavır sergilermi hayat... Geciyor bir lahza her ne varsa bizden, ama afıyet ama zafiyet.
Yıldız Hanım aklıma şiir neleri yıgdı durdu.
Gonulden tebrik ve sevgilerimle.
resmi bile yok ki
bir uzamda saklı o seyyah yürek
aşkın da na'şı
hürmetle yad ettiğimiz kurşun gibi ağır bir mevsim iken yüreğin ihbarı
var olun ağabeyim
selam ve dua ile
yana yakıla yaşamın
özeti bir ömürce söylenen güftenin
huzura delalet bir gölge bir yürek bir sevecen iklim...
sayfasında huzur bulduğum canım gönül dostum
sonsuz sevgimle Nezahat Hanım
dost emeğine yüreğine sağlık selam ve saygılar
Hayat çok kısa ölüm ise her zaman en büyük gerçek hiç akıldan çıkmaması gereken bir olgu... Kutlarım yürekten...
Sevgisiz yaşamanın cehennem olduğunu
Ömrünün son treni kaçtığında anlarsın.
Bu kısım şah beyit olmuş maşallah..Ömrünün son trenini kaçırmak ne içler acısı bişeydir..Eminim sayede yaşayan bilir..Oysaki her yeni doğan gün bir bilettir mutluluğa..İnsanoğlu işte umuda kanat çırpmak yerine hep tökezlemeyi seçer..Sevmekten vazgeçer...Sevmek için çare aramazda sevmemeye bahane arar..
Ne güzel demiş Cahit Zarifoğlu...
Değil mi ki kavuşmalarimiz topal
Ayrıliklarimiz koşar adım...
Zarifçe okunmuş insanın bam teline..İnsan hep kaybettiğinde anlıyor biseylerin kıymetini..Kaybetmeden kıymet bilmek nasip olsun diyeyim...Ve bu hoş şiiri tebrik edeyim :)
Sevgiler...Kucak dolusu🌷
Meramını güzelce anlatan, dört başı mamur bir çalışma.
Tebrik ve saygıyla
Önce şiirini okudum. Sonra Zemahşer hakkında biraz araştırma yaptım zira ilk kez duyduğum bir türdü. Hemen şunu belirteyim ki sen zemahşerin de zemahşerini yapmışsın. Yani senin yazdığın şekliyle çok daha zor bir hale sokmuş ama bu zorluğn altından ustaca kalkmışsın.
Mesela Zemahşerde şiirdeki dizelerin ilk harflerinin aynı olması diye bir şey yok. Sen burada olayı bayağı zorlaştırmışsın.
Ayrıca beş dizeli bir şiir olması da gerekmiyor. Baktığım örnekler dört dizelik kıtalardı. Yani biraz daha zorluk katmışsın.
Ama?
Ama şiirdeki bütünlüğü, akıcılığı, uyum ve ahengi, ölçü ve kafiyeyi bozmadan bu zorluğun altından kalkabilmişsin. Can-ı gönülden tebrikler.
Selam ve sevgiler.
Yüce bir aşktan bahsedilmiş şiirdi. Onu daha da yüceltmek için çalışmaya gerek yok bence. Zaten aşkı yüceltmek için özel bir çalışma da gerekmez. Yüreklerde beslenen bir duygu kendiliğinden büyür, büyür, büyür, dervişte fenafillah, aşıkta kara sevda olur. Bu makamların daha da yücesi '' Enel Hak'' tır ki ona dahi çalışarak değil daha çok severek ulaşılır.
Peki daha çok sevmeye çalışmak diye bir şey olabilir mi?
Bence hayır. Bir insan ya seviyordur ya sevmiyor. Ya aşıktır ya değil. '' Aşık olmak için çalışmalıyım'' Diye bir şey yok bana göre.
Evet güzel ve etkileyici bir şiirdi yine. Tebrik ederim.
Selam ve sevgiler.