Hadi bir şiir yaz…
Tırnak içinde iki kelime
seni seviyorum diye.
Seviyorum gözlerine bakışlarımle
İstiyorum seni candan bütün arzumle
Ben acı çekiyorum çaresizliğime
Seviyorum seni ümitlerim olmasa bile
seni kutluyorum yağmur yüreğin güzel kalemin daim olsun
bütün başarilarin senin olma dileğiyle hoşçakal.
Göğsümü yarmaya hazırlanıyor kalbin cerrahı
Son bir defa resimlerde geziniyor bakışlarım
“Bir gün gideceksen sevme” dediğini anımsıyorum
Korkma gitmiyorum yüreğim.
Aşk olur da ağrısız sızısız olur mu hiç.
Çiğ köftenin acısı gibi ağzını ve içini yaksa da gözünden yaş gelse de yine yemeğe devam eder.
Kalp Ağrısı'nı beğeniyle takip ediyorum.Herkesin kalbi ağrımaz.
Bu acıyı sadece gerçekten sevenler çok iyi hisseder.
Kaleminiz var olsun.İlhamınız hiç tükenmesin.İyi ki varsınız.İyi ki kalbiniz ağrıyor ve bize
bu duygulu şiirleri okutuyorsunuz.Sağlıcakla ve mutlu kalın.
Rabbim sizi ve sevdiklerinizi iki cihan sultanı eylesin. Beğeni ile okudum. Kutlarım üstadım.
Aşk avaresi,
Aşk sefili,
Yürek yalın yürek yangın…
Sevmeye ne kadar vardı hakkın?
''Ey koca yürek bir gün biride seni anlayıp, seni sevecek''
Burukta olsa harika bir anlatımdı, yaşamak isteyip de hiç yaşayamayacağın sevgilere...
Tebriklerim sonsuz sevgiyle...
keşke masum olsan da hep suçlasan sen beni
yuvarlak sırtı pul pul ışıldayan karanlıkta..
kızıl aydınlıkta..aradım seni...yoktun..
hesaplar zerresizdi..
olanlar sabırsızdı..
korkular dizde bilenmiş..ti..
yengeç adımları ile...maltayı aşıp.silivrideki işleri nasıl beler insan bugünlerde..
kutlarım usta
yüreğinize sağlık tebrikler
geceye yazılan güne gelmiş
gündüze yazdığın aya yıla gelsin
sağlıcakla dost
Duygularım çok yoğun, nasıl, nerden başlayacağımı bilemiyorum.
Orta okuldayken 2 sene bana edebiyat öğrettiniz ve bu okulda edebiyat derslerini gördüyüm ilk senelerdi. Edebiyatı bu kadar çok sevmemin sırrını daha şimdi çözüyorum. Demek ki bu aşk, şevk bana, ilk edebiyat öğretmenim olan sizden geliyordur. Bu gün ilk defa şiirlerinizi okurken ne kadar duygulandığımi ve mutlu olduğumu anlatmakta zorlanıyorum.
Muhteşem şiirler. Fikri ve felsefi derdinliği ile insanı en derinine çekiyor her satır. Başka alemlere yolculuk yaptırıyor adeta, insanın ruhunu yenileyen, evirip çeviren bir yolculuk bu...
Siirlerde duyguların bu denli ifadesi, şiirin içinde şiirsellik, şiirselliğin içinde renk cümbüşü olan alemler yaratıyor adeta. Ruhu olan şiirler diyorum ben bu şiirlere, ruhu olan, yani tanrının yalın ilhamıyla süzülüp gelen, onun için de kutsallık taşıyan şiirler...
Tüm bu hissleri, duyguları bana yaşattığınız için size müteşekkirim, sayın muallimim...
Ah usta ah yine isyan, yine hüzün, yine efkar...
" Acı hiç mi yamuk durmaz üzerinde insanın" demiştim vaktiyle bir şiirimde.
Sanki "biz"i tarif etmişim...
Ve usta kaleminizden çıkan hüzün, canlanıyor gözlerimin önünde ve bir ürperti sarıyor içimi...
Fal açan kadına kadar hissettim şiiri usta.
Sonsuz saygımla...
hatırı var tüm düşlerin
belki bir zaman daha.
da !
hani son türkü olacaktın çatlayan yıldızlara ?!
Sevenin halinden sevenler anlarmış dost:) ben sizi çok iyi anlıyorum, bir aşk şairi olarak, dert etmeyin siz...
Eh bir de anlamayanlara anlatabilsek dedim ama bilmem anlarlar mı dersiniz şiirlerdeki çırpınışlarımızı...
Harika, biraz tebessüm edin istedim, az da olsa efkarınızın dağılması adına:) çok tebriklerimle ustam, sonsuz saygılarımla...
Ah kalp otağıma taht kurdu kelimelerin gücü ve şiir.
Hep ayrı ayrı sokaklarda yürürüz de aklımız ve kalbimiz diğer taraftadır.
Hep aynı gökyüzüne aynı yıldıza bakarız da bir araya gelemeyiz.
İmkan ve imkansızlıklar silsilesinde büyütüyoruz aşkın garip hallerini.
O'nsuz bir yaşam düşünülebilir mi ki asla olasılıklarımız arasında yoktur bu şık.
Değerli bir elmastır, eşsiz bir mücevherdir gönlümüzdeki, her şeye rağmen.
ve usta'da bilir ki rağmenlere rağmen yine de dik durmalı, aşkına sahip çıkmalı insan.
Ve dipsiz kuyulara düşmeden yokluğun çığlıkları "seni seviyorum" diyebilmeli, kalmalı seven.
Ne olursa olsun arkasını dönüp gitmesi gerektiğinde gidildiği gibi,
affetmenin de büyüklüğünü tadacaktır sanırım her nefs.
Çünkü insan bir çok kez aşık olabilir, ancak bir defa sadece bir defa gerçekten sevebilir.
Bilemiyorum ben böyleyim, güncel aşk sendromlarının gidişatını beğenmediğimdendir.
Şu an ki sitemli cümlem. Seri çok güzel devam edi...
:) gülüşü içtendi okurun,
ruh halini bilmelerden muhtemel.
geçen Aralık, Karacaahmet manzaralı bir oda da aynı duygular muhtemel.
yok, valla gitmeler değil de beni asıl korkutan
hiçbir şeysiz gitmelerdi belki de usta.
Ki,
damarda daralmaya müdahele gereksiz diyen doktor,
nereden bilecekti gözlerin nerede kaybolduğunu.
okur da bilemezdi elbette
yine de yaşamak güzel şey be usta demekten başkalarını...
evet, yaşamak güzel şey usta...
saygı ve dostlukla.
Şiire yeni başladığımda tasavvufi ve mesnevi şiirlere olan merakım ve yazma tutkumdan dolayı beğenisi ile hocam şöyle bir söz etmişti: Tasavvuf yedi kattır, yedi mertebe vardır Neşe. Sen şu an da bu merdivenin 3. basamağındasın ve daha öğreneceğin çok şey var! Hocam ölmüşse Allah'tan rahmet, sağ ise selamet diliyorum kendisine...
Tasavvuf'un nasıl tanımlandığına bakalım:
"Tasavvuf" dünya hayatının aşırılılıklarından uzak durarak Allah'a gönülden bağlanma, Allah'ın varlığına insanın kendi varlığından vazgeçmesi, benliğini (nefsini) yok edip gönlünü ilahi aşkla doldurması esasına dayanan, İslami bir düşünce akımıdır. Türkistanlı Hoca Ahmet Yesevi Türk tasavvufunun kurucularındandır. Anadolu'da tasavvufun, onun öğrencileri tarafından yayıldığı kabul edilir. Tasavvufçular (mutasavvıflar, sofiler) düşüncelerini halka yaymak için edebiyatı, özellikle şiiri araç kabul ederler. Bunun sonucu olarak Anadolu'da 13. yy.dan itibaren güçlü bir tasavvuf (tekke) edebiyatı olmuştur...
Tasavvuf edebiyatı, Halk edebiyatının "tasavvufi halk edebiyatı" türü 12'nci yüzyılda Ahmed Yesevi ile başladı. Konusu Allah'a ulaşmanın yolları, ahlak ve nefsin terbiyesidir.
Anadolu'nun bu alandaki ilk ve en büyük şairi Yunus Emre'dir. Anadolu'da 19'uncu yüzyıla değin çeşitli tarikatlarla gelişen bu edebiyat geleneğinin sürmesinde en önemli rolü Alevi-Bektaşi ve Melami-Hamzavi şairler oynadı.
Tasavvuf edebiyatı şairleri, yalın bir dille, hece ölçüsüyle ya da aruzun heceye yakın yalın kalıplarıyla şiirler yazdılar. Tasavvuf şiirinin genel adı, özel bestelerle okunan ve tarikatlara göre değişik isimlerle anılan ilahilerdi. Nazım birimi dörtlüktü. Ama gazel biçimde yazılmış ilahiler de vardır. Bu edebiyatın düzyazı biçimini ise evliya menkıbeleri, efsaneler, masallar, fıkralar ve tarikat büyüklerinin yaşamlarını konu alan yapıtlar oluşturur.
Eserler dörtlük birimiyle yazılmıştır. Genellikle yarım uyak kullanılır . En büyük şairleri Yunus Emre, Hacı Bektaşi Vel...
Dört duvar arasında ve hasta yatağında yaşanan bir aşkın çevredekiler tarafından yorumlanışına farklı bir bakış vardı.
Çok yakın ve tanıdık geldi bu dizeler,belki yaşanmışlığını ve yarım kalmışlığını çok gördüğümden olsa gerek…
Tüm negatif düşüncelere rağmen hala geleceğe dair beklentiler güzeldi.
Beğeni ile okudum,vakitsizlikten seslendirilmedi sanıyorum.
Emeğe ve yüreğe tebrikler…
Bir reddediş "içleminde", seyirgahı kendinden menkul bir şiir olmuş. Savaşı reddedişin ve savaşı reddetmenin yalnızlığı ve çaresizliğinin hissedildiği inorganize satırlar ve tersinden yaklaşım. Hem psikolojik bir tahlil hem felsefi bir duruş. Kutlarım...
Mektuplar sevene, hatır olsa da
Yazdığın dilekçe, pul oldu yeter
İşte hece şiiri böyle yazılır dedim şiiri okuyunca...Var olun...Hafızama kazınacak şiirlerden birisi..Sevgi ile kalın...
ozancaydı.
duydum çığlığı.
eyvallah...
Örfüne sahip çıkansan gülsün
Bilinçli davranışların sürsün
Özüne sahip çıkarsan özsün*
Alçalan olma zaman yakıyor
bir ihtardı şiir...
ben de nasibimi aldım...
kutladım...
Kabile, kabile birleşip büyüdüler,
Bir bir doğup, bir bir hayattan göç ettiler,
Anılmazlar, adını, sanını silmişler,
Yarın sende tarih olacaksın yiğidim.
İslam Tarihi okur gibiydim...
Eyvallah yüreğine...