Anayasa gibidir bazen bir mısra...
Efendim, yine hoş tebessümler bıraktınız yüzümüzde... Çok sevdiğim romantik müziğin ardında içten, rahat yürek seslerinizde pürnur olduk... Satırlarınızı okurken o rahaktlığı ben de yaşıyorum Çağatay hocam... Havanız hiç bozulmasın, mutlu yuvanız her dem sürsün... Allah kem gözlerden korusun diyor, saygılar sunuyorum...
============================== e d i b / a h m e t
Güzel ve anlamlı konuyu şiirimsi bir dille işlemişsiniz.Farklı olmuş.
Tebrikler...
Her şey boş değil mi Çağatay Bey insanın elindeki güzelliklerden başka...
Aile, huzurdur. O huzuru insan ne barın mayhoş tadında bulur ne de içkinin acı sarhoşluğunda...
Aşkımız evlatlarımızla güzel, demişsiniz...
Gerçekten de mutluluk meyveleriyle asıl mutluluktur...
Çok beğenerek okudum, geçmişten günümüze, benzetmelerle ve çağrışımlarıyla harikulade bir şiir idi.
Tebrikler ve saygılar...
Benim ablam hikaye mi yazmış:)
Ne güzel anlatmışsınız hayatın gerçek ve acı yüzünü...
Ütüpya çocuklar güzellikler getirsin acıyla kavrulan dünyamıza...
Masumiyetleri çiçek gibi döşensin yollarımıza...
Kelmine her şey yakışıyor ablam.
Çok sevgimle...
Bazen kadere tslim olmadan yaşamayı bilmeli insan
elbette kaderin bizlere sunduğu şansları ve yaşamamız gereken acıları birlikte yaşatır bize
kader ustanın gözünden hayata bakmak farklı bir tad verdi.kutlarım güzel bir şiirdi
Giden kendi idamını onaylar; kalemi kırar. Fakat kitap kapanmamalı. Sormalılar gidene 'son isteğin nedir diye' Büyük aşka uygun, en olması gereken cezayı isteyecektir belki de… Her şey hukuka uygun olmalıydı. Cezası yüzüne okundu ve sordular 'son isteğin nedir?' Giden:
''Ben giderken onu bıraktığım yerdeyim hâlâ. Gidemediğimin kalbine müebbedimi istiyorum…''
Ne güzel bir finaldı ayşe hanım...
Aşk işte böyle bişi her şeye rağmen sen diyebilmek...
Müebbetine sevmek...Harikaydı...
Sonsuz tebriklerimle...sevgimle...
Sitedeki kritikleri maalesef ki ilk defa okudum ve öğretici olduğunu gördüm. En yakın zamanda hepsini okuyacağım. Şiire gelince her bir dize, her bir kıt'a gerçekten de harikulade; fakat beni etkileyen kıt'a şu oldu:
"Bir tacından koparılmış çiçek bırak
Islaklığı çoktan kurumuş varaklara.
Ve git...
Bil ki barışdım yokluğunla."
Kutlarım...
Çok ağır bir dram idi satırlara yansıyan ve daha da ağır bir final ile son bulmuş. Sanırım en zor olanı da taraflardan birisinin gitme diyememesi, belki bir anlık basiret bağlanması, belki gelecekteki ürkek belirsizlik, belki bugünün sürdürülebilir olmasına dair inanç eksikliği ve binlerce belkiler...
Her yazılanın imgelerde kalması dileğiyle ...
Kutlarım şahsınızı,
Saygılarımla
çağatay
Bu uğurda emek emek inci inci göz nuru gibi döktürdüğünüz dörtyüzkırksekiz hecenin her harfinden, her manasından, sosyal sorumluluk ve duyarlılık kokan her kelimesinden ötürü şahsınız ayakta alkışlıyor ve Rabbim gani gani razı olsun diyorum. Ne denebilir ki başkaca efendim ?? Çok yaşayın, hayatınız her daim kalbiniz gibi sıcacık ve pırıl pırıl olsun.
En derin hislerimle kutlarım şahsınızı,
Saygılarımla
çağatay
Düsturu bu olmalı kayığın üzerinde salınan her bir insanın. İkiden, çoğulluktan, çetrefillikten doğan bedenin, yek olarak dünyadan göç edeceğini bilmeli her dem. Bilmeli ki ona göre almalı gardını. Güvenmemeli çınar gördüğü fidanlara, güvendikçe bükülen belini de doğrultmalı, ki gerçek olanın sadece kendin olduğunu fark edesin.
harika bir önsöz...mükemmel bir roman olacağına ise inaniyorum yolunuz açık olsun genç yazar...selam ve saygılar
İç sesin duvarlara çarptığı, söylemlerin ayyuka çıktığı muhteşem bir görseldir şiir. Yazarın nüfuzlandığı her metre karede, içinize bir şeyler örülür. Her satırda içine oturmuş bir başka acının resmini, bazen gözünüzün önünde ki mutluluğu, kimi çok söylemek isteyipte yuttuğunuz sözleri söylevlere çevirir şiir. Şairin iç dünyasında yaşadığı mutluluğu,hüznü, acıyı, telaşı, kargaşayı gözler önüne sermekte şiirden daha güzel bir anlatım yoktur. Edebiyatın bir çok sahnesinde karşımıza çıkan içindekileri dökme dürtüsünün toplumumuzda dışa vurumu en çok şiirle meydana gelmiştir. Bu yönüyle şiir Edebiyatın diğer türlerinden çok farklıdır, hepimiz şair'izdir, ama hiç birimiz şiir okumayız. Yıllarca bir çok kuramcı şiirle ilgili bir çok çalışma gerçekleştirmiş, bunların çoğu dilimize çevrilmemiştir. Şiirin elde tutulamaz çok yönlü olduğu ortak kanaatine varmışlardır.
Bir çok şiir araştırması göstermiştir ki şiirin iç dünyası ile yazımı bir biri ile paralellik göstermemiştir. İlke olarak yaz...
Her ne kadar zor olsa da ,bir gideceğin yere bir de aşka hazır olmalısın bu hayatta.Böylece en kötü kararın bile kararsızlıktan çok daha iyi olacağı tecrübesini yaşarsın.Yamaya ihtiyaç kalmaz.En azından ben böyle düşünüyorum.
Şairlerin yamasız aşklar için de şiirler yazması dileğiyle.
Selam ve saygılar....
Zamanını yönetmeyi bilemez isen...
selam hocam, özellikle bunu cümleyi aldım, aslında her cümledende bir mısra cıkar ya !
zamanı iyi yönetmek gerek, insan yaşamında, iş, eş ve aş demişsiniz ki çok doğru; iş olmassa ne eş olur nede aş... eşe zaman fazla ayrılsa yine olmaz, bu seferde aş derdi cıkıyor...velhasılı kişi kendini iyi ayarladıktan sonra, tüm olasılıklar at başı gider...bazen bizlerde yaratmıyor değilir türlü problemleri, ancak; buda eş ile hem fikirse evin reisi pür zekasıyla evvelAllah mesele yoktur...varolun siz harikaydı yine saygılar gönderiyorum çağatay bey...iyi geceler
evet okunulası bir şiire daha rastladım..merhaba şiir dedim:) o kadar içten o kadar masum ve samimi geldi ki..samimiyetten tam olarak kastım doğal olması.evet doğru sözcük bu sanırım / doğal / yalnız de'ler ile aranız pek yok sanırım:) ayrı yazdklarınız bağlaç değil bitişik olacaktı.klavyenin azizliği de olabilir.tabi bu beğenime engel değil..
Yağmur.
Yağmur.. "
Bu gün penceremden seyretim
Mahallemizin soğağını
O evleri
O insanları
Yağmur bulutlarını gördüm
Yavaş yavaş iniyordu semtimize
Mahallemizin üzerine
Çıktım dışarı balkona
Yağmuru seyretmeye
İnşallah yağar dedim
Dualar ettim
Tanrım duamı kabülmü etti bilmem
Birden yağmurlar başladı.
Gükyüzünden rahmet olup boşandı
Caddeler sokaklar sele büründü
İnsanların çoğu kaçtı
Yalnız ben kaçmadım
Çünkü ıslanmadım'ki
Balkonuma yağmur gelmiyordu'ki
Islansam ne çıkardıki
Yağmurda ıslanmak
Çok güzel bir şey
Yağmurda koşmakta güzel bir şey
Ekinler büyür
Çimenler daha güzelleşir..
Bütün canlılar bayram eder.
Caddeler sokaklar temizlenir
İnsanların bir günde temizleyemediğini
Allahım yağmuru ile beş dakikada temizliyor
Caddeler sokaklar pırıl pırıl oluyor
Yağmuru beklemeden biz caddemizi
Temizlesek olmazmı sokağımızı
Aslan y...
Çok haklısınız.
Kitaplardan ve ansiklopedik bilgilerdeki görsellerden yola çıkarsak eğer.
İlkel İnsan fotolarına mağaralarda resmedilmiş tek parça sadece mahrem yerleri örten hayvan derilerinden yapılmış kıyafetlere bakarsak.
Rahatlıkla şu sonuca varıyoruz;
aslında soyunmak, ilkelliğe dönüş oluyor!
Kıyafetle pardon soyunmakla çağdaşlaştığını söylerken ilkelleştiklerini anlamıyor insan oğulları...
Teşekkürler paylaşıma, saygımla...
Kaleminizden çıkan yine harika bir yazı.Kader diyoruz ama çok kaderci olmamak gerek.özellikle alınması gereken tedbirler konusunda...
Öykü sanki bir kitabın özeti gibiydi.Satırlar arasında gezinirken daha devamı varmış ama yazılmamış gibi bir duygu verdi.Geniş bir bakış açısından baktırıyor yazıya...
Sonları hüzün olsa da bu tür öyküler hep beğeniliyor nedense.Galiba hüzünle dost olduk.
Uzun ama sıkmıyor insanı bir ara bölünsemiydi acaba dedim sonra tek olmasının daha iyi olduğunu gördüm.Çünkü kesilebilek bir yer göremedim.Paragraflar birbirini çok güzel takip ediyor.Kullanılan dilin sade ve yalın olması çok güzel.
Zeminin sarı olması biraz yordu.Uzun yazılarda kitap yazısı olması ve zemin rengi çok önemli.
Kaleminizi okumak çok güzel,tebrikler.
İnsan kusurlu bir Dünya'nın kusurlu benliği. Leibniz'in Dünya da her şey en iyidir optimizmine karşı, "Candide"i kaleme alan Voltaire, bütün Dünyayı dolaştırır Panglass ve Candide'e** nihayet Türkiye'ye giden Candide, bin bir kötülükle karşılaşmıştır tüm yolculuğunda. Türkiye'de yaşamın ne demek olduğunu öğrenir. "Üstat" der Candide, karşılaştığı bir dervişe, " Bize insan denen bu acayip hayvanın niçin yaratıldığını söyler misin?"
Derviş: " Sen buna ne karışıyorsun senin işin mi bu?"
"Ama sayın efendimiz" diye itiraz eder Candide. "Dünyada müthiş kötülükler var."
"Kötülük veya iyilik bundan ne çıkar. Sultan Mısır'a gönderdiği geminin içindeki farelerin rahatını düşünür mü?" Candide tekrar sorar "O halde ne yapmalıyım"
"Çeneni tutmalısın" der derviş.
Mümkün olan Dünyaların en iyisinde yaşadığını anlar Candide…
Sanat mümkün olanların dünyasından bir kaçıştır.
Ve sanatçı bu kaçışı tasarlayan bir romancı, bir şair, ressam, senarist ya da müzik adamı.....
Kim düştüyse aşk derdine
Deli divanedir, o günden bu güne
Yamalı sevdalar eşliğinde
Tükenmek üzeredir belki de !
___________________________ İçten, duygulu yürek seslerinizin ikliminde yol aldık satırlarda... Duygu aktarımlarıyla şiirin içinde, anaforlarında savrulduk... Kaleme/kelâma saygıyla...
========================= e d i b / a h m e t