şair isyanın destanını somutlaştırandır..onun isyanı bir aslanın kükremesidir..dizelerin eli kolu bağlanır
İhsan ustanın,kaderinde yaşadıklarıyla Kader Usta olmasından sonra,olayların gidişatı ile Nasip'e geldi durum.Bir yol bir medet beklerken çevreden galiba yol da Medet oluyor.
Nasibindekine kanaat getirmek mi aslolan yoksa şartları genişletip dışına çıkmak mı kaderin...
İsimlerle birlikte gelişen, genişleyen bir öykü.Kadere razı gelirken,nasibindekini alıp daha geniş umutlara yelken açmak ve ayaklarını sağlam yere basmak için yine birşeylerden,birilerinden medet ummak.
Belli ki daha yeni güzellikleri okuyacağız kaleminizden.İsimlerle gelen sırlı bir öykü...
Şimdilerde var mı bilmiyorum bu sandık olayı ama çok güzel bir adetti eskilerde.Günümüzde biraz modernleşse de bu tür yardımlaşmalar toplumumuzun en güzel adetlerinden.
Yüreğinize sağlık.Sevgilerimle...
Aile kavramının aşılanmaması çok acı... Sahip çıkmayan bir baba ve çocuklarına sahip çıkmayı öğretememiş olması da başka bir hüzün...
Ben çocukken iki çocuklu bir komşumuz vardı ve birgün büyük kızı annesi için "o benim üvey annem"dedi.Ortamdaki kimse inanmadı ve evde annesine kızdığı için böyle söylediği düşünüldü.Çünkü öz ve öz anneden çok daha iyi bakıp,koruyordu kendi doğurmadığı bu iki çocuğu...Yani böyle durumlarda oluyor bazen...
Allah kimseyi annesiz ve babasız bırakmasın.Bazen varlıkları, yoklukları gibi olsa da...
Duyarlı bir kalemden duyarlı bir yazıydı okuduğum.Yüreğine sağlık...
Dünyamızda 10,8 milyon çocuk ölümü, temel yaşam mücadelesindeki, yani hayatta kalabilme mücadelesindeki eşitsizliğin çarpıcı bir göstergesidir.
“Küresel köyün yanlış sokağında doğan insanlar ölüm-kalım mücadelesinin içinde doğuyorlar.” Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (Eylül 2000’de toplanan BM Genel Kurulu’nda 147 devlet ya da hükümet başkanı (ve toplam 189 üye ülke)
“Küresel düzeyde insan onuru, eşitlik ve esenlik ilkelerinin güçlendirilmesi için topluca taşıdıkları sorumluluğu” kabul ederek Binyıl Bildirgesi’ni ilan etmişlerdi.) nihai ulaşma yılı olan 2015’te, sadece üç Güney Afrika ülkesi çocuk ölümlerini üçte iki oranında azaltmayı başarabilecek.
Oysa bu hedefe zamanında ulaşılabilse, 2015 yılında 4,4 milyon çocuğun hayatı kurtulmuş olacak...
İnsani gelişmenin sürdürülmesi için, eşitsizlikleri görmezden gelme alışkanlığından vazgeçilmesini ve varlık ve refahın ayrıcalıklı bir avuç insana değil, herkese ulaştırılması gerekmektedir...
Haya...
Acı ama gerçek.
Daha da acısı Meleği bu hale getirip ölümüne sebep olanların
Ağrı Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadelerinin alınıp daha sonra serbest bırakılmaları.
Keşke haklı olmasa idi bu konuda ama maalesef Adem bey çok haklı...
Sosyal yaralarımız kanamaya devam ediyor çok acı çok ....
acı fakat gerçek
ne desek birilerinin kulağından girip çıkacak
ve anlamayacak malesef
Ölüm
keske acitmasa, keske anlayabilsek manasini diyecegim ama o kadar aciz'iz ki
annem düsüyor aklima
dualari, sevgisi...
Bu yazi
ütopya masali... Bence kalmasin buralarda cocuk, ziyan olmasin...
ki okumak ic cektirdi bana.
Kutluyorum
sevgimle her daim can.
Kuralları sıralıyorsunuz sıralıyorsunuz ama kendiniz uymuyorsunuz. Olmaz ki böyle!
Siteye iki gün girmesem, ya da çok etkin olmasam (okur ve yorum yapan bir üye olarak) üçüncü gün en az 2 saatimi sayfanızda geçirmek zorunda kalıyorum.
Efendim ben de sizden şikayetçiyim işte bana ne.
Tamam içinde eskiden yazdıklarınızda olabilir ama onları da bir günde eklemek zorunda değilsiniz ki. Kısalığına da sığınmayın lütfen! Zira hepsinin felsefesine inmek gerekiyor oluyor o şiir okuyana 2 sayfa... Yaa öyle işte.
Siz hepsi okunsun istemiyorsunuz belki ama benim gibi meraklı okurlar da hiç bir yazıyı kaçırmak istemeyebilir değil mi?
El- İnsaf diyorum size:))
Åaka bir yana (ki her şakanın altında bir ciddiyet varmış sözünü yine de dikkate almanızı rica ederek tabiki:))
Rubai tarzındaki dörtlükleriniz de ayrı bir derinlik oluyor. Bir tanesi sosyal ağlarda ve msn adresimde durum yazım olarak duruyor kaç gündür. İsminizle birlikte tabiki. Kutluyorum...
dökülecek sırrında ayna
sana soyunacak aylar,yıllar
yetimleşeceksin
açlık çekeceksin bana
sevgiyi aşkı vuslatı anlatırken bana açlık çekeceksin yaklaşımı çok güzel bir yaklaşım...
titrek gölgeler ısıtırken düşlerini
aşkın gölgesinde gölgesizleşeceksin
bu gölge oyununda
duvarlar boyunca uzayacak ellerin
kirlenecek yüreğin
nefis bir anlatım...
gecenin saçlarından inerken şafak
birkaç harf dökecek usulca dudaklarım
her harf isyankar,
her harf ağlamaklı
sıcaklığını sakladığım avuçlarımda
harika..
süperdi şiir...
Bu yazıya daha önce de gelmiştim ama yorum yapmadan çıkmak zorunda kalmıştım. Tekrar gelmem iyi oldu. Öncelikle diğer gelişlerimde müziği duymamıştım. Benim hitlerim arasındadır bu film müziği, şiirde 80 li yıllardan bahsedip de bu müziği es geçmek olmazdı tabiki, harika bir seçimdi..
Gelelim şiire, aile olmanın gerçekliğine kendinize has arada hicivlerle vurgulayarak da ne güzel ifade etmişsiniz. Ve son bölümdeki huzur mutluluk söylemleri okuyana da aynı etkiyi bırakıyor.
'Ailelerimizi sevelim ki aile olabilmenin huzurunu mutluluğunu yaşayalım'' demişsiniz.
Ne iyi etmişsiniz. Kutlarım şiirinizi, selam ile...
ne yalan söleyim ilk defa bir akrostişin bu kadar mânalı olduğuna tanık oldum. duyarlı kaleminiz kocaman gönlünüz var olsun daima hocam..
Aşkla hukukum çok eskiye dayanır,bana müebbet yazıp kalemi kıran hakimin kuluyum ve ölümüne cezama razıyım...
Giden gider aşk daima benimdir,aşk sevgilinin yokluğunda da hissediliyorsa işte o vakit aşktır..
Aşkta hep giden terketmiş gibi görünsede aslında kalan terketmiştir zira kalan terketmiş olmasaydı elbette ''gitme''derdi...
Aşk sanırım artık amme davası oldu biz şikayetimizi geri alsakta en yüce yargı davayı mahşerde görüp hükmü verecek...
Harika bir yazıydı sabahın bu ilk saatlerinde oldukça derine indirdi taki kalbimdeki yar koğuşuna kadar gittim..:)
Sevgiler selamlar Ayşe hanım elbetteki tebrikler...
Ayrılık olmadan, aşk bir hiç. Tanımsız. Mefhum bile değil. Anlamsız. Ben aşkı ayrılığa adayaların her dem mutluluğu bulduğuna inanırım. Misal, Fuzuli'nin Leyl ile Mecnun'u. Bilirsiniz, kavuşamazlar. Mecnun Leyla'nın aşkına çölleri aşar, ama Mevla'nın aşkına meftun olur. Leyla'dan Mevla'ya varmıştır. E, tabi, Leyla'ya kavuşamayan Mecnun için mutluluk bunun neresinde diye soranlar olur, ama şöyle bir şey okudum geçenlerde, "Eğer aşk bu kadar güzelse kim bilir aşkı yaratan ne kadar güzeldir." Bu sözle hareketle sanırım Mecnun daha güzel aşkı bulmuş, mutluluğu yudum yudum içmiş.
Sizin yazdığınız değerli cümlelere gelince, "Giden kendi idamını onaylar; kalemi kırar. Fakat kitap kapanmamalı. Sormalılar gidene ‘son isteğin nedir diye’ Büyük aşka uygun, en olması gereken cezayı isteyecektir belki de… Her şey hukuka uygun olmalıydı. Cezası yüzüne okundu ve sordular ‘son isteğin nedir?’
Giden:
''Ben giderken onu bıraktığım yerdeyim hâlâ. Gidemediğimin kalbine müebbedi...
Yaşamın acı yüzü... Ne yazık ki böyle sahnelerle çok karşılaştık hayat oyununda...
Ezilen ve çaresiz kadınları çok gördük,
Görmek istemedik, el uzatılsın dedik ama elleri hep havada kaldı tıpkı sözlerimiz gibi...
Çok güzel bir konuya değinmişsin Özge cim.
Keşke bu hayatlar olmasa ama içinde insanın olduğu her yerde ne yazık ki dram vardır...
Allah kimseye dermansız dert vermesin.
Ve kimseyi, kimseye muhtaç etmesin
inşallah ( amin )
Bu duaya katılmayan olabilir mi acaba?
Tebrik ederim duyarlı yüreğine sağlık...
Ve biz hep yalnızdık
sokaklar akranımız sokaklar arkadaşımız.
soğuğu dersen iki ellerimde hatırası
ve ayaklarımda hiç dinmeyen izi,
şimdi ne yana savursam ki kendimi...
boşvererek bitecek bütün sancılar boşverdim gitti!
ama bitmiyor işte...
o kadar haklısınız ki...
yüreğinize sağlık çokça beğenimle
daha bir kaç yaşında bir sübyandı zaman
felcecir gözlerinde meftun insan manzaraları
ama körlüğünde hep aynı yakub.
Efendim çokça kutlarım güzel bir şiirdi...
Fakat eklediğim ikinci mısrada sanırım bir yazım hatası var..
felcecir(ferfecir)olabilir mi acaba:)
Bildiğim kadarıyla fer- ışık, fecir-doğuş, dolayısıyla ferfecir aydınlanma, güneş doğmadan önceki alaca karanlık, sabah ışığı, anlamında.
Bir de gozleri( velfecri) okumak diye bir deyim var, anlamı cinlik, şeytanlık düşünmek. o mu ki deyip ikilemde kaldım ve en doğrusunun size sormak olduğunu düşündüm efendim.
Saygımla...
Üstadım biri 16 diğeri 22 yaşındaki iki oğluma ilettim bu şiiri başına ekleyerek " ey oğullarım itina ve derinlik ile okuyunuz bu vatanı vatan yapan, vatanı vatan olarak sürdürecek felsefeyi " diye, imge değil Nurettin Üstadım, realitede hemen yaptım, çok anlamlıydı,
Kutlarım Şahsınızı Haddimce,
Saygılarımla,
çağatay
ANLAMLI BİR ŞİİR
BİZİ BÜYÜTENLERE SAYGIYI VEFAYI GÖSTERMELİYİZ Kİ BİZDE EVLATLARIMIZDAN GÖRELİM
SAĞOLUNU ABLAM BU GÜZEL ESER İÇİN.
Bunca sene şiir nedir bilmez, şairin anlamını lügatten fırlama bir kaç kelimeyle ifade ederdim. Bu iki kavramda sıradandı benim için. Şiirden katre kadar anlamam, şairin ruh haline yorum dahi yürütemem. Ama sizin şiirlerinizdeki kelimeler, üsluplar ve cümleler üzerindeki ihitisâslarınız beni benden aldı.
Duymak istedi dost sözlerinden, hayatta olduğunu
Başına gonca çiçekler dökülürken gökkuşağından
O en çok gülü sevdi kıymetsiz mevsimlerde
Aşk gibi yaratılmış ölümün koştu peşinden
Yakaladı ışığı söktü aşığın kalbinden
Bu kıt'anızı ayakta alkışlıyor, kaleminizin daim olmasını temenni ediyorum. Sevgi ve saygılarımla.
günümüzün yarasıdır, bazen aldırış etmeden yanlarından geçip gittiğimiz ve acı gerçektirki böylesıne duyarlı yüreklerın yazımları olunca ancak aklımıza ve fikrimize getirdiğimiz..bizlerde aynı düzen içinde olabılırdık, bizlerde sokak dibinde, köprü altında bir yaşama mahkum olabılırdık..
yüreğinize sağlık..