Doğa dostu olmazsan kendi ellerinle kendi felaketini hazırlarsın. Bu kadar açık ve net.
Selam ve saygılar.
Neşeli, taşlamalı ve halk söyleyişini andıran eğlenceli bir şiir olmuş. İçinde hem mizah hem de yöresel bir anlatım var. Abartılı benzetmelerle karakterleri güldürerek anlatmış, okurken insanın yüzünde tebessüm bırakan eski köy eğlenceleri havası taşıyor. Kaleminize sağlık.
GARDAŞIM : Doğaya verilen zararın aslında insanın kendi geleceğine zarar olduğunu anlatan anlamlı bir şiir. Her dizesinde çevreye sahip çıkmanın önemi ve doğayla uyum içinde yaşamanın gereği vurgulanmış. Kaleminize, duyarlılığınıza sağlık.SELAMLAR..
Ne güzel anlatmışsınız gardaşım… Eskiden toprağın kıymetini, kendi ürettiğimizin değerini bilen büyüklerimiz vardı. Tarhana Osman’ın derdi sadece bir çorba meselesi değildi; milletin sofrasına, emeğine ve geleceğine sahip çıkma derdiydi. Allah böyle memleket sevdalısı insanları rahmetle ansın. Kaleminize sağlık.SELAMLAR..
Bu şiirinizde farklı bir konu seçmişsiniz Baki abim.
Hüzün konusu.
Hüzün her kaleme yakışıyor.
Sizin kaleme de çok yakışmış.
Tebrik ediyorum.
Selamlarımla.
İbretlik bir kıssa tarihin derinliklerinden... Kimi zaman susmak da büyük bir tepkidir anlayana... Hele de karşınızda ağzından çıkanı kulağı duymayan tipler varsa... Kutlarım
Mekânları cennet olsun cümle İslam alimlerimizin.
Şehitlerin kanına dahi üstün gelecek mürekkepleri ile insanlığın hizmetine yarar sağlayacak onca emeklerini zayi ettiler.
Koşmaya başladığımız yerden tekrar emeklemenin ne olduğunu bir asırda tecrübe ettik.
İstifadeli paylaşımınız için sağ olun hocam
selamlar
Herkes bu denli duyarlı olabilseydi ne güzel olurdu. Duyarlılığınızı gönülden kutlarım
Selam ve Saygılarımla
Ustam ben okumuştum batılı bir bilim adamı şöyle diyordu
Biz endülüs kütüphanelerini yaktıktan sonra yangından kurtardığımız 40 kadar kitapdan bugün uzayı keşf ettik
Eğer tamamını kurtarsaydık kim bilir neleri keşf ederdik diyor
Yani demem o ki bütün müspet ilimler batıni ilimler vs vs hepsi islamdan çıkmıştır
Misal ben imamı gazalide okudum atomun parçalanabildiğini hatta
O zerreyi iki parmağım arasına alsam bağdata atsam bağdatı yok eder diyordu imam
Farabiler ibni rüştler harezmiler ibni sinalar akşemseddinler vs vs nice nice büyük ilim ve bilim adamları müslümandır
Ama gel gör ki bugün batılı bilimadamlarını bilirler de bu bizim ilim ve bilimin öncüsü hatta mucidi olan uluları bilmezler ne büyük bir bedbahtlıktır bu
Doğa bu sen ihanet edersen tabiata o da sana gereken cevabı çok acı bir şekilde verecektir... Manidardı ... Kutlarım
Sonra diyorum ki: Evet... Dünyamın ekseni kaydı. Yıllardır bir ağa takılmış kelimelerim, pınarlarından damla damla boşaldı. Bugün bir simit, bir çay masası da olur. Beş dakika bile yeter diyemem. Çünkü kırgınlığın vakti kısa değil. Soramadığım sorular var. sessizlikler de.
Sen, baba figürü olmayan bir çocukluğu nasıl taşıdın omuzlarında?
Üstü tütün kokan bir cekete sarılmanın ne kadar sıcak olduğunu bilsen...
Yarı uykulu saçlarını yorgun eller okşarken,
kalbin nasıl da telaşla çarpar.
Uyur numarası yapmak istersin.
Çünkü bilirsin; gözlerini açtığını görürse o el, ateşe dokunmuşçasına kendini senden çekecektir.
Söylesene...
Evin duvarları olmadan nasıl ısındın onca zaman?
Şehir sıcaktan kavrulurken,
burnundan soluduğunu, ellerinin çatladığını, ayazı iliklerine kadar sömürdüğünü anlatsın kulakların.
Kelimeler, mahzenlerde saklanan yıllanmış şaraplar gibidir.
Yıllar önce aklının idrak edemediği cümleler,
bugün seni alıp uzaklara götürüyorsa; henüz uzun yola çıkmaya uygun değilse yüreğin, gel...
İçindeki burukluğu anlat.
İçindeki volkanların yeniden faaliyete geçtiğini anlat.
Oturup rüzgara karşı bir sigara yakmak istiyorum.
Yarısını esen yel tüketsin,
yarısı ciğerimi yaksın.
Neticede sönmüş izmaritin kokusu sinsin avuçlarıma.
Sonra sorayım k...
Rastgelmeye saklanılan ihtimaller
Dar geliyor üzerimde taşıdığım kabuğuma
Nereden baksan narım çünkü
Nereden baksan önüm arkam sobe
Ama unuttum
Çocukluğumda giyemediğim tüm elbiseleri
Saklamıştı annem çeyizlik sandığıma
Ayıp mı diyordu, günah mı
Haram da olabilir
Bacaklarıma iltifat diye yakıştırdığı sıfata
Fallar hurafe kaldı anneannemin ayıracında
Geceler Kıbrısın ıssızlığında
Seninle çaya da tamamdı
Bütün askerliğini yakmana da
Sigaraya yetti gücümüz
Uzaktan bir ses yollamana
Biliyorum.
Seneler sonra
Yırtıp açarken bir sessizliği
Aydınlattım geceleri;
Tek göz bir mumla
Sahi kara mıydı gecelerin senin;
benden sonra da?
Şarkılarla tutuştun mu yeni günlerine benzeyen
Ya da uzun uzun baktın mı başkasına;
şiire benzeyen?
Bilmiyorum.
İçimde bilemediğin bir zaman yükü var.
Adını koyamadığım,
Dilime alamadığım
Dokunmaya kıyamadığım bir nar var.
Diyorsun ki bana
Rastgelmeyelim hiçbir uzak ihtimal de
Nereden baksan sessizlik
Nereden baksan kimsesizlik;
zamanı bunca yıl harcatan hikaye...
Empati kurmak herkese nasip değil üstadem.
Aynı yerden yanmayan, aynı yerden yaralanmayanların acıyı tanıması ve tanımlaması güçtür.
Ve baharın çiçek açtıran o sıcaklığını, kışın ayaz vuran o soğukluğunu hissetmek için de etten değil esaslı yürek gerek.
Üşümesin yüreğiniz inşaallah
Muhabbetle
Muhataplarına naif bir sitem ve gonderme siiri olmus, lirik tarzda. Cogu insanin gunumuzde cogu zaman yuregi donuk, sevgiden uzak ve korkuyorlar, ogrenilmis caresizlik bir nevi ve cocukluk travmalarina dek gider. Hele toplumsal yapıdaki örnekler vs. Cocuklarimizi pek iyi bir gelecek beklemiyor maalesef, umudumuzu kaybetmeyelim yine de. Emeginize saglik.
Üstadem kaleminiz ilhamı şahlanmış ve yedi düveli dört nala kat etmiş..
İlhamınız bol bereketli olsun..
Selam ve sevgiler..
Biberimden mızrağım patlıcandan gürzüm var
Miğferim badem, ceviz, kalkanım beyaz duvar
Dişli bir rakip için dolaştım diyar diyar
Aman kalemi kırma…Dur, hemen geliyorum. 😂😂😂
Selamlarımla
İşte bu
Maşaallah Hatice hanım gönlüne sağlık
Vatanıma göz diken o yamyam sürüsünü
Boynuna yağlı urgan düşünün gerisini
Kanı bozuk hainin ölüsün dirisini
Delikte sokulursun nesiniz siz fare mi ?
Keşke ayetler de bile belirtildiği üzere onu hayatımıza her konuda örnek alarak yaşasaydık, hiçbir sorun olmazdı.
Cenab-ı Hak bizleri Yüce Resûl'ümüzün (sav) şefaatine nail olanlardan eylesin inşallah🙏
En kalbî selam, sevgi ve saygılarımla.
''Bir varmış bir yokmuş
Yüz yılı biraz aşkın bir zaman içinde, adına Anadolu denen ve hiç bir insanın yaşamadığı topraklarda tabiat birden bire yağmurlar yağdırmış. Bu yağmurlardan sonra topraklardan kökü olmayan mantarlar fışkırmış.
Bu köksüz mantarlar zamanla evrim geçirerek insana dönüşmüşler.
Bu insanlardan karlar üzerinde yürürken kart-kürt diye ses çıkaranlar kendilerine Kürt demiş.Karlı bölgelerde yaşamadıkları için bu sesi çıkaramayanlar da düşünmüşler, kendilerine Kürt kelimesinin tersi olan Türk adını vermişler. ''
Bu hikayede Hun, Göktürk, Uygur, Avar, Macar, Bulgar, Karahanlı, Gazneli, Harzemşah, Selçuklu, Eyyubi, Memlük, Timur, Babür, Altınorda, Osmanlı veya Devlet-i Âliye diye bir şey var mı? Yok.
İşte o sebepledir ki Türk ve Türk Tarihini mantardan evrimle türemek olarak bellemiş olan köksüz mantarların, Devlet-i Âliye'ye karşı ve düşman olmalarını anlamak o kad...