Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Ağrılıyım o cahilliğin, o bilinmezin şehrinde doğdum. 28 yıl o şehrin ekmeğinden yiyip suyundan içtim. Her keresinde payımıza yalnızlık düştü. Önce devlet yetkilileri el atmadı, sonra oradaki o yalnızlığı fark eden birileri oldu el uzatmak istedi, bu kez önümüze bizi bize bölüp bizden çıkaran bir zihniyetle ne olduğunu anlamadığımız bir terör belasını sardılar başımıza. Kendi içimizde soy haini, diğer şehirlerde vatan haini ilan edildik. Başımızı kaşıyacak vaktimiz yoktu bir yandan evlerimizi boşaltmamızı istedi devlet yetkilileri, diğer yandan örgüt ölüm tehditleri savurdu durdu... kızlarımızı okutmak mı evimizden başımızı çıkaramadık tam 15 yıl. Bir yanda bizi savunduğunu söyleyen ve erkek, kız demeden evlatlarımızı dağa götüren bir örgüt, diğer yanda dağa evlatları gitti diye yalnızlığa hapsedilen bir düzenin çocukları kaldık.Tek çaremiz vardı belli bir yaşa gelince hemen evlendirip çocuklarımızı bu beladan kurtarmaya çalıştık. Olmadı onda da başarılı olamadık.Kader o kadar kötü örm...
Şiir: Ölçü, uyak durakla olmuyor sadece. Konusu ve şiir diliyle anlatımı, vurgusu, ahengi ve okuyana verdiği tadı olmalı. Görünüşü şahane olup da tadı olmayan meyve ve sebzeler olur ya hani. Tadı olmayan şiirlerde öyle. Makyaj ve görüntü, süsleme yerinde ancak tat yok. Şair bir milletin konuşan dilidir. Milli vicdanının sesidir. Mustafa bey size teşekkür etmek için pek alışkanlığım olmadığı halde fazladan laf ettim. Şiir gayet iyiydi. Milletin sesiydi. Ne deyim başka. Allah razı olsun kardeşim.
Evra Şimdi eksiltili zamanlara sığdırıyorum kendimi, Nefessiz bırakıp giderken sabıkalı vuruşlar Susuz derede kâğıttan gemiler yürütmek gibiydi Gelişini hayal etmek. Bitmekti bu, bir silginin ucunda silinip gitmek. An isli bir perde, Alıp giderken her şeyimi rüzgâr Oturup gelişine ve gidişen bir şarkı mırıldanıyorum. ''Sen varsan her şey tamam, Sen yoksan her şey eksik…'' Evra, Muhteşem gidiyor can yine severek heycanla okutan güzellikteydi... Gönül dolusu tebriklerimi bıraktım, sevgiyle kal...
Şiir çok güzel... Hatta bazı tekrar cümleleri var onları bile okuyucunun görmezden gelmesini sağlayacak kadar güzel... Güncel bir dil ve modern kelimeleri yan yana getirmeyi başarmış şair... Sembol ve teşbihler özgün okurken akılda fotoğraf karelerinin içinde kayboldum... Tebrik ediyorum sizi... En beğendiğim şiirlerinizden biriydi...
düşüncelerinize katıldığımı öncelikle belirtmek istiyorum..şimdi kendimden bir şeyler yazayım.3'yıla yakındır buradayım kimler geldi kimler geçti sözü var ya hani? işte o söz canlanıyor zihnimde şimdi:) gidenler öyle az uz yazarlarda değildir hani.yazıları hep seçilir site içinde popülariteleri fazlaca idi..bizse kıyıdan köşeden öyle bakıyorduk:) hoş hala öyleyiz.3yılda toplamda 2 yazım güne seçildi:) bu çok kötü yazdığım anlamına mı geliyor? hmm tam olarak değil ama benden bi kademe üstünlerin var olduğunu gösteriyor.3 yılda sadece 2 yazının güne gelmesi esasında başarısızlıktır.. gerçi beni okuyanlar diyodur şimdi,gkhn hiç güne düşecek uzunlukta yazmadın ki şimdiye kadar:)) doğrudur hep kısa kısa yazarım sağlam samimi 3/5 yorum ödül bana..ama denemelerim uzundur onlar güne seçilmeyince giden yazarlar gibi küsmedim hiç ya da yazım seçilmeyince pasiflemedim..bazen güne aday yazdığım yazılar olmuştur,bakarım evet güzel bu derim bi bakarım yüzüne bakılmamış:)) bazen bakıyorum günün şii...
Sanırsan kaf'a selam edip her yazdığın ali ül alâ dır Unutmayasın döneceğin yer er ya da geç kal u bela dır Tescillenmiş olsa da bu kainatta alem i cihanlığın Faniyken duyulacak son yazın ruhuna okunan seladır __________________________________ Efendim, ibretlik mesajıyla gönderimleri ne kadar da doğru... Estetik açıdan da çok beğendim Çağatay hocam... Kaleme/kelâma sevgi ve saygıyla... ============================= e d i b / a h m e t
şair isyanın destanını somutlaştırandır..onun isyanı bir aslanın kükremesidir..dizelerin eli kolu bağlanır
İhsan ustanın,kaderinde yaşadıklarıyla Kader Usta olmasından sonra,olayların gidişatı ile Nasip'e geldi durum.Bir yol bir medet beklerken çevreden galiba yol da Medet oluyor. Nasibindekine kanaat getirmek mi aslolan yoksa şartları genişletip dışına çıkmak mı kaderin... İsimlerle birlikte gelişen, genişleyen bir öykü.Kadere razı gelirken,nasibindekini alıp daha geniş umutlara yelken açmak ve ayaklarını sağlam yere basmak için yine birşeylerden,birilerinden medet ummak. Belli ki daha yeni güzellikleri okuyacağız kaleminizden.İsimlerle gelen sırlı bir öykü... Şimdilerde var mı bilmiyorum bu sandık olayı ama çok güzel bir adetti eskilerde.Günümüzde biraz modernleşse de bu tür yardımlaşmalar toplumumuzun en güzel adetlerinden. Yüreğinize sağlık.Sevgilerimle...
Aile kavramının aşılanmaması çok acı... Sahip çıkmayan bir baba ve çocuklarına sahip çıkmayı öğretememiş olması da başka bir hüzün... Ben çocukken iki çocuklu bir komşumuz vardı ve birgün büyük kızı annesi için "o benim üvey annem"dedi.Ortamdaki kimse inanmadı ve evde annesine kızdığı için böyle söylediği düşünüldü.Çünkü öz ve öz anneden çok daha iyi bakıp,koruyordu kendi doğurmadığı bu iki çocuğu...Yani böyle durumlarda oluyor bazen... Allah kimseyi annesiz ve babasız bırakmasın.Bazen varlıkları, yoklukları gibi olsa da... Duyarlı bir kalemden duyarlı bir yazıydı okuduğum.Yüreğine sağlık...
Dünyamızda 10,8 milyon çocuk ölümü, temel yaşam mücadelesindeki, yani hayatta kalabilme mücadelesindeki eşitsizliğin çarpıcı bir göstergesidir. “Küresel köyün yanlış sokağında doğan insanlar ölüm-kalım mücadelesinin içinde doğuyorlar.” Binyıl Kalkınma Hedefleri’ne (Eylül 2000’de toplanan BM Genel Kurulu’nda 147 devlet ya da hükümet başkanı (ve toplam 189 üye ülke) “Küresel düzeyde insan onuru, eşitlik ve esenlik ilkelerinin güçlendirilmesi için topluca taşıdıkları sorumluluğu” kabul ederek Binyıl Bildirgesi’ni ilan etmişlerdi.) nihai ulaşma yılı olan 2015’te, sadece üç Güney Afrika ülkesi çocuk ölümlerini üçte iki oranında azaltmayı başarabilecek. Oysa bu hedefe zamanında ulaşılabilse, 2015 yılında 4,4 milyon çocuğun hayatı kurtulmuş olacak... İnsani gelişmenin sürdürülmesi için, eşitsizlikleri görmezden gelme alışkanlığından vazgeçilmesini ve varlık ve refahın ayrıcalıklı bir avuç insana değil, herkese ulaştırılması gerekmektedir... Haya...
Acı ama gerçek. Daha da acısı Meleği bu hale getirip ölümüne sebep olanların Ağrı Cumhuriyet Savcılığı tarafından ifadelerinin alınıp daha sonra serbest bırakılmaları. Keşke haklı olmasa idi bu konuda ama maalesef Adem bey çok haklı... Sosyal yaralarımız kanamaya devam ediyor çok acı çok ....
acı fakat gerçek ne desek birilerinin kulağından girip çıkacak ve anlamayacak malesef
Ölüm keske acitmasa, keske anlayabilsek manasini diyecegim ama o kadar aciz'iz ki annem düsüyor aklima dualari, sevgisi... Bu yazi ütopya masali... Bence kalmasin buralarda cocuk, ziyan olmasin... ki okumak ic cektirdi bana. Kutluyorum sevgimle her daim can.
Kuralları sıralıyorsunuz sıralıyorsunuz ama kendiniz uymuyorsunuz. Olmaz ki böyle! Siteye iki gün girmesem, ya da çok etkin olmasam (okur ve yorum yapan bir üye olarak) üçüncü gün en az 2 saatimi sayfanızda geçirmek zorunda kalıyorum. Efendim ben de sizden şikayetçiyim işte bana ne. Tamam içinde eskiden yazdıklarınızda olabilir ama onları da bir günde eklemek zorunda değilsiniz ki. Kısalığına da sığınmayın lütfen! Zira hepsinin felsefesine inmek gerekiyor oluyor o şiir okuyana 2 sayfa... Yaa öyle işte. Siz hepsi okunsun istemiyorsunuz belki ama benim gibi meraklı okurlar da hiç bir yazıyı kaçırmak istemeyebilir değil mi? El- İnsaf diyorum size:)) Åžaka bir yana (ki her şakanın altında bir ciddiyet varmış sözünü yine de dikkate almanızı rica ederek tabiki:)) Rubai tarzındaki dörtlükleriniz de ayrı bir derinlik oluyor. Bir tanesi sosyal ağlarda ve msn adresimde durum yazım olarak duruyor kaç gündür. İsminizle birlikte tabiki. Kutluyorum...
dökülecek sırrında ayna sana soyunacak aylar,yıllar yetimleşeceksin açlık çekeceksin bana sevgiyi aşkı vuslatı anlatırken bana açlık çekeceksin yaklaşımı çok güzel bir yaklaşım... titrek gölgeler ısıtırken düşlerini aşkın gölgesinde gölgesizleşeceksin bu gölge oyununda duvarlar boyunca uzayacak ellerin kirlenecek yüreğin nefis bir anlatım... gecenin saçlarından inerken şafak birkaç harf dökecek usulca dudaklarım her harf isyankar, her harf ağlamaklı sıcaklığını sakladığım avuçlarımda harika.. süperdi şiir...
Bu yazıya daha önce de gelmiştim ama yorum yapmadan çıkmak zorunda kalmıştım. Tekrar gelmem iyi oldu. Öncelikle diğer gelişlerimde müziği duymamıştım. Benim hitlerim arasındadır bu film müziği, şiirde 80 li yıllardan bahsedip de bu müziği es geçmek olmazdı tabiki, harika bir seçimdi.. Gelelim şiire, aile olmanın gerçekliğine kendinize has arada hicivlerle vurgulayarak da ne güzel ifade etmişsiniz. Ve son bölümdeki huzur mutluluk söylemleri okuyana da aynı etkiyi bırakıyor. 'Ailelerimizi sevelim ki aile olabilmenin huzurunu mutluluğunu yaşayalım'' demişsiniz. Ne iyi etmişsiniz. Kutlarım şiirinizi, selam ile...
ne yalan söleyim ilk defa bir akrostişin bu kadar mânalı olduğuna tanık oldum. duyarlı kaleminiz kocaman gönlünüz var olsun daima hocam..
Aşkla hukukum çok eskiye dayanır,bana müebbet yazıp kalemi kıran hakimin kuluyum ve ölümüne cezama razıyım... Giden gider aşk daima benimdir,aşk sevgilinin yokluğunda da hissediliyorsa işte o vakit aşktır.. Aşkta hep giden terketmiş gibi görünsede aslında kalan terketmiştir zira kalan terketmiş olmasaydı elbette ''gitme''derdi... Aşk sanırım artık amme davası oldu biz şikayetimizi geri alsakta en yüce yargı davayı mahşerde görüp hükmü verecek... Harika bir yazıydı sabahın bu ilk saatlerinde oldukça derine indirdi taki kalbimdeki yar koğuşuna kadar gittim..:) Sevgiler selamlar Ayşe hanım elbetteki tebrikler...
Ayrılık olmadan, aşk bir hiç. Tanımsız. Mefhum bile değil. Anlamsız. Ben aşkı ayrılığa adayaların her dem mutluluğu bulduğuna inanırım. Misal, Fuzuli'nin Leyl ile Mecnun'u. Bilirsiniz, kavuşamazlar. Mecnun Leyla'nın aşkına çölleri aşar, ama Mevla'nın aşkına meftun olur. Leyla'dan Mevla'ya varmıştır. E, tabi, Leyla'ya kavuşamayan Mecnun için mutluluk bunun neresinde diye soranlar olur, ama şöyle bir şey okudum geçenlerde, "Eğer aşk bu kadar güzelse kim bilir aşkı yaratan ne kadar güzeldir." Bu sözle hareketle sanırım Mecnun daha güzel aşkı bulmuş, mutluluğu yudum yudum içmiş. Sizin yazdığınız değerli cümlelere gelince, "Giden kendi idamını onaylar; kalemi kırar. Fakat kitap kapanmamalı. Sormalılar gidene ‘son isteğin nedir diye’ Büyük aşka uygun, en olması gereken cezayı isteyecektir belki de… Her şey hukuka uygun olmalıydı. Cezası yüzüne okundu ve sordular ‘son isteğin nedir?’ Giden: ''Ben giderken onu bıraktığım yerdeyim hâlâ. Gidemediğimin kalbine müebbedi...
Yaşamın acı yüzü... Ne yazık ki böyle sahnelerle çok karşılaştık hayat oyununda... Ezilen ve çaresiz kadınları çok gördük, Görmek istemedik, el uzatılsın dedik ama elleri hep havada kaldı tıpkı sözlerimiz gibi... Çok güzel bir konuya değinmişsin Özge cim. Keşke bu hayatlar olmasa ama içinde insanın olduğu her yerde ne yazık ki dram vardır... Allah kimseye dermansız dert vermesin. Ve kimseyi, kimseye muhtaç etmesin inşallah ( amin ) Bu duaya katılmayan olabilir mi acaba? Tebrik ederim duyarlı yüreğine sağlık...