Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Pervane’den ne istedin kalemi aşk yazıyorken, Onun cevher sabahları yüreğine sızıyorken, Gönlüne nurları katıp hicranları bozuyorken, Gücün yetiyorsa senin, matemleri dür bakalım. illede final dedim bir kez daha :)) baştan sona kadar çok ama çok güzel bir şiirdi yine dizelerin anlamı o kadar derin ki sarıp sarmalıyor insanı adeta. bu sayfada şiir okumak büyük bir zevktir her zaman vallahi bu gece hece seçki kurulunun işi baya zor bence :)) kutlarım muhterem abim ilhamın bol olsun saygılar.
Zaman kardeşlik zamanı tebrikler
Ne güzel, ibadetin başlangıcı olan temizlik.Bazılarına göre abdest başlı başına bir ibadet. Çok güzel bir anlatım. Tebrikler. Sağlıcakla.
ibretlik duygular kutlarım şair.
Fark etmez ömrün yedisiyle ellisi Ecel gelmeden ol hak aşkının delisi ... Fark etmez deme sakın, Yedisiyle ellisi, Giden bizden gidiyor, Kellisiyle fellisi. Fakat bil ki yaş değil, Ecelin aradığı, Hakka aşık olmanın. Var mı yaş aralığı ? Şair sözü dinleyip, Ecel gelmeden bize, Hak'ka aşık olalım, Oturalım diz dize... yüreğine sağlık, diline esenlik, k/alemine gül/şenlik dilerim kardeşim her daim, selam ve muhabbetle.
Safiye hanım yüreğine kalemine sağlık şiir çok güzel kurgukanmış ve yazılmış Ancak şiirle gelen adam şiirlede gidermiş Geçek aşka sevdeya ere bilenlere ne mutlu onlar bu dünyada kavuşamasalarda ahirete kavauşurlar inşallah selmerimle tebrik ediyorum..
Şiirle gelen adamı, sevdalandırıp da ' kendine yakan kadın' desem yeri değil mi şimdi ? Yürek severse ,neyi güzel görünmez ki sevilenin ! Hele de aşk ateşi sarmışsa ; yer gök toz duman olur da herşey aşka bürünür / gönül peşinden sürünür. Çok yürekli ve hamarat bir yüreğin candan,açık ve dürüst duygularından örülmüş bir güzel şiir. Ancak; her dize sonuna konulan (. ) nokta, şiire fazladan ağırlık verdiğini görüyorum. Bir de; şiir sayfaya geçildiğinde bir kez daha gözden geçirilirse,son iki dörtlük arasına giren ingilizce sözcükler ve işaretler şiirin estetiğni bozmazdı diye düşündüm. Kutluyorum değerli şair Safiye Hanım sizi, Selam ve saygılarımla..
Şöyleki sabahın seherinde şapkamda yok ama deyim yerine gelsin.Şapkamı çıkardım önüme koydum.Yurdumun en sert tütütnünden bir sigara sardım ve düşünceye daldım işte.Çık bu işin içinden çıkabilirsen dedim kendime.Demem o ki şiiriniz çok derinlerden ses verdi bana hocam Çağrışımlar,kelimelere astığınız anlamlar öylesine mükemmel ki. çok yönlü sorunlara işaret eden ve cevap bekleyen soru ve sorunlar var gibime geldi. Hece şiirini kullanarak söyleyişinizde ki o yumuşak insanı yormayan uslubunuz ve sorunları dile getirişiniz öylesine harika ki anlatamam. Biz her şeye rağmen "Gül bahçesine giren ya gül olur ;ya da gül kokar" diytelim .Şiirin engin ikilimi bizi dumanladı ya aldırmayın. Hisseme düşeni alıyorum. Bütün karmaşalar arasında hiç bir şeye gücüm yetmese de , gül alıp gül satma derdim var,Her ne kadar mevsimleri deremesem de farkındalığımı artırma çabam var. Mateme düşmesin hiç bir şey. Gelin canlar bir olalım....demek gel,iyor elimden.birlikte dirlik bulalım.....
"Yar gözünden oklanırken esiri oldum sevdanın" der gibiydi şiir. Dağlarla bir dertleşme gibi görünüyor. Sevda ateşi öyle sarmıştır ki aşıkı.Öylesine sarp bir dağ kıvrımlarının geçit vermez ,içinden çıkılmaz bir hisle kıvarnmaktadır. Gurbet kuşları. Göçmen kuşlar yar diyarından geçecek.Onlar yari görecek. Onlarla paylaşıla şeyler var fakat sinede duyguyla öylesine coşmuştur ki,hasret artık nakış gibi örülmüştür..Tüm bu duygular içerisinde Gönül şehrinin durumu nasıldır?İşte bunu şiirde talan oldu şehrim diye okumak mümkün. Geleneksel yaklaşım içinde aşkın ümitsizlik halini ve o karamsarlığı ne güzel dile getirmiş şair. Hüzün doludur. Sonrasında gelen dörtlükte, çaresiz bir aşığın durumunu ne güzel okuyoruz.Eli koynunda beklemek,idam sehpasında ilmek boynunda,huzura götüren kefen eğninde, mısraları şiirin duygusunu açığa veriyor ve halkın o söyleyiş güzelliğini yansıtıyor. Beklemenin o yakıcı ateşinin insanı nasıl bitirdiğinin adeta resmi çekilmiştir. Be...
Sana olan sevdamı, aşkı tatmayan bilmez. Sensiz yıkılır dünyam, inan ki yüzüm gülmez. Canım derim ben sana, başka hitabım olmaz. Aldığım her nefeste, içime dolan adam. Allah sana ne güzel bir yetenek vermiş. Naif dönülden dökülen duyguları beğeniyle okudum Çok güzel bir hece şiiri olmuş. Güçlü kalemini kutluıyorum.Selam sevgiler.
Duygularımı da değiştirmem lazım. Bütün aşırılıklarımı atmalıyım üstümden. Ne havalara uçacak kadar aşk istiyorum hayattan ne de gereksiz depresyonlar artık. Bir çocuğun katıksız gülüşü olmalı en büyük mutluluğum. Ya da bir kayıkhanede yığılıp kalmış bir şarapçı en büyük üzüntüm. Tek bir güzel söz değiştirmeli hayatımı. Uğruna ölünecek dostlar aramadan rast gele savrulmalıyım öylesine arkadaşlıklar için. Seçimlerim saniyelik olmalı pişmanlığa zaman bulmamalıyım. Her düştüğümde aynı hızla kalkmalıyım kanayan yerlerime bakıp sırıtarak. Hiçbir açıklaması olmadan bir bilet almadan yollara düşüp gitmeliyim. Ağlarını toplayan balıkçılara yardım edip işleri bitince eyvallah deyip suratımda kocaman bir gülümsemeyle çekip gitmeliyim. Söylesene sadece kendim olabilmek için terk edebilir miyim bütün sıfatlarımı sadece insan olarak tekrar doğmak için? Yürek narında harlanaral çiçek açan şiiri ve bize ulaştıran gül yüreklimi kutluyorum. Selam ve dua ile kal.
bir şair bir şiirine kendi resmini hediye etmişse... o şiir özel ve gerçekten samimidir insanın kendisinden daha değerli nesi olabilir ki, hediye ise mısralarına bakışı, o şiir gerçekten yürekten gelmiştir yalan be... her ne kadar hala "be"yi yakıştıramasam da şiirlere, son kısmı yok sayarak değerlendirip ... şiir akıcı ve okuyanı içine çeken bir yapıya sahip, seslenen ve seslenilen arasında kurulan görünmeyen köprüden okuyucu geçebilmiştir, şair bunu başarmıştır... yüreğinize sağlık şair, tebrikler,
Bu düzene de alışır gibiydim. ... d/üzene alış/ır gibi, d/üzene karış/ır gibi, d/üzenle barış/ır gibi, d/üzenle yarış/ır gibi, şiir/e y/akışır gibi, şair/e bakış/ır gibi, ... gibisi fazla gibi...
Şimdi kaçınılmaz soru şu ; Aşk için Ya sen olsaydın Habil ! Sen de öldürürmüydün kardeşin Kabil ' i ? ... Sevgili Eleskowich sizi okumayı özlemişim inanın, fakat bu sefer çok yoracağım sizi...:=)) hafıza denilen müthiş makina, ya size ya bana ihanet ediyor sanırım , gerçek hikayede ölen Habil,öldüren Kabil di sanırım, ya da sanmak değil doğrusu bu, ikincisi kabil'in ettiği ilahi taktir ve cilveyi nazar bir yana inanın aşk cinayeti değil,hırs ve kin günahıdır, babalarını hakem tayin edip aramızı bul dediklerinde kendilerine mesul oldukları mallardan kurban etmeleri istendiğinde habil sürüsündeki en gözde besi hayvanını kurban etmiş,kabil se nasıl olsa kabul olmayacak deyip anbarındaki en cılız mahsulü kurban adamış ve çakan bir şimşek simsiyah edip yakmıştı. gelelim şiire konu olan ; -siz Kabil olsanız aşk için öldürür müydünüz kardeşinizi ? ben öldürmezdim,öldürenede aşk bahanesi gözlüğünden bakmazdım açıkçası. o günden...
Pervane’nin gönlünü talan etme ey güzel, Ağıtları yığmasın bağlarındaki gazel, Halaylar soldurmasın aşka vurgun bu el, Bozlakların marifet, dizlerin harman görsün. Hocam ben şiiri okurken en çok kulağımla okurum ve hecede bir eksik ya da bir fazla varsa o benim kulağımı biraz tırmalar, yani tek tek parmak hesabı yapıp saymam... Evet bu son kıtanızın 3.mısrasında ''aşka vurgun bu el'' derken bir uyumsuzluk hissetim ve siz gibi usta bir kalemin hata olasalığını sıfır saydığım için o uyumsuzluğu hece eksiği, ya da fazlalığı yanıyla hiç bakmadım, döndüm ilk durakta şöyle şöyle mi olsa dedim 2.durağa ne kadar uyum sağlar, ama yok dedim uyumsuzluk 2. durakta derken dur dedim bide sayayım bakiyim hecede mi bir eksiklik var ve evet aslında çok basit gibi görünüyor ama işte şiirin o akışını, o emzimini yok etmeye yetiyor o hececik:)) Halaylar soldurmasın/ aşka vurgun bu el, (aşka) yerine a'yı kaldırıp, aşk(ına) vurgun bu el ...
Hayran kaldım hocam. Çok sevdiğim Mihribanla böylesi harika bir şiiri okumak. Beş ayaklı şiirler oldukça zordur ki anlıyorum siz her zaman zora talipsiniz ve hecede iddianızı biliyorum ben.Zorluğu şu ki duyguyu ve anlamı vermek önemlidir.Ama görüyorum ki şiir on ikiden vurmuşturç Selam sevgi ve saygılarımla kutluyorum....
zaman kör bir testere gibi acıtarak biçti dallarımızı.. Zamanın hoyrat rüzgarlarının acımasızlığı... Çocukluktan kalanlarımızla, hayatın zalim akıntısında büyüdük işte. Ve evet dostluklar bitti, göç kervanıydı sanki de aslına bakarsanız "insanlığımız" göç mevsiminde sürgün yedi, alıp gitti başını... bir çınarken umutlarımız bir sarmaşık gibi yanlış dallara tutundu ellerimiz. büyüdük. Hep iyiliklere yok açsın istedik biz... Bir çocuk masumluğunda çınarlaştırdık, umutlarımızı ki sağlamdı kökleri... Ve nasıl kandırdıysa bu hayat bizleri, köksüz sarmaşıklara dolandı ellerimiz. Doğrusuyla, yanlışıyla büyüdük... Tebrik ederim.
annem " yerden bir şey alma kızım" derdi babam "kırık oyuncakla oynama at gitsin" attım...gittin... bu annemin sözünü en son dinlemeyişim ... çok ağır anlayana... yerde olan ya taştır ya çamur ve şiiri bütün olarak düşünürsek çamurdur yerde olan ve alınan. çamurdan da olur oyuncaklar, kırılınca atılanlar lakin kırılan oyuncak olsa da onun için çaba gösteren de kırılır, atılsa da yine de verilen değer hatrına hüzün doğurur... kötülükler her kimden gelirse gelsin, kim çamur bulaştırırsa bulaştırsın dualarımız oldukça Rab'in katında temizse yürek gün gelir uğrunda savaşlarda acılar çekilse de o nur anlatır yüreklere hakikati... hiç bir şey gizli kalmaz, hiç bir şey yalan içinde kalmaz, hiç bir iftira yapıştığı yerde kalmaz samimi olan yürekler, duaya kalkan avuçlar boş dönmeyecektir ... yüreğinize sağlık, evet ilk bölüm silah gibi tek kurşunluk ölümdür satır araları çok keskindi tebrikler
resim-şiir-yorum güzelliklerinde yorulduğuma da değdi sağlıcakla adem efiloğlu "…bilmedin sanal gerçeğinde dayalı olmaz sevgili demeni yerdim bilmedin yalan merceğinde boyalı almaz ne güzel örneği verdim bilmedin gidişimde yoktun gelişin tersti karşılaşmamıza gelişen dersti yolunda girecek çelişen hersti* ele gelene yol serdim bilmedin serzenişte misin daha bırakın olanlardan yakın oldu ırakın keyfine diyecek yok anık rakın su içine kalmış terdim bilmedin seni Allah’ımdan dilemedim mi gözlerinden akar silemedim mi yolum sana çıkar bilemedim mi engelli yolları gerdim bilmedin ozan efem nedir bunu yazdıran Adem Efiloğlu nu da kızdıran ayağa duramaz derde sızdıran sevi yolu bela derdim bilmedin *hırs 301011denizli"
“Bakmadan Gelme” başlığını taşıyan şiirinde şair dakik işleyen bir saat gibidir.Çok hassas bir kuyumcu terazisine benziyor.Kılı kırk yarmıştır.Ne is o, ne bir eksik ne bir fazla. Âşık edebiyatının bütün kurallarını harfiyen uygulamış olduğu bu şiirde “-meden gelme” redifini şiirine hakim kılmıştır. Hitap eden kişi, şairin bizzat kendisidir.Åžiirin geneline yayılmış olan genel bir kanaatle diyebiliriz ki muhatap olan varlık “sen” dediği varlıktır. Dolayısıyla bu şiir bir “ben-sen” şiiridir. Åžairin sen dediği kişi menfi bir davranış içerisindedir. Menfi davranışı müspet bir hale sokmak amacındadır. Bu kişi evvela “dilinden dikeni sökmesi gerekir, çektirdiği ızdırap kadar ızdrap çekmesi, bu kişi vefasızdır, kibirlidir. Acı söz insanı bütün yönleriyle yaralar. Tedavisi mümkün olmayan bir yara olur. Pişmanlık yaşını dökmeden gelmemesi tavsiye olunur. Hatayı kabul etmek bir erdemliliktir, özür dilemek insanı küçültmez. Günah batağından çıkarak gelmesi istenir. İçi...