Şiiriniz çok güzel, hele ilk iki dize muhteşem...Keşke Anka kuşunun tüm özelliklerini araştırıp dizelere serpiştirseydiniz daha nefis olurdu...
Tebrik ederim...
Annesine küsen çocuk hırçınlığı,
Pamuktan şekerimi yağmur çalınca dudaklarımdan…
Mısralar sallanır rüzgârın sol kefesinde,
Bir ileri bir geri ağlar bakışlarım…
Biliyorum gidiyorsun ay dönerken evine,
Issız bahçende toprağınım, sürmeye gel yine…
Ne demeli bilmiyorum....Uzun zaman olduu okumayalı şiirlerinizi Üstadım..Çok Özlemişim sadece.
Yüreğinize sağlık.....
Kızım sana söylüyorum Gelinim sen anla der gibiydi şiir
Çünkü İstanbul Dünyanın İncisiydi
Ama onu yaşanmaz hale biz getirdik,
Başta siyasetçiler,
Sonra sonrada görenler
Daha kasaba kültürüne angaje olamadan metropol kültürü ağır geldi insanlarımıza
Şimdi onu tamire uğraşıyoruz, ilköğretime dersler koyarak
Her şakanın altında bir gerçek yatar sözünü hatırlattın Usta
İstanbul'a bir şakamıydı yoksa İstanbul mu bir şakaydı yorum okuyanın
Ama şiir yine çok hoştu
Özlettin kendini Hemşehrim
Sıkça okuyabilmek temennisi
Ve muhabbetlerimle...
ŞAİR; en çok da alıntıladığım bölüm vurdu beni, bu şiirinizde.
camlarda buğu bahane.
sesinin perdesinden belliydi
bir uzak şehirde en çok ellerinin üşüdüğü...................
ki bundan
aynı acıları yaşatmıyor
tekrarlandıkça baştan sona
ezberi olan türküler anam...
ben bakmıyorum
sende bakma artık pencerelere
gelme/yeceğim...
Okuyucuya soluksuz bir hüzün aşıladınız yine.
Soluduk ciğerlerimize doğru, kardan buz tutsa da gözyaşlarımız.
Kime ne..
Tebrik ederim efendim, yüreğinize sağlık.
Saygı ve selam ile..
İnsanoğluna geneline has,
tırnaklarıyla yaşamın her alanına tutunmuşların,
acıya çalan olanaksızlıkların,
pişmanlıkların rüzgara karşı durduğunda ki gelgitleri,
bir o kadar da hayatların özetini yaşamdan karelerle sorgulayan bir şiirdi.
Tebrik ediyorum Himmet bey..
Saygı ve hürmetle..
Tekrardan tebriklerimle.Egitim ,egitim ve egetilmek ayni okuma yazma ogrenmeye baslayan
bir cocuk gibi.Sadece bizim ulkemizde degil bugun cok ileri ulkelerdede gorulmekte olan bu vahset
egitimden yoksun olan kisimlarda vuku bulmaktadir.Bazilarinada beyin tedavisi gerek.hasta ruhlu
insanlarin hatalari gunahsiz kisi cekmemeli.Yazacak cok sey var ama bukadarla kalsin bu saatte sinir bozuyor.
Saygimla
Annesine küsen çocuk hırçınlığı,
Pamuktan şekerimi yağmur çalınca dudaklarımdan…
Mısralar sallanır rüzgârın sol kefesinde,
Bir ileri bir geri ağlar bakışlarım…
Biliyorum gidiyorsun ay dönerken evine,
Issız bahçende toprağınım, sürmeye gel yine…
Ismarlama güneşin ısıttığı topraklarda yetişen her şey ömürsüz olur. Kendiliğinden doğan güneşler hayat verir topraklara. Güneş ısmarlama doğarsa gönülsüz yansıtır sıcaklığını. Gönül topraklarını sürmeye gel yine.. Gelirken güneşini de getir birlikte.
Değişik bir hazdı dizelerdeki yolculuk, farklı bir sesleniş sevgiliye, bütün olumsuzluklara katlanan bir yürek ve umudunu yitirmeyen çaresizlik. Yüreğinize sağlık Zekeriya hocam, gönülden kutluyorum değerli kaleminizi. Sağlıcakla kalınız…
Selam saygılarımla
* * *
nihat bey beni güldürdünüz ya akşam alşam :))he valla öyle de benim ilham periler gelmiyo nicedir küstüler mi ne.iki dize yazıyor sonrada atıyorum.bilmem ki benim dermanım ne.kitaba gelince oooo ,o rüya.
tebrik ve saygımla
her şair biraz delidir
biraz da veli
kadının kadın ile hasbihali...
biz derken çok halkı, biz kadınız en çok acıtana bağlandık, en çok alnımızdan vuranı,
ucunda ayrılıkları gördük de illa belki merhem oluruz sahte yaralarına diye attık kendimizi ateşe
biz derken haklı şair, biz kadınlar nedense hep etimizden, tenimizden, saçımızdan, gözlerimiz, ellerimizden, kokumuz dokunuzdan soyunup sevdik, sadece kalben, sadece ruhumuzla
geri de çevirseler kalbi, yanlış yöne de çevirseler yönümüzü illa bilsek de bilmesek de başına buyruk kalbimiz
sevdik
bazen sevilsek de yine de hep sonuda yiterendik ya da onlar dı kaybeden tensiz etsiz yürekleri kokusuz dokusuz
he zaman kilitlesek kapıları gözü yaşlı, kalbi yasta geldi biri kapımıza dayanamadık açtık
belamızı bulana kadar...bilmedek sevdik
yüreğinize sağlık şair, kadının sevmelerini ne güzel anlatmışsınız,
tebriklerimle selamlar
Bu sevdanın alnına ayrılık yazıldı,
Sınırlar cizildi, serhat direkleri
Boy-boya düzüldü.
Bir kuş da sekemez sınırlarda
Çığlıklar dustak onurlarda,
Ruzigarlar bile durğun,
Sevdalılar iç savaşında yorgun,
Felekler keşik çekmede,
Melekler göz yaşı dökmede...
***
Bu sevdanın alnına ayrılık yazıldı,
Bu sevda can çekişmede,kimse duymaz,
Bir duaya hasret, kimse kıymaz.
Bu sevda bir fatihaya hasret,
Ölüm çaresiz can almada,
Geceler şaşkın..Bu sevda uyumaz.
fon müzüğüyle güzel anlamlı dizeleriyle büyülendim iyiki varsın çok güzeldi kutlarım.
Şiir ayrı bir sanattır, matematikle büyüyen, edebiyatla yücelen. Edep ile biat edilen güçlü bir sanat.
Hece mi serbest mi tartışmalarının ne kadar abesle iştigal ettiğine dair ne güzel bir işarettir Abdurrahim Karakoçun şiirlerinde heceyi, Sezai Karakoç'un şiirlerinde serbest vezni tadımsamak...
ve işte bu şiirde de hece teknikleri öyle güçlü kullanılmış ki. Aynı zamanda mana ile de bütünleşince ortaya bir ESER peyda olmuş. Yürekten kutluyorum. Bu manidar ve aynı zamanda ölçüçü çalışmanızı.
Üç maymunu oynayan bir toplumuz sanırım !
Görmedim - görmüyorum
Duymadım - duymuyorum
Söylemedim - söylemiyorum .
Bu olumsuz kararsızlık sürer gider, toplumu da yer bitirir, çürütür ve içini boşaltır .
Şiirde toplumsal -gerçekçi konulara çok yer verilmesi gerektiğini düşünenlerdenim.
Hep aşk,hep aşk.. Aşkla /sevdayla yatıp kalkan toplumlarda bireyler , kendilerinden başkasını göremezler. Bencil olurlar.
Bu güzel-gerçekçi şiir durumumuz hakkında güzel örnekler veriyor. Anlayana, duyana, görene elbette.
Kutluyorum şair ay_ ışığı öğretmenim sizi..
Annesine küsen çocuk hırçınlığı,
Pamuktan şekerimi yağmur çalınca dudaklarımdan…
Mısralar sallanır rüzgârın sol kefesinde,
Bir ileri bir geri ağlar bakışlarım…
Biliyorum gidiyorsun ay dönerken evine,
Issız bahçende toprağınım, sürmeye gel yine…
ve biter şiir
güzeldi
her ne kadar okumakta geç kalmış olsamda
güzel br şiir okudum kutlarım :)
Yarım değil çeyrek bile etmeyeyecek kardan adamlar kaldı ancak ve o duygu üşütür işte insanı iliklerine kadar.
Hangi şehir uzaktır bilmiyorum insanın içinde,ama evet en çok eller üşür uzak bir şehirde.Camlarda buğu evet çoğunlukla bahane.Aşina olduğu bir sesin tınısıyla ısınabilir mi insan acaba.Ümitlerde çoktan kaybolmuşsa,iç ısıtan bir türkü kalır elde.
Çok güzeldi şairim..
Tebriklerimle...
Baş melekler geldiler, Allah Allah diyerek
Türk İslam alemine, Hak selamı vererek
Emaneti aldılar, göklere yürüyerek
Hak yoluna yürüdü, benim cumhurbaşkanım
Allah (cc) rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun
Rabim sabırlar versin, Türkün başı sağ olsun
Yüce Türk milletinin, son ocağı var olsun
Hakkımız helal olsun, benim cumhurbaşkanım
ALLAH(CC) RAHMET EYLESİN. RUHU ŞAD, MEKANI CENNET OLSUN.
YÜCE TÜRK MİLLETİNE VE AİLESİNE RABBİM SABIRLAR VERSİN.
HEPİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN.
AMİN YÜREKTEN AMİN.... Değerli bir insandı vatanı için mücadele veren bilge bir kişilikti. Ömrü Kıbrıs için fedakarlık etmekle geçti, bugünlere gelmesinin büyük payı var saygıdeğer Rauf Denktaş'ın. Yaptıklarıyla yaşayacak ilelebet gönüllerde. Mekanı cennet olsun, kederli ailesine ve vatandaşlarına Allah'tan sabır diliyorum.
Yüreğinize sağlık değerli hocam, çok güzeldi duyarlı kalemin...
Vivaldi'nin gölgesinde ismim bir kaç geçmiş, ne büyük onur bu benim için Yıldıraycığım, ama ne olur ne olmaz ben yine savunma hakkımı kullanmak istiyorum. Bu kez yazılı olacak, mazur gör arkadaşım. Başarıların daim olsun dostum.
Bir gün bulutların arasından,
Bir dost çıka geldi,gençten biri.
Bende bir telaş,
Hayatıma konuk uğramayalı
Üç beş asır olmuş
Emektar kayığım geldi aklıma
Adı dört mevsim yaz
Son üç harfi nereye çekersen çek
Ama boyası silik,
Uzaktan dört mevsim okunuyor
Konuğu Gölde bir gezdireyim dedim
Asıldım küreklere, bir tebessüm,bir tebessüm
Bir iki öykü de ekledim sıradan
Bende çene düştü, konukta kulak dikleşti.
Dili sessizleşti, gözü gözümün içinde eyleşti
Meğer konuk, uçmuş bir hayal alemine,
Yetenekten kanatları adet adet,boy boy,
Bir kürekte ellerim,nasırlarım irileşti,
Elin kalemi nasıl oldu da mekikleşti.
Sonradan işe galiba bir de hatun karıştı,
Bir sandal sefası işte böyle d...
" BİR KUM TANESİ GİBİ YALNIZIM ŞİMDİ " ...
Sahide, kumsalda, yüzü denize dönük, gözleri denizle ufkun birleştiği çizgide asılı bir yalnızlık..
Masmavi deniz, balıklar, pırıltılar, martılar, hafiften esen rüzgar ...
Ama yalnızlık var, kahreden yalnızlık !
Terk edilmişlik, ötelenmişlik ya da ayrılık .. Hüzün, efkar, dalgınlık, umut yok çarsizlik ..
Aynı kaderi paylaşan bir başka yalnız, sahildeki köpek ...
Saatlerce ufka bakan gözler nemli.
" Gün batar / kuşlar döner / neden dönmez ki gidenler " sözlerini mırıldar titreyen duduklar..
Yani dostlar;
Zoru başarmış bir öykü ..
Kurgulamak, yazmanın yarısı eder ya, işte öyle olmuş bu hüzün aktaran güzel yazı da. Kurgusu ve anlatımıyla okuyanı da içine alıp, an' ı yaşatmayı başarabilmiş bir öykü.
Kutluyorum değerli şair-yazar ay_ışığı öğretmenim sizi .
Azı çoktan sayan biziz.
Yıldız yıldız kayan biziz.
Şiirdeki beyan biziz...
Sende ara sen de ara...
şiirdeki beyana...
eyvallah yüreğine ...
A DAN AH A KADAR HER ŞEYİANLATMIŞŞ KUTLUYORUM DOSTT ŞAİREM YÜREĞİNE SAĞLIK SEVGİ VE MUHABBETLE