bir şair bir şiirine kendi resmini hediye etmişse... o şiir özel ve gerçekten samimidir
insanın kendisinden daha değerli nesi olabilir ki, hediye ise mısralarına bakışı, o şiir gerçekten yürekten gelmiştir
yalan be...
her ne kadar hala "be"yi yakıştıramasam da şiirlere, son kısmı yok sayarak değerlendirip ... şiir akıcı ve okuyanı içine çeken bir yapıya sahip, seslenen ve seslenilen arasında kurulan görünmeyen köprüden okuyucu geçebilmiştir, şair bunu başarmıştır...
yüreğinize sağlık şair, tebrikler,
Bu düzene de alışır gibiydim.
...
d/üzene alış/ır gibi,
d/üzene karış/ır gibi,
d/üzenle barış/ır gibi,
d/üzenle yarış/ır gibi,
şiir/e y/akışır gibi,
şair/e bakış/ır gibi,
...
gibisi fazla gibi...
Şimdi kaçınılmaz soru şu ;
Aşk için
Ya sen olsaydın Habil !
Sen de öldürürmüydün kardeşin Kabil ' i ?
...
Sevgili Eleskowich sizi okumayı özlemişim inanın,
fakat bu sefer çok yoracağım sizi...:=))
hafıza denilen müthiş makina,
ya size ya bana ihanet ediyor sanırım ,
gerçek hikayede ölen Habil,öldüren Kabil di sanırım,
ya da sanmak değil doğrusu bu,
ikincisi kabil'in ettiği ilahi taktir ve cilveyi nazar bir yana inanın aşk cinayeti değil,hırs ve kin günahıdır,
babalarını hakem tayin edip aramızı bul dediklerinde kendilerine mesul oldukları mallardan kurban etmeleri istendiğinde habil sürüsündeki en gözde besi hayvanını kurban etmiş,kabil se nasıl olsa kabul olmayacak deyip anbarındaki en cılız mahsulü kurban adamış ve çakan bir şimşek simsiyah edip yakmıştı.
gelelim şiire konu olan ;
-siz Kabil olsanız aşk için öldürür müydünüz kardeşinizi ?
ben öldürmezdim,öldürenede aşk bahanesi gözlüğünden bakmazdım açıkçası.
o günden...
Pervane’nin gönlünü talan etme ey güzel,
Ağıtları yığmasın bağlarındaki gazel,
Halaylar soldurmasın aşka vurgun bu el,
Bozlakların marifet, dizlerin harman görsün.
Hocam ben şiiri okurken en çok kulağımla okurum ve hecede bir eksik ya da bir fazla varsa o benim kulağımı biraz tırmalar, yani tek tek parmak hesabı yapıp saymam...
Evet bu son kıtanızın 3.mısrasında ''aşka vurgun bu el'' derken bir uyumsuzluk hissetim ve siz gibi usta bir kalemin hata olasalığını sıfır saydığım için o uyumsuzluğu hece eksiği, ya da fazlalığı yanıyla hiç bakmadım, döndüm ilk durakta şöyle şöyle mi olsa dedim 2.durağa ne kadar uyum sağlar, ama yok dedim uyumsuzluk 2. durakta derken dur dedim bide sayayım bakiyim hecede mi bir eksiklik var ve evet aslında çok basit gibi görünüyor ama işte şiirin o akışını, o emzimini yok etmeye yetiyor o hececik:))
Halaylar soldurmasın/ aşka vurgun bu el,
(aşka) yerine a'yı kaldırıp, aşk(ına) vurgun bu el ...
Hayran kaldım hocam.
Çok sevdiğim Mihribanla böylesi harika bir şiiri okumak.
Beş ayaklı şiirler oldukça zordur ki anlıyorum siz her zaman zora talipsiniz ve hecede iddianızı biliyorum ben.Zorluğu şu ki duyguyu ve anlamı vermek önemlidir.Ama görüyorum ki şiir on ikiden vurmuşturç
Selam sevgi ve saygılarımla kutluyorum....
zaman
kör bir testere gibi
acıtarak biçti dallarımızı..
Zamanın hoyrat rüzgarlarının acımasızlığı... Çocukluktan kalanlarımızla, hayatın zalim akıntısında büyüdük işte.
Ve evet dostluklar bitti, göç kervanıydı sanki de aslına bakarsanız "insanlığımız" göç mevsiminde sürgün yedi, alıp gitti başını...
bir çınarken umutlarımız
bir sarmaşık gibi
yanlış dallara tutundu ellerimiz.
büyüdük.
Hep iyiliklere yok açsın istedik biz... Bir çocuk masumluğunda çınarlaştırdık, umutlarımızı ki sağlamdı kökleri... Ve nasıl kandırdıysa bu hayat bizleri, köksüz sarmaşıklara dolandı ellerimiz. Doğrusuyla, yanlışıyla büyüdük...
Tebrik ederim.
annem " yerden bir şey alma kızım" derdi
babam
"kırık oyuncakla oynama
at gitsin"
attım...gittin...
bu annemin sözünü en son dinlemeyişim
...
çok ağır anlayana...
yerde olan ya taştır ya çamur ve şiiri bütün olarak düşünürsek çamurdur yerde olan ve alınan. çamurdan da olur oyuncaklar, kırılınca atılanlar lakin kırılan oyuncak olsa da onun için çaba gösteren de kırılır, atılsa da yine de verilen değer hatrına hüzün doğurur...
kötülükler her kimden gelirse gelsin, kim çamur bulaştırırsa bulaştırsın dualarımız oldukça Rab'in katında temizse yürek
gün gelir uğrunda savaşlarda acılar çekilse de o nur anlatır yüreklere hakikati...
hiç bir şey gizli kalmaz, hiç bir şey yalan içinde kalmaz, hiç bir iftira yapıştığı yerde kalmaz
samimi olan yürekler, duaya kalkan avuçlar boş dönmeyecektir
...
yüreğinize sağlık, evet ilk bölüm silah gibi tek kurşunluk ölümdür
satır araları çok keskindi
tebrikler
resim-şiir-yorum güzelliklerinde
yorulduğuma da değdi
sağlıcakla
adem efiloğlu
"…bilmedin
sanal gerçeğinde dayalı olmaz
sevgili demeni yerdim bilmedin
yalan merceğinde boyalı almaz
ne güzel örneği verdim bilmedin
gidişimde yoktun gelişin tersti
karşılaşmamıza gelişen dersti
yolunda girecek çelişen hersti*
ele gelene yol serdim bilmedin
serzenişte misin daha bırakın
olanlardan yakın oldu ırakın
keyfine diyecek yok anık rakın
su içine kalmış terdim bilmedin
seni Allah’ımdan dilemedim mi
gözlerinden akar silemedim mi
yolum sana çıkar bilemedim mi
engelli yolları gerdim bilmedin
ozan efem nedir bunu yazdıran
Adem Efiloğlu nu da kızdıran
ayağa duramaz derde sızdıran
sevi yolu bela derdim bilmedin
*hırs
301011denizli"
“Bakmadan Gelme†başlığını taşıyan şiirinde şair dakik işleyen bir saat gibidir.Çok hassas bir kuyumcu terazisine benziyor.Kılı kırk yarmıştır.Ne is o, ne bir eksik ne bir fazla.
Âşık edebiyatının bütün kurallarını harfiyen uygulamış olduğu bu şiirde “-meden gelme†redifini şiirine hakim kılmıştır.
Hitap eden kişi, şairin bizzat kendisidir.Åiirin geneline yayılmış olan genel bir kanaatle diyebiliriz ki muhatap olan varlık “sen†dediği varlıktır. Dolayısıyla bu şiir bir “ben-sen†şiiridir. Åairin sen dediği kişi menfi bir davranış içerisindedir. Menfi davranışı müspet bir hale sokmak amacındadır. Bu kişi evvela “dilinden dikeni sökmesi gerekir, çektirdiği ızdırap kadar ızdrap çekmesi, bu kişi vefasızdır, kibirlidir. Acı söz insanı bütün yönleriyle yaralar. Tedavisi mümkün olmayan bir yara olur. Pişmanlık yaşını dökmeden gelmemesi tavsiye olunur. Hatayı kabul etmek bir erdemliliktir, özür dilemek insanı küçültmez. Günah batağından çıkarak gelmesi istenir. İçi...
Sevdiğimsin sana sitem edemem
Affettim ben seni kin de güdemem
İnan bana asla kötü söz demem
Hatan varsa bile kördüm bilmedin
aşkın gözü kördür diye boşuna dememiş atalar
insan sevmeye görsün birkere gözü ne hata görür nede kusur
taki sevilmediğini yada sevdiği insana verdiği değere layık olmadığını gördüğü ana kadar
sitem
sevda
kahır ne ararsan vardı dizelerde
uzun bir aradan sonra sayfanıza konuk olmak güzel bir duyguydu
kutlarım Ağam ilhamın bol olsun saygılar.
Zora talip bir gönülden harika bir teknikle Türk şiirinin yaşatılması adına harika bir şiir okudum yine.Aslında şiirin altında yazılan kısa not bu işin zorluğunu ve güzelliğini anlatıyor.
Şiirin güzelliği mi.O başlı başına bir güzellik zaten.,
Bu kalemden daha farklı bir eylam beklenemezdi zaten.O kalem hep güzeli ve güzelliklleri yazıyor..
Bu kalemi seviyorum ben.
Candan kutluyorum...
Anlamı ve duyguyu baltalamadan üç ayaklı şiir kaleme almak basit bir eylem değil. Usta, kendine yakışanı yine yapmış. Bana kutlamak düşer.
Ya sen!
sen Atam gurur duyuyor musun bizimle !
Ölüm gününe az kaldı, şimdilerde CUMHURiYET GÜNEÅiNi KUTLUYORUZ. Nice 29 ekim’lere inşallah Türkiyem diye diye...
şairi meçhul bir şiir diyor ki;
" Rahat uyusun, şehitlerimiz, atalarımız
İnmeyecek gökten yere bayrağımız.
Yorulmak, yılmak yakışmaz bize
Elbette tarih şaşacak azmimize.
Türk’üm, Türk’üz, Türk kalacağız
İlimle, insanlıkla, dünyaya sesimizi duyuracağız."
Bizler, senin izinde Türkiye’min Cumhuriyet Bayramı Kutladık,ömrümüz oldukça da kutlamaya devam edeceğiz inanarak birbirimize kenetlenerek...
O yüzden sen rahat uyu olur mu Atam !!! Dualarımız seninle...
-
29 Ekim*
Atamızın gurur duyma konusunda o kadar emin değilim can...
O eski cumhuriyet sanki yavaş yavaş elimizden yitip gidiyor gibi...
İnşallah yanılan benimdir...
Yüreğine emeğine sağlık bitanem senin ve tüm Türkiye'min Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun...
Se...
şimdilerde favari yeni kahramanlar Orhan Bey.ruhları şadolsun . Mustafa Kemal ve değerli silah arkadaşlarıyla şehitleriminzin o yenilmez yılmaz kahraman cesur ruhlarıyla ilgili o kadar çok kitap okudum ki onları öyle işledim ki ruhuma o sebepten şu halimiz içimi parçalıyor. Onlar o kahramanlarımın şehitlerimiz Atatürk o kadar samimiyetsiz ve yetersiz anlatılıyorlar ki bu sebepten böyle günler artık hiç gelmesin istiyorum her yeni yıl öncekinden daha fekaket çünkü. saygılarımla
Bir zamanlar yakıp kavuran eski bir sevdanın küllerinden, yakıp kavuran hallerinden çıkıp bakmak gibi ilk dizeler. Bıraktım artık peşini demiş şair artık mendil dolusu ağlamak yok... Seni düşünürdüm kalabalıklarda değil. Bu sevdanın kalabalıklığıdan çıkılmış gibi. Aşkın, durulmuş artık içe akmayan değil de daha bir olgunlaşmış haliyle bakmak gibi dizeler.
Kaderimdin, vazgeçemediğim. Aldığım nefestin bir zamanlar. Åimdi bu rüyalar süslemiyor gecelerimi derken bir de aşkın yakan halinden bahsetmemek olmaz elbette böyle bir sevdanın yası tutulur geceler boyu. Ağıtlar yakılır ayrılığına... Ve taş basılır yüreklere. Kolay değildir sevdadan yana taş basmak yüreğe. Ve her defasında sorgular durur insan önce kendini, kendi içinde. Ve aşıkların avuntusudur her zaman yalanlarla avunmak... En nihayetinde farkına da varırız zaten kendi avuntularımızın... Farkına varınca zaten bitmiştir değil mi? O zaman ne anıları nede anıtları yani bu sevdadan kalan ne varsa yücelttiğimiz hepsi silikle...
Özet olarak denilebilir ki: Şiir yazmak yazmış olmak için değil sadece içinden döküldüğü için yazılan çoğu zaman da yazılmayan sadece kalbin derinliklerine akıp orada kalan, herhangi bir kafiye ve redif zorunluluğu olmayan , insanın kalbinde başlayıp bilinç üstünde son bulan uhrevi bir faaliyettir.
***
Şiir hakkındaki tespitleriniz o kadar doğru ve yerindeki yazınızın güne gelmiş olması hiç süpriz değildi...
Gün birinciğini ziyadesiyle hakeden güzellikteydi çünkü ve harikaydı...
Bir dörtlük de ben ilave edrek şiir hakkındaki duygularımı pekiştirip ayrılayım sayfanızdan...
Sonsuz tebriklerimle Ve teşekkürlerimle saygımla....
Kızdığımda yakındığım
Üşüyünce sokulduğum
Hislenince dokunduğum
Damla damla akıttığım
onca yolu eylülün koynuna sokulmak için gelmişiz
eylül ayrılık kokuyor
ve hüsran gibi buruk bir tat bırakıyor dilimizin ucuna
Eylül hazan ve hüzün barındıran bu mevsim; şair kalemlerin tasvirinde hep aşka dair bir vedayı anlatıyor. Aşık yürekleri yaralıyor bu mevsimin hazanı sanki. Göç mevsimi göçüp gitmeler mi düşüyor yüreğimize. Ne güzel demiş şair onca yolu eylülün koynuna sokulmak için gelmişiz.
Ve aşka dair harika dizeler yazılmış
-aşkın nârına salmak için aklımı kalbime tutuşturdum
İnsan yaratılışında kalp hissiyatın temsilci ve akıl ise mantığın temsilcidir ve hep kalple çelişir akıl; hele de mevzu aşk olunca ve şair her ikisini de aşkın narına cesurca sunmuş doğrusu.
fermanı yak / bir hastalıktı tutuldum
rüyamda gördüm beni çağırıyordu mâşukum
onu alma, beni sal, bin kat mahşerine...
V aşkın celladına maşuku değil beni al diyen dizelerde öyle derin ve samimi ama bir o kadar da fedakar bir duruş var d...
Her yaşantının bir sonu var,
Değişti günümüz konular.
Cok gec kaldık sevda sehralarında...
Öyle karamsar ki taş kitabeler,
Öyle uzak ki taş kalplere hitabeler,
Artık ne “elestu birabbikum†soran var,
Ne de bir beklenti “galu beleâ€.
Öten zamanlarda ara,bul meni,
Åimdilerde,yarınlarda mekanım “leâ€.
...
değerli Türkçe'ye Sevdalı şaire, menim özünüze ve sözünüze yorum yazmak için kırk tekne hamurun ekmek olması lazım gerektiğini biliyorum ancak öyle güzel konulara deyinip, öyle candan meseller verip,öyle hikmetler derleyip yazıyorsunuz ki ''elestü'' den, ''bela'' dan ve ''la'' dan, kurtulamıyorsunuz menim gibi be/la dan...:=))
dilinize,kaleminize,sözünüze ve özünüze selam eder hörmetler sunarım.
"Vatan Sevgisi İmandandır" sözünü o kadar güzel anlatan bir hece çalışması ki okuduğum.7+7 likti zannedersem tekniği mükemmel bir şiir.Biliyorsunuz ki ben teknik ayrıntıya girmeden şiirin ruhuna bakarım.Ama sizin hassasiyetle üzerinde durduğunuz her şeyi de seviyorum severim.Çünkü siz mükemmel bir zemine oturtuyorunuz şiirnizi.
Vatan bizim kutsalımız.Boyun eğeceğimiz yegane şeylerden biri.Bilirim ki bütün büyükler Cumhuriyeti o kadar güzel övmüşlerdir ki bundan vazgeçilemeyeceği hürriyetin burcu burcu kokusunda gizli.
Bu topraklarda sahip olduğumuz değerler inşallah cumhuriyet ve demokrasi ile dimdik duracak inşallah.
İnsanların bir gün neye sahip olduklarını ve elindekilern kıymetini bileceğini ümit ediyorum hep.Kaybetmeyeceğiz sımsıkı tutunarak gelecek nesillere bu işin güzelliğini bıkmadan usanmadan yılmadan aktarmanın bizim boynumuzun borcu olduğu duygusuyla aktarma gayertinde olacagız.
Gelecek mutlu yarınlara doğru sağlam kakarlı ve emin adımlarla gitmek dileği il...