Ne de haklı ve ders verici..
Anlayana, anlatana ne mutlu.
Çok çok beğendim.
Yüreğinize sağlık değerli Kalem.
Kutlarım.
Fakat o gün ne kadar pişman olsak da geriye dönüş olmayacak
Son nefeste yaradan,
İman nasip ede.
Severek, düşünerek okudum.
Kelamınız susmasın Hatice Hanım
İçimizde koşturan kelebekler
kanatlarını bıraktı omuzlarımıza
kutlarım yine kendinize has tarzınızla güzel bir esere imza atmışsınız
Okumasını bilen, doğal olarak yazı da yazabilir. Değil mi? Aynı döngüde olan iki şey.
Eski çağlarda yazı yoktu tezi beni ikna etmiyor. Nedenini belirteyim:
Hz. Adem cennetten çıkarıldığında ve dünyaya Hz. Havva anamızdan ayrı gönderildiğinde
çok üzülüyor, uzun yıllar dua ediyor. Değişen bir şey olmuyor.
Bir gün başını kaldırıp semaya baktığında arşta Kelime-i Tevhidi okuyor. Efendimiz'in (sav) Allah nezdindeki önemini fark ediyor ve onun ismiyle dua ediyor. Akabinde eşine kavuşuyor.
Buradan Hz. Âdem'in okuma bildiğini, üstte arz ettiğim okuma bilen yazmayı da bilir mantığından yazabildiğini de anlayabiliyoruz.
İyi de dünyada ona okuma yazma öğretecek kimse yok. Çünkü ilk insan kendisi.
O hâlde nerede öğrenmiştir? Tabii ki cennette. Çocuklarına da öğretmiştir, torunlarına da.
Üstelik Allah onu yarattığında kıyamete kadar gelecek olan her eşyanın ismini de öğretti.
Bunun içinde gelmiş geçmiş tüm lisanlar da de var.
Ancak, daha sonraki dönemlerde dünya ne gibi felaketlere, toplumsal ko...
“Kanın yağmurdaki gibi aktığı”
“Mısırın yumuşak iklimi…”
Kervansaraylar, Gökdoğanlar, Aztekler
Şiirinizi okurken , zihnimde canlanıyor görüntüler , sanki mistik bir film izliyormuşum gibi.. Kaleminize sağlık üstadem.Tebrik ederim.
Tamam yaptıkları iş sanat belki çok da sevildiler çok da paralar kazandılar ama işte bir yer geliyor insan hem kendini hem de yaşadıklarını diğer insanlara yaşattıklarını sorguluyor, vicdan sahibi ise eğer ki Raven de var gibi görünüyor... Kutlarım...
ölenlere rahmet kalanlarada sağlık diileyelim
Anneler gününüz kutlu olsun
GÜZEL ŞİİR düşmüş sayfaya değer görmüş emek
Değerli kalem
kutlarım emeğinizi selamlar sevgiler saygılar gönderdim kaleminiz daim olsun
İletişim denen şeyin sadece konuşmaktan ibaret olmadığı bundan daha iyi nasıl anlatılır bilemedim.
Candan tebriklerimle selam ve sevgiler.
Değerli Kalem,
Maşallah diyorum.
Okurken gözlerimin önünde canlandırdım sahneyi.
Başarılı bir çalışma olmuş.
Üretmek her kalemin harcı değil .
Sen bunu çok iyi bir şekilde başarıyorsun.
Sahneye alınabilecek seviyede harika bir eserdi.
Kalemin hep yazsın.
Alkışlıyorum ve eminim gibi sahnede de alkışlanır bu oyun.
Selam ve saygılarımla.
O söz biz yaşlılara ait Murat bey kardeşim.
Yaşlandıkça birer birer sevdiklerimizi yitiriyoruz. Arkadan gelenlerle uyum sağlayamıyoruz.
Zaman akıp gidiyor. Fikirler, olaylar, yaşantılar değişiyor. Hiçbirisine ayak uyduramıyoruz.
Oysa ki gençlere sorsan değişen Hiç bir şey yok.
Demek ki onlar değişimi henüz daha göremiyorlar. Ancak bizim yaşımıza geldiklerinde anlayacaklar.
Selamlarımla.
Özgürlük, gidilecek bir yerinin olması değil o yere gidebilmektir her şeyden önce.
Selam ve saygılar.
Değerli Hocam sade bir üslup güçlü bir anlatım vurucu bir duygusallıkla kaleme aldığınız şiir aynı zamanda modern hayatın evlerin içinden eksilttiği sıcaklığa da bir gönderme olmuş. Gürültüsüz ama derinden yaralayan bir şiir olmuş.
Kaleminize sağlık. Tebriklerimle...
selam ve saygılar...
modern bir insanlık müzesi gibi sevgili Ahmet hocamın şiiri.
sağımızdaki amca, hayatın karmaşasını 5 harfli bir kelimeye sığdırmaya çalışıyor, soldaki ise günün yorgunluğunu rüyalarına meze yapmış, başı omuzlara devrildi devrilecek. karşı sıradakiler ise dijital bir hipnozun pençesinde; parmaklar ekranda dans ederken ruhlar çoktan başka server’lara taşınmış. onlar gözü açık uyuyanlar kervanının en sadık üyeleri.
arada bir aykırı ses çıkıyor elbet: bir kitap sayfası hışırtısı ya da tellere dokunan bir gitar teli... gitarist, o melankolik akşam havasını bir nebze dağıtıp pamuk eller cebe dediğinde, cüzdanlardan çıkan kağıt parçaları aslında müziğe değil, o anki ortak duyguya ödenen birer bilet parası gibi.
silikonlu dudaklar, miniden de mini etekler.. derken herkes bir vitrin, herkes bir arayış içinde.kimi kendini saklıyor, kimi en iddialı haliyle "buradayım" diyor. teknoloji öyle gelişti ki dudaklar bazen sahibinden önce giriyor vagona :)
sonra birden kapılar tıslayarak açılıyor...
Makdem-i Kısas 'a, Kısasa kısas..
********
Makdem-i Yâr
Pervâne-i zerrin gibi her zühre-i zerrin
Titrerdi zümürrüd-geh-i lerzân-ı çemende
Çağlardı leb-i sîm-i hıyâbân-ı semende
Bir çeşme-i billûr ile bir cûy-i bilûrin
Düşmüştü siyeh berg-i şebe şebnem-i sîmîn
Şebnem gibi titrerdi kamer leyl üzerinde
Bir şeb-pere-i hutfe bir âhû-yı çerende
Vermişti bu nüzhet-gehe bir vahşet-i nermîn
Âhû ile şeb-perre vü evrâk ile azhâr
Nâ-gâh fısıldaştı leb-i âb-ı revânda
Zîrâ şu perî-hâneye karşı bu evânda
Ey dürr-i yetîm-i sadef-i şefkâtim, ey yâr
Sen bir meh-i zî-ruh gibi yükseliyordun
Muzlim korunun zıllı içinden geliyordun
Cenap Şahabettin
*****************
Selam ve sevgiler.
Kendi ile dost olabilenlere dost kalabilenlere ne mutlu... Kutlarım yürekten...
''Neden şiirlerimi çalıp sevgiline kendi şiirlerinmiş gibi okudun postacı? Üstad, şiir yazanın değil ihtiyacı olanındır. Benim o şiirlere ihtiyacım vardı.'' Pablo Neruda
Buda şiir için değişik bir yaklaşım neticede, şiir yazıldıktan sonra bizden çıkar, kimin hoşuna gittiyse onun olur, esas sahibi kıyamete kadar biz olmak kaydıyla...
Merhum Aziz Nesin'de ''Türkiye de her üç kişiden dördü şairdir.'' demiştir. Türk Milleti olarak çok büyük şairlerimiz vardır, ama her milletinde kendine özgü ve büyük şairleri değerleri vardır. Bir şiiri herkes sevecek diye de bir kural yok illaki... Yaşayan şairlerden ben Nurullah Genç'i, İsmet Özel'i çok severim de bir başkası sevmeyebilir, ona da saygı duymak lazım.
Her şeyden önce, unutma ki sevişmek gibi bir şeydir şiir yazmak; duyduğu tadın paylaşılıp paylaşılmadığını hiç bilemez insan. Cesare Pavese
Sevmek sevilmek, sevişmek ne kadar insana büyük zevk veriyorsa, şiir ile haşır neşir olan insanlara da şiir yazmak ve okumak büyük zevk veren bir i...
Eskiler hep özlenmekle meşhur.
Gelen gideni aratır hasebince, sevinçler bir yana hüzün bile eskiden daha samimiydi hakikâten.
Gerçeklik algımız zamana yenik düştükçe mazi hep burnumuzda tütecek ve sızlayacak yüreğin bir köşesi.
Geçmişe gittik üstad bu güzide dizelerle.
Yüreğinize sağlık
Selamlar, saygılar
Mısralarda yaşanmış büyük bir aşk var, siteminde dahi halen yaşanıyor bu aşk, çokçana da saygı duyulası. Yorumları da okudum, Sami ağabeyimin yorumuna katılamadım, bence tam da yerli yerinde ve sözlük anlamında kullanılmış. İşte zaten bu anlam pekişmesini de doğru gramatik kullanım sağlamış. Ya da ben çok farklı bir pencereden anladım.
Kutluyorum çokçana Adem Beyciğim.
Saygılarımla
çağatay
Yahu, çok sevgili mektepli kardeşim Gülüm Hanım;
" Kanaviçeler eşliğinde raks eyleyen Çingenenin tütün çiğnediği
Bir Hıdırellez belki de" böylesi bir mısra kimin aklına gelir Allahınız aşkına... İkimiz de üç beş yıl aralarla annelerimizi kaybettik, Rabbim gani gani rahmet eylesin..
Şiir harikaydı; neresine iltifatlar yağdırayım bilemedim.
Çokçana, çokçana kutluyorum.
Selam ve saygılarımla.
çağatay
Kutlarim guzel, icten bir yaziydi, hos geldiniz sitemize.