Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum AtışmaYENİ Online Üyeler

Etkili Yorumlar

Değerli hocam çok istifade ettiğim bir yazıydı. Tebrik ediyorum. Yazmak hayatı tırnaklarıyla kazımak final cümlenizi görünce yıllar önce yazdığığım eski bir yazımı hatırlattınız. Katkı olsun dedim bi kısmını buraya yazdım. "Yazmak kazmakla başlar dil madenini...Damarı bulacaksın çırak, vuracaksın us çekicini. Kıvılcımlar çıkacak zekanın balyozundan...Aydınlanacaksın. Bir babanın taşıdığı ekmek gibi götüreceksin en nadide hazineleri gönül evine, yorgun argın...Ve annenin sinesine alarak yavrusunu, süt verdiği gibi emzireceksin insanlık cevherini." Kalemize zihninize bereket hocam. Selam ve saygılarımla...
Geceler dost her zaman bize... Ne güzel şiir bu akşam akşam kutlarım özletiyorsun kendini zaman zaman...
Leyla'sı Mevla'ya erenlerden olursunuz inşallah. Yüreğinize sağlık Selam ve saygılarımla
Fecir-i hilaf; nazın kör tarafında, bulmuşlar gibi sakin ve artık coşkunsuz kalp ile.. Yare'n kitabın en son sayfasından başlar her zaman.. Selam ve saygılarımla..
Çok güzel olmuş bu şiiriniz hem duygusu hem anlaşılırlığı yüksek. Evet, bence de kişinin tutunması gereken yalnız Rab'dır. Gerisi ya yoktuk ya da ihanet etmiştir. Yüreğinize sağlık, tebrikler.. Selam ve sevgilerimle 🌹
Ah! İşte bu insanın en büyük yanılgısı oluyormuş meğer o vakitler hızla geçiyor ve insan yaşamadığı ile yaşlanıyormuş. Ama ben görüyorum ki siz olgunlaşarak , aydınlanarak gelebilen nadir yaş almış insanlardasınız. Genç yaşlı biri olarak :) varlığınız burada olayım olmayayım insanlık adına güc verici Barbaros hocam. Nitekim kazançlı olduğunuzu kalbimle hissediyorum. Sağlıcakla kalın sevgimle saygılar
Uff, sarsıcı bir final. Küçük bir kıvılcımın, kaynakçı şeraresi gibi nasıl soğuk demirleri hamurlaştırdığına, peşinden kızgın yağda nasıl çelikleştiğine şahit olduk. Hikayenin buralara gelebilmesine boyun eğdim. Çok teşekkür ederim Sönmez kardeşim. Bir nevi interaktif hikaye oldu. Bir adım da ben ekleyip dosyayı kapatmaya çalışacağım. Selam ve saygılar.
Gerçekten de trajikomik dedikleri türden. hani gülelim mi ağlayalım mı bilemediğimiz o meşhur sosyolojik tutulma anlarından birine daha şahitlik ediyoruz sanki. Zamane insanları işte.. altına serilen konforlu basamaklara o kadar alışmıştır ki, o basamaklar durduğunda kendi ayaklarının hala yere basabildiğini unutuverir birden. Elindeki akıllı telefona dünyaları sığdıran insanoğlu bir anda iki kat arasındaki o basit mesafeyi aşamaz hale geliyor demek ki :) Ahmet hocamızın bu denli ilginç ve absürt konuları yakalaması aslında onu bir toplumsal röntgencilik ustalığıdır. Çoğumuzun olağan deyip geçtiği ayrıntılar, onun objektifinde işte böyle devasa birer hiciv malzemesine dönüşüyor. Olayı ne abartıyor ne de küçümsüyor. Sadece olduğu gibi bir ayna tutar gibi önümüze koyuyor. Biz de o aynada sanki kendi komikliğimizi görür gibi gülümsüyoruz. Güzel yurdumuzun her köşesinde yaşanan böylesi trajikomik kim bilir daha neler var neler. Eyvallah Ahmet hocam. Selam olsun.
Gönül avlusuna rûhefzâ bir sükût indiğinde insan anlar ki aşk, bir ruhun kendi hakikatine doğru sefere çıkmasıdır. Bazı aşklar vardır dar kalıplara sığmaz. onlar kavuşmak için değil, kişiyi kendi içindeki o en tenha dergâha ulaştırmak için yeryüzüne birer elif gibi iner. Bazı aşklar şairin buyurduğu üzere bir hicrettir. İnsanın kendi sığ kıyılarından vazgeçip kalbinin o uçsuz buçaksız ummanına sürgün edilmesidir. İşte bu sürgünlükte kişi mürşidini yoklukta bulur. Seven kişi sevdiğinin simasında aslında kendi kaybolmuşluğunu ve o kayboluşun içindeki cevheri arar aslında. Netice-i kelâm; bazı aşklar sadece bilmek içindir. Bir elif miktarı kadar dik, yalın ve içten... Kavuşmanın fâniliğine aldanmadan, ayrılığın gurbetinde pişerek, menzili yine kendi kalbi olan o uzun ve ince yola revan olarak. O halde içinize inin ve içinizdeki cevheri keşfedin diyor şair. En içten tebrikler ve selamlar.
Anlamlı bir şiir olmuş. Yazan ellerinize sağlık. Nice böyle güzel şiirlerde Buluşmak dileklerimle, Kutlar,selamlarımı sunarım.
Anlamlı bir şiir olmuş. Yazan ellerinize sağlık. Nice böyle güzel şiirlerde Buluşmak dileklerimle, Kutlar,selamlarımı sunarım.
Tebrikler kardeşim selamlar sevgiler
Bu sadece bir mevsim değişikliğine duyulan özlem olmasa gerek. belirsizliğe, yarım kalmışlığa ve arada derede bırakılmışlığa karşı atılan edebi bir çığlık olsa gerek. Doğanın nazlanışını bir sitem vesilesi yaparak aslında hayatın her alanındaki o tam olma haline bir davetiye çıkarıyor sevgili Gökdeniz hocamız. Yarım gelen bahar kışı aratır.. yarım gelen sevda ise yalnızlıktan daha çok acıtır. Hal böyle iken şair konforlu bir bahardan ziyade zahmetli, hapşırtan, göz yaşartan ama gerçek bir bahar istiyor. hayatın getireceği zorluklara /alerjiye, hüzne, yorgunluğa razı olarak.. yeter ki o hayatın gerçek kokusu duyulsun. Hayatı yarım porsiyon olarak yaşamayı reddetmek bu olsa gerek. Biz de sevgili hocamız gibi hayatın da mucizelerini sakınmadan, adamakıllı önümüze sermesini bekliyoruz. Hepsi bu. Eyvallah üstadım en güzeliyle selam olsun.
Halen yakışıklı ve güçlünün üstadım 😀 tebrikler selamlar sevgiler
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse eğer; Hayat, "ne" olduğuyla değil, "neden" olduğuyla anlam kazanır. Bugün eğitim sistemimizdeki en derin sessizlik aslında en çok sorulması gereken o sorunun boşluğudur. Bir çocuğa bir matematik formülünü ya da bir tarihi vakayı **lazım olur** sığlığıyla sunmak rüzgâra tohum ekmek gibidir. Oysa bilginin nerede kullanılacağını, hayatın hangi yarasına merhem olacağını bilmek, öğrenciyi bir pasif alıcıdan, bir keşif yolcusuna dönüştürür. "Niçin" sorusunun cevabını alan beyin ikna olur.. ikna olan zihin ise o bilgiyi artık bir yabancı gibi değil, kendi parçası gibi sahiplenmeye başlar. Salt bilgi, toprağa çakılı ağır bir taştır. Onu havalandıracak, bir serüvene dönüştürecek olan ise hayal dünyasıdır. İnsan sadece okuduğunu değil, hayal ettiğini de yaşar. Düşünmek ise karanlıkta bir kibrit çakmaksa eğer, hayal etmek o ışığın altında yepyeni dünyalar inşa etmektir. İşte sorgulayan bir akıl burada sadece cevapları bulmaz, aynı zamanda yeni soruları...
bir sitem ve estetik bir zırha bürünerek ete kemiğe bürünmüş hal.. hüzünle asalet arasında örülmüş incecik bir köprü.. dizeler arasındaki o sarsılmaz bağ, adeta bir tespih tanesi gibi birbirine kenetlenmiş gibi.. öyle bir ritim var ki, mısralar bir nehir gibi çağıldarken nefesimizi bu tempoya kaptırmamak mümkün değil. bir hicran senfonisi.. yormayan, ama ruhu yerinden oynatan.. bunaltmayan, ama nefes kesen bir şaheser. en içten tebriklerimle selam olsun bu güzelliğe bu akıcılığa okudukça susatan, susadıkça derinleşen bu lirik şölene.
Ahval ve şarait her ne olursa olsun sevebilmektir sevgi dediğimiz şey. Candan kutlarım. Selam ve saygılar.
hikaye, alışkanlıkların insan zihnini nasıl köleleştirebileceğini ve mekanik bir aksaklık karşısında sağduyunun yerini ne kadar trajikomik bir çaresizliğin alabileceğini gösteren anlamlı bir toplumsal atalet eleştirisiydi. Gönlünüze ve kaleminize sağlık. Selam ve saygılarımla
Şair bu şiirde sevdiğine '' Beni yüreğimden vuruyorsun öyle mi?'' diye sitem ederken bir hususun farkında değil. Evet, şair bu şiiriyle okuyanları yüreğinden vurduğunun farkında değil. Kendi adıma ben yüreğimden vuruldum. Selam ve sevgiler.
Geç kalmış bir merhametin reddedilişinin hikayesiydi şiir. Geçmişin ağır yükünü tek başına sırtlanmış, sabırla tükenmiş bir ruhun, nihayet kapısına gelen "eski sevgiliye" karşı duyduğu ironik öfke hakimdi mısralarda. Biraz öfke ,biraz serzeniş ,biraz da içte saklı sevginin tezahürüydü şiir. Selam ve saygılarımla