Merhaba sitemkar ve güzel bir şiirdi
iyi geceler diliyorum
Kendi seçtiği yollarda yorulup, en ağır masalların son perdesini kendi elleriyle kapatan bir gönlün acısını ve sonunda özüne dönen dingin yorgunluğu kalbimizde hissettirdiğiniz için aşk ile eyvallah efendim.
Sen merak etmeyesin O’na iyi bakıldı
Şu Dilruba Hatuna birden gönlü yıkıldı
Bir günlük aşk olsa da yine kına yakıldı
Düğün,çengi kurarak kemanlayıp sazladık.
Hoş geldin üstat.
Nerelerde kaldın ?
Özlettin bayağı kendini.
Değerli Mehmet Fikret Bey; kadim bir dostun selamı gibi kapıyı çalıp içeri girdiniz; iğneli ama neşeli dilinizle hayatın yükünü biraz olsun omuzlarımızdan alıp yerini kahkahaya bıraktığınız için sağ olun, var olun efendim. Aşk ile eyvallah.
Yahu ben sana '' Gel, dostlara bir selam ver. Millet seni özledi '' Dedim. Hatta bir de '' Oooo beni özlemişsiniz. İşte geldim buradayım'' ayaklı bir şiir yaz '' Dedim, sen daha Bismillah demeden sapkı sollu bana girişmişsin)))))))))
Eee ben de sana münasaip bir şekilde hoş geldin diyeceğim tabii ki.
Şimdilik sadece '' Hoş geldin, sefalar getirdin '' diyorum.
Şaka bir yana gerçekten de özledik seni.
Selam ve sevgiler.
Susturan bir yazıydı. İnsan çocukken ve gençken unuttum , anlamadım, duymadım zannediyor kırk yaşına gelince anlıyor kim o anı'da neyi niçin yaptı ! Ondan sonra kefesini komple kırıyor ve özde kim iyi niyetle yaklaştıysa açıklamaları dinlemeden onunla devam ediyor. Ben bunları hissettim son bir iki yılda.. Demek dedim kendi kendime kırk yaşın sırrı bu imiş! Anneanneniz de sizde çok sağlam yer etmiş belli ki Allah rahmet eylesin. Yazınız çok samimiydi yüreğiniz dert görmesin ömrünüz çok olsun değerli hocam..
Selam ve sevgilerimle
Kalemine yüreğine selam olsun değerli hocam. Ne güzel ne anlamlı dizelerdi. Sustukça sıranın bize kadar geleceği gerçeğini ne zaman göreceğiz! Çok geç olmadan... Selamlar saygılar
Mazlumlar hep inledi.
Dünya milletleri seyretti.
Bundan cesaret alan zalimler zulümlerini arttırdıkça artırdılar.
Ama birgün o saltanatları başlarına yıkılacak inşaallah.
Kaleminiz daim olsun üstadım.
Selamlarımla.
Müthiş bir duygu yoğunluğu içinde harika dizlere imza atıyorsun. Ah bir de şiirlerinde ölçü ve kafiye olsa ya da ille de hece şiiri formunda yayınlamayıp serbest şiir olarak düşünsen, tadından yenmeyecek....
Candan tebrikler.
Selam ve saygılar.
İnsanlık Bosna'da, Arakan'da, Sincan-Uygur'da da hep uyudu. Uyuyor. Taa ki artık vuran şerefsizler kana doyuncaya kadar uyuyor. Bu sefer doymadılar kana, doyamadılar ama planları başlarına felaket olmaya başladı bile. Helak olacaklar inşallah.
Selam ve sevgiler
Değerli Gülüm Hanım; siz, kıyametin kopuşunu bile böylesine zarif bir isyanla bekleyen kaleminize öyle bir yürek yüklemişsiniz ki insan okurken geminin batışını değil, dümendeki sarsılmaz şairin mağrur duruşunu alkışlamak istiyor. Aşk ile eyvallah.
Kıymetli Gülüm Hanım; mısralarınızdaki acıya dokunmamak elde değil. Kendi köklerine tutunup, kimseye eyvallahı olmayan kendine has kalbiniz kelimelerin arasından bir rüzgâr gibi esiyor. Annenizin kokusunu şiire katık etmeniz ise metni bambaşka bir derinliğe taşımış. Kaleminize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın demek,o yılanın bir gün gelip muhakkak dokunacağına imza atmak demektir.
Zira dünya yanıyor dediğiniz gibi.
Feraset ve basiret sahibi olmak duasıyla
Yüreğinize sağlık hocam , selamlar
betimlemeler, benzetmelerle ne güzel anlatılmış Üsküdar. Demli bir çay tadında
Tebrikler
Saygılar
Susmakla değil, kelimenin keskinliğiyle dövüşenlerin sessiz onuru insanın yüreğine oturuyor. Hançeri belden çekip dile yerleştirmek, her babayiğidin harcı değildir. Emeğinize sağlık. Aşk ile eyvallah.
Yine o nev-i şahsına münhasır üslubunla,
1974'ün o tozlu ve hüzünlü hatıralarından tutup bizi Mısır firavunlarının dehlizlerine kadar sürükledin bizi Canım Abim.
Bir yanda "çürüğe ayrılmanın" verdiği o buruk gönül sızısı,
bir yanda Kıbrıs Harekatı'nın toplumsal yankısı,
diğer yanda ise Bakırköy sahilinde bir turiste
"Tarzanca" yol tarif eden altın madalyonlu abiler...
Gerçekten tam bir Türkiye panoraması!
Sizin gibi mizahı sanata dönüştüren üstadın, kelimelerin köküne ve ruhuna vakıf bir edibin, "İnsanlığın ilk dili nedir?" sorusunun peşine düşmesi hiç şaşırtıcı değil.
Zira biz biliyoruz ki, asıl mesele ne söylendiğinden ziyade, o ilk "kelamın" hangi gönül dilinden döküldüğüdür.
O "Tarzanca" dediğiniz şey aslında iletişimin en çıplak halidir. Ama sizin İngilizcenizin iyi olması ve fen derslerinden "nal toplamanız", tipik bir edebiyatçı dehasının habercisiymiş zaten.
Hz. Adem Peygamber'in dili: Bu konu İslam alimleri aras...
Öncelikle biricik anneannenize Allah'tan rahmet diliyorum .
Mekanı Cennet olsun .
Yazınız, yas sürecinin o çok konuşulan "gürültülü" halinden ziyade, "sessizce kapanan bir kapı" gibi içe dönük ve yıkıcı etkisini muazzam bir dille dışa vuruyor.
Gökyüzündeki yıldızların sönmesini bir "yara izi" olarak tanımlayan anneanne bilgeliği, metnin merkezindeki o onarılmaz boşluğu şiirsel bir zemine oturtuyor. Bu metafor, fiziksel yokluğun evrensel bir acıya dönüşmesini sağlıyor.
Aradaki biyolojik isimlendirmeyi aşarak ona "annem, babam, her şeyim" demeniz, kaybın sadece bir akraba kaybı değil, bir kimlik ve sığınak kaybı olduğunu çok net hissettiriyor.
İnsanın kendi ruhunda "mülteci" kalması tasviri, aidiyet duygusunun yitimi üzerine söylenmiş en güçlü ifadelerden biri. Dışarıdaki dünyaya yabancılaşma, yasın en yalın haliyle betimlenmiş.
"narkozun bitişi" vurgusu, gerçek acının kabulleniş aşamasında nasıl taze ve keskin kaldığını gösteriyor.
<...
33 sene etrafına ışık saçan ve halen saçmaya devam eden bir insanın simsiyah olabileceğini düşünemiyorum. Sadece olsa olsa o kapı üzerine kapandıktan sonra üzerine siyah elbiseler giymiş ve o elbiseleri hiç çıkarmamıştır ama her türlü ahval ve şeraitte kendisini yakma pahasına etrafına ışık vermeye devam etmiştir üzerindeki siyah elbiselerle.
Ben böyle düşünüyorum ve Anneannenize Allah'tan rahmet diliyorum.
Selam ve saygılar.
Çok Kıymetli Sami Hocam; tarihin tozlu raflarıyla Bakırköy banliyö hattını aynı vagona bindirmek müthiş bir maharet; ancak siz başarırdınız bunu bence. insanın "sahiden, o ilk kelime neydi?" diye sormadan edemediği, merakı diri tutan şahane bir başlangıç olmuş. Bölümleri bekleyeceğim hevesle. Aşk ile eyvallah.
Vatan savunması kadınsız olur mu?
Tarih örneklerle dolu.
Yüreğinize sağlık
Saygılar