Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet 1 Online Üyeler

Mikdadi Şiirleri, Denemeleri ve Hikayeleri - 1772 Eser

  • Pano
  • Hakkında
  • Yazıları 1772
  • Yorumları
  • Kalem Dostları
Yükleniyor...
Yükleniyor...
Aldırmazlık!
Şiir 187 14.04.2026
Çöl Aslanı Fahreddin Paşa,
Şiir 141 04.04.2026
Bildiğini Söyler! (Öğüt)
Şiir 150 01.04.2026
Eskiden Biz!
Şiir 155 06.03.2026
Allah, Allah Seslerini Duyunca!
Şiir 152 02.03.2026
Ramazanı Karşılarken
Şiir 290 17.02.2026
Hali Pür Melalimiz!
Şiir 265 04.02.2026
Reis!
Şiir 245 20.01.2026
Uşağım
Şiir 243 10.01.2026
Cennetlik, Cehennemlik
Şiir 241 08.01.2026
Enflasyon!
Şiir 335 30.12.2025
Unuttuk!
Şiir 295 28.12.2025
İnternet Aleminde Bazıları!
Şiir 301 24.12.2025
Acayip Bir Çağdayız!
Şiir 387 18.12.2025
Bir Delinin Hutbesi!
Şiir 249 31.10.2025
Aldanan Olduk!
Şiir 368 07.09.2025
Uşağum 20. (Yerel)
Şiir 405 17.08.2025
Kendini Geliştir
Şiir 320 20.07.2025
Ey Allah’ım!
Şiir 313 19.07.2025
Fani Dünya!
Şiir 329 17.07.2025
Değilim!
Şiir 285 06.07.2025
Kaybedenler!
Şiir 305 08.06.2025
Kardeşlik Can Çekişiyor!
Şiir 546 18.03.2025
Ramazana Yetiştik!
Şiir 338 28.02.2025
Gurbetçinin Hali Ahvali
Şiir 468 04.11.2024
İfşa Etmek Ne Demek?!
Şiir 506 10.10.2024
Sosyal Medya Virüsleri!
Şiir 408 07.10.2024
Hal-ü Pür Melalimiz…..!
Şiir 485 23.09.2024
Maneviyat Bitti…!
Şiir 571 22.08.2024
Hal-i Pür Melalimiz…!
Şiir 505 17.08.2024
Sayfa 1

Mikdadi - Şiirleri, Denemeleri ve Hikayeleri

1954 yılı Şubatın 20 inde dünyaya geldim.


5 yaşındayken Rahmetli dedem beni ilkokulun etrafında gezdirirken öğretmene, bu çocuğa bakar mısın ben bir camiye gidip geleceğim, burada amcaları ile kalmasına müsaade eder misin deyince, o da hay hay demiş. Kazım Kaya idi o zaman bizim köyün öğretmeni. Amcalarım Muzaffer, Habip ve Rahmetli Şişman ilkokula gidiyorlardı. Çocuk aklımla beni okula yazdılar sandım o kadar sevindim ki… Geçtim bir masaya oturdum ve sesimi çıkarmadan onları dinlemeye başladım.

O gün okul bitmişti. Zaten öğleden sonra idi. Ertesi gün sabah kalktım, anneme "ben okula gideceğim" o da "yavrum sen daha küçüksün senin iki senen daha var" dedi. Ben ona "dedem beni okula yazdı öğretmen bana bir yer gösterdi oraya oturdum ve bu gün de gideceğim" dedim ve okula gittim. Öğretmen yaramazlık yapmadığımı görünce çocuk heves etti ne olacak otursun, aksilik yaparsa evi yakın gönderirim şeklinde düşünmüş olacak ki bana bir şey demedi.

Böylece her gün okula gidip gelmeye başladım… Ve karne tatili gelince ben hariç herkese karne verilmiş tabii olarak. Bana karne verilmeyince ağlamaya başladım. Kazım Öğretmen "neden ağlıyorsun, sen kayıtlı değilsin" deyince ben de "kaydet o zaman, sen öğretmen değil misin? " dedim çok güldü ve bana "Eğer ismini şu kâğıda yazarsan seni kaydedeceğim" dedi, çok sevindim ismimi yazdım ve alfabeyi ezberden okudum. Birkaç sınıf bir arada aynı ortamda ders yaptığından ikinci sınıfın konularını da dinlemiş ve şiirlerini ezberlemiştim. Bunları da anlatmaya başlayınca merak etti ve bana bir toplama işlemi sordu. Ben de hemen o toplamayı yaptım ona dedim ki "ben çarpım tablosunu biliyorum" ve ezberden okudum. Defterimizin arkasında yazılı olduğu için bir kaç kerre okumuş ve ezberlemiştim

Bunların hepsi birinci dönemde olmuştu yani ilk karne tatiline kadar. Böylece ilkokula 5 yaşında başladım ve 10 yaşında bitirdim ancak diploma merasiminde sorun çıktı; yaşım tutmuyor diye öğretmen bana beklemen lazım, 12 yaşında olduğun zaman gelirsin diplomanı alırsın demişti. Halbuki ilkokulu birinci bitirmiştim ve o zamanlar pekiyi ile diploma almak herkesin karı değildi. Sınıfımızda iki kişi pekiyi ile geçtik; biri bendim diğeri ise Ahmet Ağrali, onun da kafası matematikte süperdi. İstemeyerek de olsa öğretmen diplomamı vermek mecburiyetinde kaldı.

Babam beni ortaokula yazmadı çünkü küçüktüm ve yollar uzun demiş bu işten çekinmiş. O zamanlar herkes okumanın ne olduğunu bilmiyordu. Beni hafızlığa verdiler. Hafızlık yaparken okumaktan çok kaçardım bunun sebebi ise gözlerim yakını görmüyordu ve bunu ben dahi anlayamadım. Hocam anlayamadı, biraz okurdum kafam karışırdı sağa sola bakmaya başlardım. Benim için bu çocuk haylaz tembel okumak istemiyor elinden geldiği kadar bu işten kaytarmaya bakıyor derlerdi, ama bir kere karar verildi Mikdat Hafız olacak… Her akşam ders vermeye giderdim, ben okurdum hoca düzeltirdi ben okurdum hoca düzeltirdi derken ağzından kaptıklarımla hafız oldum. O da ben sanki kör okutuyorum diye yakınırdı. Hafızlık bitti, arapça öğrenmek için Çaykara Kur'an kursuna yazıldım, orada da aynı sorun ancak işi çaktırmadım hocamı dikkatli dinlerdim ve verdiği dersi o anda öğrenmiş oluyordum.

Üç sene devam ettim ve askerlik vakti geldi askere gittim, 1976'nın Şubatında askerliğim bitti ve mart ayında babamın isteği ile Hollanda'ya geldim. Burada Rahmetli Ahmet Amcam bana iş bulmak amacıyla bir kaç fabrikaya götürdü ancak "bunun lisanı yok, olsa işe alırdık" dediler. Bu olay bende yabancı dil öğrenme şevkini artırdı. Amcama "onlara söyle eğer lisan öğrenirsem beni işe alacaklarına söz verirler mi? " dedim. Onlara söylemiş onlar da gülerek tabi dediler. Ben amcama dedim ki "şu kâğıda bu beyefendi ismini, telefonun yazsın ve sana söylediklerini de buraya yazsın ben lisan öğrendiğim zaman onu arayacağım." O da memnuniyetle dedi ve eğer sen yeteri kadar Hollandaca öğrenirsen ve bizim o anda işçiye ihtiyacımız olursa seni işe alacağız diye yazdı ve beni savdılar.

Bu arada gözlük aldım, bana yeni bir dünya açıldı artık… Okumaya doymuyorum, elime ne geçerse okuyordum... Hollandaca öğrenmeye başladım; elime geçirdiğim Hollandaca Türkçe sözlüğü sahife sahife a dan z ye kadar 20 günde ezberledim. Bir nevi hafızlık yaptım, kırk günde Hollandacayı ana dilimden daha zengin bir kelime haznesiyle öğrendim. Artık okuyorum, yazıyorum ve konuşuyorum. Derhal o iş yerine gittim o Hollandalıyı buldum ve Hollandaca öğrendiğimi söyledim ve bana yazmış olduğu kâğıdı verdim. Adam inanamadı bu imkânsız demişti. Olamaz geçen buradaydın tek kelime bilmiyordun şimdi ise her şeye cevap verebilen konuşan birisin nasıl oldu? Ben de ona hafızlığı anlattım, nasıl hafız olunur ve nasıl ezberlediğimi, yine inanmadı. Ben ona şuradan yazmış olduğun bir yazı, bir bildiri bana verir misin dedim. Ne yapacaksın dedi. Sen ver dedim, o da verdi elime aldım şöyle iki kere okudum bir de göz geçirdim ona verdim ve dedim ki o verdiğin kâğıdı istersen yırt at ben onu ezberledim, hadi söyle bakalım dedi ben de ona onu okuyunca beni tebrik ederek işe aldı. Bana tahsilin ne dediler ben de utancımdan ortaokul mezunu dedim, ilkokul diyemedim. O halde sen liseye kaydol gece okulu üç yılda bitirirsin. Kayıt oldum bir ay sonra bana sen yanlış sınıfa kaydoldun, ikinci sınıftan başla dediler. İkinci sınıfa taşındım, iki ay sonra bana sen bu sınıfta her şeyi biliyorsun sen son sınıfa devam et dediler. Hülasa bir senede liseyi bitirdim. Bu arada İngilizceyi de öğrendim.

Artık insanlara fahri tercümanlık yapıyordum ve ara sıra da masraflarımı çıkarıyordum. Böylece Hollanda'da hem çalışıyor hem de birçok alanda sosyal faaliyetlere katılıyordum. 1991 yılında üniversiteye kaydoldum. Sıhhatim elvermediği için bitirmeye bir yıl kala bırakmak zorunda kaldım.

1977 yılında evlendim. Üçü kız, ikisi erkek beş çocuk sahibiyim. Çocukların hepsi Hollanda'da doğdu.

Şiir yazmak benim hobilerim arasında, küçük yaştan beri yazıyorum Türkiye de beni tanıyan çok şair arkadaşlarım var devamlı yazışırız

Mikdat BAL
20 Mart 2005 Hollanda

Mikdadi, EdebiyatEvi'nde 1772 eser paylaşmış yazardır. 1765 şiir, 1 deneme, 4 hikaye, kaleme almıştır.

Son Eserleri