KAHIR MEKTUPLARI
2
Arkası gelmez bir
aldanışa,
Kendimi
inandırıyorum her gün yeniden.
Benjamin Button’a
benziyorum bazen,
“Elbet bir gün
buluşacağız ”diye,
Söylenirken Zeki
Müren.
İçimde rotasız bir
gemi ile
Şiir tortularında
yitip gidiyorum…
Uzak…
Bilinmez bir
iklimde,
Zamanı
kaybedenler oturuyor,
Köhne köşelerde…
Azrail uğramaz
sanıyorlar,
Her sarsıldığında
toprak,
Nasılsa kurbanını
kendi seçiyor…
Kendine kör
bakışlar içindeyim,
Kalbimin mercan
kayalıklarının üstünde,
Yetim türküleri
söylüyorum.
Kör kütük
devrilirken mesafeler,
Kanadıkça yüreği
anlıyor insan,
“Gözden uzak olan
Gönülden uzak…”
Bazen sensizliğini
düşünüyorum,
Her aykırı fikrin
derinliğinde,
Gelesi yok oluyor
korkuların,
Kağıtların
anlamadığı,
Kalemin
yazamadığı şeyler geçiyor aklımdan.
“Vefa”denen
boyunduruğa,
҂ileӍekerek
katlanıyorum…
Artık her kavuşma
bir idam sehpasıdır,
Zamana vurulan
cenderedir bana İstanbul.
Ezgisinde yiten umutlarını
çiğnerim sokaklarında,
İçinde günbegün
doğup duran acılara mirasçı.
İçim ölü insan
mezarlığı,
Sen öldüğünden
beri,
Herkes öldü
içimde…
Gökyüzünden suretimize
inen zebaniler var,
Ruhumu cehennemimde
kabzediyorlar,
Ruhlarımızın gölgesinde
yitiyor isyanlarım,
Mozart’ın
kırkıncı senfonisinde,
Tükeniyor anlatacaklarım.
Soğuk bir
tebessüm bırakırken, kalbime bakışların,
Yıkılıyorum artık
taşımıyor ayaklarım…
Âdem Efiloğlu