Mutluluk Nedir
MUTLULUK NEDİR
Sokakta yürüyorsunuz, bir
mikrofon uzatıyorlar size. Ve kamerayı da görüyorsunuz, anlıyorsunuz ki bunlar
TV görevlileri.
Soruyorlar size:
-Mutluluk nedir? diye. Eminim her kişi farklı
cevaplar verecektir.
Doğrudur,
bu kavram da kişiden kişiye değişir. Çünkü kişilerin sahip oldukları şeyler
veya beklentileri farklıdır.
Altın
kafese konulan bülbül "ah vatan, ah vatan" diye ötermiş. Onun
istediği, onu mutlu kılacak şey sılası yani özgür yaşadığı ortammış.
Evinden,
mecburen bir süre ayrı kalan genç için ailesine, anne-babasına ve kardeşlerine
kavuşmaktan daha büyük mutluluk olabilir mi?
Bir
bebek için mutluluk anne kucağı, bir aşık için sevgiliye kavuşma, borçlu bir
aile reisi için borçlarını kapatmış olmak, işsiz için iş, öğrenci için istediği
eğitim kurumuna yerleşmek, fakir için zengin olmak, hasta için iyileşmek,
kiracılar için ev sahibi olabilmek, daha örnekleri çoğaltabiliriz mutluluk
için.
Ama
bilinen şeylerden bahsetmeyeceğiz. Büyük şeylerden herkes mutlu olur, önemli
olan küçük şeylerden mutlu olabilmek.
Örneğin
kişi kendisini ikinci planda düşünüp, başkalarının mutlu olmasından dolayı
"mutlu olabiliyorsa" ben şapka çıkartır, alkışlarım.
Mutluluk
nerede başlar? Bana göre kalpte ve gözlerde, bakışlarda...Bulaşıcıdır adeta.
Size tatlı tatlı bakan bir çift gözden etkilenmez misiniz? İyi niyetli bir
cümle söz de, bu psikolojik tabloyu tamamlayacaktır.
Pozitif
olmak ve mutlu olmak, birbirlerinden ayrılamayan kavramlar. Pozitif kişiler
genelde zaten mutludurlar, mutlu kişiler de pozitif bakarlar yaşama, her
şeye...
Mutluluk,
peşinde koştuğumuz "hayallerimiz" olmamalı. Belki hiçbir zaman
ulaşılamayacak şeyler olabilir. Hani ütopya diyorlar ya. O zaman gerçekleşemeyen
hayaller, mutsuzluk verecek. Hayalleri bırakalım bir kenara, ama onları
"tasarı ve plan" moduna alıp, buzdolabına koyalım ve beklemede
olalım.
Şu an
mutluluk "elimizde olan şeyler, sahip olduğumuz şeyler" olduğunu
okudum. Düşününce gerçekten sahip olduğumuz evimiz, ailemiz, Vatanımız,
sağlığımız, evlatlarımız, tırnaklarımızla oluşturduğumuz imkanlarımız,
ailemizin kolay koparılamayacak kadar güçlü sevgi bağları...
Tüm
bunlar mutlu olmaya yetmez mi?
Ulaşamayacım
şeyleri düşleyip mutsuz olmaktansa, elimdekilerin kıymetini bilerek mutlu olmak
daha kolay. Polyannacılık değil bu, bir mantık ürünü bana göre.
Hiç
unutamadığım mini bir hatıram var, paylaşmak istiyorum sizlerle.
O günün
akşamı salonda düğünümüz var, evleniyorum, yuvamı kuruyorum. Öğleden sonraydı,
ev kalabalık. Büyük yengem bana "kızım bak gelin oluyorsun, bundan sonraki
yaşantında sakın ola ki yukarılara bakma, hep ayak uçlarına bak" demişti.
Yani kendinden kötü durumdakileri gör de şükret demek istiyordu. Öyle ya, çok
çok iyi durumdakileri görerek mutsuz olmak da vardı.
Sözünü
tuttum, mütevazı düşündüm. Bu düşünce sistemi beraberinde pozitifliği
getiriyor. Şu andaki sahip olduğum ruh halime de şükrediyorum. Şükretmek bana
göre mutluluğun farklı bir ifadesi.
Benden
küçüklerin ablası, çalışma yaşamına yeni başlayanların anneleri olmaktan keyif
alıyorum ve onlara diyorum ki: İstekler sonsuzdur, elimizdekileri fark edip,
onlarla mutlu olalım.
En
değerli şeyimiz, ailemiz, sağlığımız, işimiz, onurumuz. Kaybedildiğinde telafisi
kolay kolay mümkün olmayan şeyler.
En
kıymetli mücevheri lütfen görelim:YUVAMIZ. O yuvayı yapmak çok zor, yıkmak ise
pek kolay.
Sonsuz mutluluklar sizlerin, hepimizin olsun.
Selam sevgi saygılar
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.