ömrü hayatımda ikdiba o ğün

camiden başga yerde de

ülöküs[1] yandığını gördüm

garannık basdıgdan çok sonura çıkdık nekdapdan

terefiden da(ğı)lıyo ğibi..

tenefis etmeden sahatlarca...

 “-annadınız mı?”

“-evet”

“-annadınız mıııııııı?”

“-evet  ö(ğ)retmeniiiim”

“-yaarın gör(eceği)cez bakalım” diye

kafasını salladı kaşlar tefa

 

her ihtimale karşı bir sıra dayağından geşdik..

yetmedi yaşından

uzunundan

zertinden

galınından

hemi söğüt, hemi de gavak dalı  kesdirtdi

mahanaya filen gerek duymadan bi-kaş gişide denedi

bazılarına bireş daha  şiddetli oldu emme

olacağ o gadarlık

dünden ırazıydık valla

valla billa şartlar şartossun

 

sonura öretmenimiz birden durup; annını şamarladı

“heyvaaah” dedik, hep birlik

“kimin o(ğ)lusunuz”

“kimin gızısınız” derse ne deceniz

“sen” dedi

Sâdet

“-bobamın oluyun”

tam gafasına “eşek daya(ğı)”nı indirceğdi ki, vazgeşdi

Hariye

“-bobamın gızıyın”

Sevim

“-muhtar Gara Amadın gızıyın”

melat da onara uydu

“-gayfacı Alibe(y)nin gızıyın”

Şayetse

“Devriş’in kızıyım”

 

adamın yüzünde en ufak bi memnuniyet yok

bilemediler demek ki

belli belli besbelli..

maazallah sıra gelir

bana sorarsa hazırlandım

“dedemin o(ğ)luyun” decen

 

 

 

birden yumuşadı adam…

yazzık, valla!

insanın içi “cız” ediyo acıyoru töbossun

zavallı o gızgıyla sıra dayağı atmaktan

birilerini, özellikle daha çok dövmekten

horsasını alamayıp

hazırolda bekledip de gerneşip arkadan

haşin bir tepmeyle kıçüstü düşürmekten

vazgeçti,

 

daha evel hiş duymadığımız ve hatda

ona hiş yakışmayan çok yımışak bir sesle

“arkadaşlar”

hidayete mi erdi ne..

acaba muhtar mı geldi

yonusa bekçi mi

candırma mı geldi

öle ya hu fakıt olmuş

analarımız-bobalarımız mı göründü

acabına ola herkeşin dede-ebesi,

köylü basgına mı geldiydi ki

bi tefa kesin Felek Haceri

Dal Güllü, Mevevşe

çocukları olsaydı Deli Gelin

hayırdır işallah..

“madem öyleyse her gün gelseler ya”

emme Deli Mamıt da gelir

“eti senin kemiği benim Hoca” der

 

neyise gısa kesen adamcaz yımışacııık

“-arkadaşlar..

çocuklar,

babanızın adını söyleyeceksiniz

muhtar,

bekçi,

çoban yokk!!

muhtar değil.. Ahmet Altınay

bekçi değil, Bayram Çay

Yan Efe olmaz, Mustafa Alacan

hademe değil.. Gafar değil.. Hasan Küçükçapraz

Akmemedin İbirem değil… İbrahim Karakurt

Bobuş değil.. İsmail Kirpi,

Mamaş değil Halil Gökaslan

Topal Ismayıl yok.. İsmail Avcı

Akgulak değil, Osman Sümbül

Semerci değil, Mustafa Şen

Dal Memet değil, Mehmet Yıldız

Goziroğlu olmaz, Ramazan Çay

Macaroğlu olmaz, Abdullah Çark,

Macar Apdıllası yookk, Abdullah Çark

tamam mı Halil!

“-evet örtmeniimm!!”

 

vay anasına

 ne zaman öğrenmiş herkesi biliyor vallaha

“hemi de adamların soyadını nerden biliyo kii”

bana bakdı

Hacımemetolu Hacımemet değil Yıldırım Çelikli

tamam mı ibirahim”

hiç düşünmeden

“-evet öğretmenim”i yapıştırdım

sonura kendi kendime

“Allah Allah niye ki dedim

Ildırım da ne ki..”

adam essah demiş, öleymiş

bobamın adı Yıldırım’ımış..

 

nayetinde kime cepdelinen işaret ettiyse

kitap harfleriyle bobalarımızın adını dedik

bobamın adı Hacı Mehmet değildi

Yıldırım Çelikli,

Cavidin

Mehmet Yıldız,

Irafiyenin

Mustafa Şen!

yıllardır semerci aşşa

semerci yokarı

hakket len gozir, gucur ne ki

anam tembihlediydi

“avilden emmi olmaz

arif emmi deycen”

niye?

ne bileyin ben..

 

neyse sadede gelelim

işin aslı ne yaparsak yapalım,

            ne edersek edelim

ne cevap verirsek verelim

müettiş gadak her şeyi bilebilecek değildik

naçar daha sert bir sıra dayağından geçecektik

ben bilsem başgası bilemese de

köylük yerde bu böyle

“Cöbe, Keklikolu, Çolak Mercen

ne ğözel şe(hi)re göşdüler

çocukları gurtuldu müetdişden

hinci ben bobama ne deyen

ne hayır bekler ki köyden

neye gorkar kı şeerden”

 

 

 

 

 



[1] ülöküs / löküs : lüks lamba, daha parlak ışık veren aydınlarma cihazı

( Köy İlk Okulunda 2-lakaplar başlıklı yazı İ.ÇELİKLİ tarafından 12.11.2013 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu