Vazgeç Hülvani Hocam...
Bir hasta arasalar
ölüler taburuna
Bu garibi bulurlar sıranın en başında.
Biletim çoktan hazır mahşerin vapuruna
Hiç umurumda değil, kim, neyin telaşında.
Ecel, ölüm işine bir Azrail bakıyor
Hasta olan dost için duadır ilacımız.
Haksız olan her sitem yüreğimi yakıyor
Az olsa da katlanıp, çoğalıyor acımız.
Zül olur kalemime bir tek gönül incitmek
Haddini aştığında ucunu kör ederim.
Gâye hiç hak yemeden ukbâya çekip gitmek
Mesleğimiz çobanlık; hep nefsimi güderim.
Şayet duysak ki bir dost, gücenmiş sözümüzden
Gönlünü almak için hazırdır özürümüz
Bir milim sapsak dahi aslımız, özümüzden
Hüzzam çalar sazımız, dinmez teessürümüz.
Hatamızı görene demeyiz ki "aldırma"
Urganı boynumuza elimizle takarız.
Dilime nasihatım; "sözü kire daldırma!
imtihan yeri bu han, ikimizde çakarız!"
Şiir kalplere köprü; tek arzu, heves selam
Bin tebessüm sığdırdık; her heceye, cümleye
Bir dost cihâna bedel! Parolam bu vesselam
Sürç-ü lîsan ettiysek, tekme vur iskemleye!
Dur! Acelen ne öyle? Hani yensiz yeleğim
Yaftayı tak boynuma, herkes bilsin ne hatam.
Hem daha sorulmadı, son arzum son dileğim
Bu kez de kıyma bana; vazgeç Hülvani Hocam! :))
Mecit Aktürk
Bu şiirin hikayesi:
ilham
olan cümle;
Muhterem
Mecit kardeşim bizi yola vermiş. Hastaları ölüler taburuna erkenden koyumuş.
Hülvani BASTUG