Şiir Tahlili Nasıl Yapılır Bilmiyorsanız Öğrenin
Tam on
kıta şiir yazıyorum ve o
şiirime gelen yorumlardan biri şu:
Akıcı anlatımı ve kurgusuyla güzel
bir dize okudum.
GÖNÜL DOSTLUĞU HAKKINDA YAZILAN ŞİİRİ KEYİFLE
OKUDUM.
Kutlu dileklerimle.
Çok Beğendim.
…………………. Saygı ve Selamlar…
‘’Aaaaa benim şiirime
de aynı yorum
yazılmıştı’’ Dediğinizden adımın
Sami olduğu kadar
eminim)))))))
Evet adımdan eminim.
Pek çoğunuzun şiirine
aynı yorumun yazıldığından, daha
doğrusu kopyalanıp yapıştırıldığından da
eminim ama şimdi
emin olamadığım bir
şey var: Ben
on kıta yani
toplamda kırk dize
mi yazdım yoksa
tek bir dize
miydi tüm yazdıklarım?
Yahu hakikaten dize ne? Aman
Allah’ım yoksa ben farkında
olmayarak bir sürü laf
ettiğim halde ve
ettiğim lafların toplamda
kırk dize olduğunu
sanırken sadece bir
dize mi yazmışım?
Hımmm biraz daha
çalışmam gerekiyor demek
ki. Ama öte
taraftan yine de
takdir edilmişim. Öyle
ya sayın eleştirmen
o bir tek
dizede anlatımımı akıcı ve
kurgumu güzel bulmuş.
Dize sayısını da
biraz çoğaltırsak bayağı
bayağı şiir yazmış
olacağız.
Mesela 40 kıta
bir dize ederse
demek ki kırk
dizelik bir şiir
yazmam için 40x40=
3600 kıtalık bir
şiir yazmam gerekiyor.
Eh o kadar
da zor değil
aslında.
Ve en
güzeli de aşırmasyon şiirleri
hicveden bir şiirde
değerli eleştirmenimizin gönül
dostluğu hakkında bir
şeyler bulup keyifle
okuması (!)
****************************************************************
Evet efendim. Bu
girizgahtan sonra ana
konumuza geçelim: Yani
şiir eleştirileri…
Sitedeki şiir bölümünde
ne diyor: ‘’Okuduğunuz
şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?’’
Kim istemez ki? Hele
de ben bayılırım
düşüncelerimi diğer okuyucularla
paylaşmaya.
Bayılırım derken öyle
kendi isteğim ile
bayılmam.
‘’Arkadaşım ! Bu şiirinin
falanca dizesinde hece
sayısı eksik ya da
fazla olmuş. Bak
şu mısralarda da
kafiyeyi tutturamamışsın.
Arkadaşım ! Redif, kafiye
değildir. Serbest şiir aklına
her geleni yazmak
değildir. Şiirde bir
bütünlük olmalıdır. Anlaşılır
olmalıdır şiir’’ Gibilerden
yorumlar yazarım bazen.
Eh sen misin böyle
yazan en hafif
ifadeyle ‘’He sen
çok biliyon ‘’ şeklinde,
orta ağır bir
ifadeyle ‘’ Ukala, kendini
beğenmiş’’ olarak ve 9
şiddetinde bir depremle
karışık ‘’ Ulan
sen kimsin? Ben
şiir diye seni
sı.arım’ şeklinde salvolarla bayılmış
olurum.
Peki yaptığınız yorumdan
sonra bayılmamak için
ne yapmak lazım?
Bence -
biraz zahmetli de
olsa- şiir eleştirisi
yapacağımıza şiir tahlili
yapsak ha. Ne
dersiniz?
O halde gelin
başka arkadaşların değil
doğrudan doğruya kendi
şiirlerimden birini ele
alarak bir şiir
tahlili nasıl yapılır
onu anlatmaya çalışayım.
Şiirin tamamı oldukça
uzun olduğundan sadece
bir kısmını alıyorum.
LÜKRESYA
Sen miydin kargalar teşrik-i mesaiye başlamadan gelen?
Omurilik soğanımı tarlaya göm ki bitmeden yesin doğanlar.
Her şey zıvanadan çıktı Lükresya
Lahuti karanlıklar içinde yankılanırken ayın doğum sancıları.
Geldi çattı yine vakt-i kerahet.
Amipler feryat figan, terliksiler zikirde.
Maydanozlar boynun büktü Lükresya.
Derlerdi ki ‘’kefenin cebi olmaz.’’
Neden suda boğulmaz hiç balıklar…
Varsın bu sefer de üç nokta olsun soru işareti yerine.
Yakındır Deccal’ın gelmesi nasılsa.
Terzi gömlekleri dikti Lükresya.
ŞİİR TAHLİLİ:
ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNEDEN İNCELENMESİ:
Sizler ‘’Biçim’’ mi ‘’ Biçem’’
mi tartışması yaparken
hemen başlayalım şiiri
tahlil etmeye. Bakalım kanında
şeker, idrarında üre,
böbreklerde taş var mı?
A) ÖLÇÜSÜ: Şiir görüldüğü
gibi on birli
hece ölçüsüyle yazılmış. Şair, ara
sıra ölçüsüzlük, edepsizlik ve
seviye düşüklüğü sapıklığına
duhul eylemiş olsa
da bu şirin durakları vardır ve o duraklar : Kadıköy, Haydarpaşa,
Göztepe, Yenisahra, Batı Ataşehir
, Soyak - Yenişehir olarak
sıralanmıştır.
Redif derseniz Hak getire. Hak
da getirir mi
bilinmez elbet. Hüda’nın
hikmetinden sual olunmaz.
Ayrıca redif dediğin
şeyin şiirde ne
işi var? Redif
dediğin kışlanın önünde
olur. Aynen şöyle:
Kışlanın önünde REDİF sesi
var.
Açın çantasını, bakın
nesi var.
Bir çift
postal ile, bir
de fesi var.
Ano Yemendir,
Gülü çemendir
Giden gelmiyor,
Acep nedendir.
Yani şiirde redif
olmaz esasında. Redif,
kışlanın önünde olur.
İçine bile girmez.
B) NAZIM ŞEKLİ: Nazım şekli olarak
çok nazlı bir
şekli olduğunu söyleyebiliriz. Çok nahiftir. Yüzüne üfürseniz
anında nevazil kapar.
O bakımdan lütfen
sevin ama öpmeyin.
C) NAZIM BİRİMİ: Şiirin nazım
birimi ‘’ Nihansın dideden
ey Mest-i NAZIM
‘’ birimidir. Bu birimde oldukça faideli
hizmetler verilmekte olup
kısaca NAB olarak bilinir
bu birim.
D) BİRİM SAYISI: Bu birim
pek çok alt
birimlere ayrılmıştır tabii
ki. Mesela ‘’ Yüreğine Sağlık’’ Birimi, ‘’ Kalemin
Susmasın’’ Birimi, ‘’Tebrikler’’
Birimi, ‘’ Çok beğendim’’ Birimi
gibi. Bu birimler
içinde en tehlikelisi
‘’ Yüreğinden öptüm’’
Birimi olup insanlar hakkında
iyi niyet beslemedikleri gün
gibi aşikardır. Zira bir
insanın yüreğinden öpmek
için göğüs kafesini
yarmanız gerekir her şeyden
önce. ‘’Yüreğine sağlık’’ Birimi
ise iyi niyetlidir.
En azından sizin
kalp sağlığınız için
duacıdırlar.
Ç) UYAK DÜZENİ: Efendim,
uyak düzeni şu şekildedir:
-----a
-----be
-----ce
-----de
-----e
-----fe
-----ge
-----Yumuşak ge
-----he
-----ı
-----i
-----je
-----ke
Görüldüğü üzere bu
şiirde çeyrek, yarım,
tam, Cumhuriyet, Reşat,
Hamit olmak üzere kafiyenin
bütün çeşitleri kullanılmıştır.
D) SÖZ
SANATLARI:
‘’Sen miydin kargalar teşrik-i mesaiye başlamadan gelen?’’ Mısraında şair
aslında gelenin kim
olduğunu biliyor. Öyle
ya şair kör
değil. Koskoca Lükresya’yı
görmüyor mu inek? Ama
mahsustan bilmezlikten geliyor fakat tabi ki
yemiyoruz bu numarasını ve anlıyoruz
ki bu dizede Cühela-i
Ârifân san’atı var.
‘’ Omurilik soğanımı tarlaya göm ki bitmeden yesin doğanlar’’ Mısraında ise
şairimiz Cevriye yapmış.
Bitmeden yesin doğanlar?’’
Doğan hem bir
yırtıcı kuştur, hem
de yeni doğan
çocuk anlamımda kullanılmıştır. Bir
kelimeyi iki değişik manada
kullanmaya Cevriye denir.
‘’ Lahuti karanlıklar
içinde yankılanırken ayın doğum sancıları’’
Mısraında ise Cehaletü’n
Zırva San’atını görmekteyiz.
Ay hiç doğum
sancısı çeker mi deyno?
‘’Geldi çattı yine vakt-i kerahet.’’
Burada tesbih sanatı
var. Zira ‘’Kerahet vaktinde
vakit namazı kılınmaz
ama tesbih çekmekte
bir mahsur yoktur’’ denmek istenmiş.
‘’ Amipler feryat figan, terliksiler zikirde.
Maydanozlar boynun büktü Lükresya’’
Kesinlikle sürrealizm var.
Aksini iddia edeni
vururum
‘’ Yakındır Deccal’ın gelmesi nasılsa. ‘’
Burada ise kehanet
san’atını görmekteyiz ki
buna ‘’ Müneccim
parmağı yemek ‘’ de denir.
ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
Bu şiiri
iç-erik yönünden incelemek
için önce erik
çeşitlerini bilmemiz lazım.
Öyle ya hangi
eriğin içi yönünden
inceleyeceğiz değil mi?
O halde
sayalım erik çeşitlerini
1- Can
Erik 2- Papaz Eriği 3- Mürdüm
Eriği 4- Malta
eriği 5- Crimson
Glo 6- Obilnaja 7- Red
Beauty 8- Black Star
9- Quens Rosa 10- Fortune
11- Diamond 12-
Autumn Giant 13- Ttracy Sun
14- Friar 15- Angeleno.
Daha bir
sürü erik var.
Yukarıdaki şiir dikkat
edilecek olursa papazvari
bir özellik taşımaktadır.
O halde iç-erik
yönünden zengin c
vitaminine sahip, antioksidan
özelliği ile sağlık
açısından oldukça faideli
papaz eriğidir bu
şiir. Ayrıca papaz
eriğinin rakıcıların en
sevdikleri mezelerden biri
olduğunu da göz
ardı etmemek lazım
bu şiiri tahlil
ederken.
Nitekim şiiri derinlemesine
irdeleyecek olursak şairin
bunu ayık kafayla
yazmadığı kesin bir
gerçek olarak karşımıza
çıkmaktadır.
ŞİİRİN ANLAM AÇIKLAMASI:
Yine de şairin bu şiirde anlamsızlığın anlamını bizlere oldukça anlamlı bir şekilde duyumsattığının sanrılarını oldukça poligrafik ve pornografik bir şekilde aktardığının varsayımsalı ile devinim yapma imkanını buluyoruz.
Peki şiir bize ne anlatıyor? Yani Şair bu şiirinde ne demek istemiştir:
Şair bu şiirinde kısaca
We are the world, we are the children
We are the ones who make a brighter day
So let's start giving
There's a choice we're making
We're saving our own lives
It's true, we'll make a better day, just you and me
Yani:
Hepimiz kardeşiz bu öfke ne diye
Yaşamak dururken bu kavga ne diye
Dağlar oy oy yollar oy oy
Dağlar oy oy yollar oy oy
Kardeş oy oy
Demek istemiştir.
ŞİİRİN TEMASI:
Her ne kadar şair hakkında mobbing davası açılmış ise de ( Yani taciz davası) Zavallının hiç kimseye en ufak bir teması olmamıştır. Bizzat ben şahidim. ‘’ Bu herif benim kalçalarımı elledi?’’ Diye şairimiz hakkında mobbing davası açan kadına sormak lazım. O kalçalar ellenmez de ne yapılır? Hal böyleyken zavallı şairimiz nefsini ayaklarının altına almış ve hiç bir teması söz konusu olmamıştır. Lütfen boyalı basının yalan ve aspargas haberlerine kulak asmayın. Ekmek musaf çarpsın ki şairimiz masumdur. Bir temas kesinlikle söz konusu değildir.
METİN VE ZİHNİYET:
Metini iyi tanırım. Herifin zihniyeti fena halde bozuktur. O bakımdan belediye başkanlığı seçimlerinde sakın oy filan vermeyin gavata. Bunun babası da böyleydi. Herif ‘’ Ben seçilirsem şehrimize Deniz getireceğim’’ dedi. Biz de oyları ona verdik, herif seçildi. Sonra ne oldu? Gitti Denizli’den Deniz adında bir hatun getirdi. Ondan sonra al takke ver külah bu Deniz’le…
Oğlu Metin de babasının kopyası ‘’ Oylarınızı bana verin ağzınızın içine tuvalet yaptıracağım’’ Demesinden belli herifin zihniyeti.
Kısaca Metin denen herifte zihniyet denen şey nanay. Aman gözünüzü seveyim. Oy moy vermeyin o herife.
ŞİİR VE GELENEK:
Şiirimize tekrar dönecek ve bu şiirin nasıl bir geleneğin ürünü olduğuna bakacak olursak karşımıza tek bir gelenek değil pek çok gelenekler çıkar. Mesela:
1- ‘’Ben yüreğimden dökülenleri yazıyorum’’ geleneği: Bu yepyeni bir gelenek olup şairler genelde popolarından dökülenleri yazmaktadır. Bu gelenekte ise bir başkaldırı, isyan söz konudur. Popodan dökülenleri yazmak kolay. Sıkıyorsa yüreğinizden dökülenleri yazın da görelim.
2- ‘’ Şiir, siz ondan ne anlıyorsanız odur’’ geleneği: Bu gelenekte ‘’ Ben bir mok anlamadım’’ diye bir şey söz konusu değildir. Bir mok anlamadıysanız mutla iki mok, üç mok, dört mok anlamak zarureti vardır.
3- ‘’ Ben kalıplara sığmam ‘’ Geleneği: Evet yani. Şiir ayakkabı mı ki kalıbı olsun değil mi efendim?
4- ‘’Şiir kural tanımaz’’ geleneği: En sevimli gelenek işte budur. Tüm diğer şiir geleneklerini yerle yeksan eden bu gelenek ile artık okuduğunuz bir gazete köşe yazısından şiir tadı almanız mümkün hale gelmiştir.
Sokuşturun cebinize bir şiir ondan sonra dalın trafiğe ve kırmızı ışıkmış, yeşil ışıkmış sallamayın. Sigara içilmeyecek yerlerde yakın sigaranızı rahat rahat. Beyaz donla denize girmenize ‘’Hanzoluk’’ Diyenlere kapı gibi şiirinizi gösterin. Çünkü şiir kural mural tanımaz. Vitesi beşe alın basın gaz pedalına köküne kadar.
DİL VE ANLATIM:
Gördüğünüz gibi Lükresya adlı şiirimizin dili oldukça yalın ve sadedir. Şairimiz oldukça duru, akıcı, berrak bir dil kullanmış olup bu dilde sadece ve sadece minereller vardır. Ph derecesi ise 7.8 civarındadır. Asla ve kat’a kabızlık yapmaz.
ŞİİRİN ANA FİKRİ:
Şairin anasının bu şiir hakkında hiç bir fikri yoktur. Zaten rahmetli olduğu için herhangi bir fikir beyan edecek durumda değildir. Ancak şairimiz sizler için bin bir zahmete girip bu şiir hakkında bir ananın görüşünü almak üzere taa İngiltere’ye kadar gitmiş ve Ana Kraliçe Elizabeth’e ‘’ What do you thing abaut this poem?’’ diye sormuştur. Yani ‘’ Bu şiir hakkında ne düşünüyorsunuz?’’ Diye sormuş ve cevap olarak ‘’ What is this?’’ cevabını almıştır. Yani Ana Kraliçe şiirin perfect olduğu yolundaki kanaatlerini oldukça veciz bir şekilde ifade ettiği gibi İngiltere’de her yıl düzenlenmekte olan ‘’ The Lord of the Rings’’ Ödülünü bu yıl şairimize takdim etmiştir.
ŞAİRİN HAYATI, EDEBİ KİŞİLİĞİ VE ESERLERİ:
Şair 1954 yılında Ankara’da dünyaya gelmiştir ama nüfus cüzdanında doğum yeri Kağızman olarak yazar. Kağızman’ı hayatında sadece bir kez 9 yaşındayken görmüş olan şairimizin babası Kağızman’lı, annesi Sürmene’lidir. Hayatının yarısı öğretmenlik dolayısıyla yurdun muhtelif illerinde, diğer yarısı İstanbul’da geçmiştir. Dolayısıyla belirli bir memleketi yoktur.
On beş sene sürmesi gereken tahsil hayatını on sekiz senede zar zor bitiren şairimiz bekar ( Daha doğrusu dul) ve biri kız olmak suretiyle dört Kangal ( Evlat yani) sahibidir.
Bir edebiyat platformunda iş bu yazı dahil 982 yazısı, 431 şiiri kayıtlı olup başka da bir haltı yoktur. Yani hali hazırda kitapsızlar sınıfına dahildir.
Edebi kişilik olarak ele aldığımızda damarına dokunulmadığı, nasırına basılmadığı sürece oldukça edepli, efendi bir adamdır. Amaaaa. Yanılıp da damarına basarsanız bir edepsizleşir, bir mendeburlaşır ki ne siz sorun ne ben söyleyeyim.
Haa bir de sabah yataktan kalkıp bir ya da iki bardak çay içip üzerine bir de sigara yakmadan bu herife sakın yaklaşmayın. Hatta ceza sahasına girmeyin. Çünkü o anlarda tamamen ayrı bir kişiliğe bürünür. İnsana dönüşmesi ve belirli bir kişiliğe bürünmesi için az zaman tanıyın ona.
Evet…Bir şiir tahlili nasıl yapılır böylece öğrenmiş oldunuz. Bu kıyağımı da sakın unutmayın
- Yorumlar 12
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.