Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bin Dokuz Yüz Seksene Doğru Kırk Beşinci Bölüm




Heyecanla ve korkulu gözlerle kapıyı açtığımızda karşımızda bir astsubay, bir çavuş ve bir kaç 
asker duruyordu.

Astsubay askerlere  evi arama talimatı verirken kendisi de kimliklerimizi istedi. Evde dört arkadaştık.
Hepimiz kimliklerimizi çıkardık.

-Necisiniz siz
Anlam veremediğimiz bu soru karşısında bir an hepimiz sustuk.
Konuşsanıza oğlum diliniz mi tutuldu deyince, ben atıldım.
-Öğrenciyiz, öğrenciyiz efendim.
-Onu biliyorum oğlum, sağcı mı, solcu musunuz?
-Şey, biz pek bir şeye karışmayız
-Pek derken...
-Yani karışmayız demek istedim.
-Korkmayın oğlum, yiyecek değilim sizi, ben görevimi yapıyorum.
-Biliyorum efendim korkmuyoruz, askerden korkmayız biz, benim dedem de Astsubaydı
-Bana ne senin dedenden yavrum, iltimas mı bekliyorsun?
-Yok efendim öylesine söyledim.
-Bir de efendim, efendim deyip durma, komutanım de bana...
-Tamam komutanım
-Hah şöyle, nerelisin sen?
-Aslen Urfalıyım, doğma büyüme İzmitliyim ama.
-Peki sizler nerelisiniz?
Herkes teker teker kısa künyesini yaptı.
Bu arada askerler evi hallaç pamuğu gibi ettiler, az sonra bir çavuş geldi ve komutanım ev temiz
ancak banyo sobasında yanmış kitap kalıntıları var.
-Kitap mı yaktınız oğlum?
-Yok komutanım, odunumuz yok da, gazete falan koyup yakıyoruz banyo sobasını.
-Yemedim ya neyse, yapacak bir şey yok.

Sonra çavuşa döndü. Üstlerini, üstlerini aramadık bunların. Bir de üst kontrolü yapın bakalım.
Bizi teker teker boş bir odaya alıp anadan üryan soyup öyle aradılar. Ben askere nereli olduğunu
sorayım dedim, sus işareti yaptı, sonra yavaşça konuşmamız yasak dedi.

Üzerimizde de bir şey çıkmayınca astsubay bir kaç soru daha sordu ve biraz da nasihat edip askerleri
toplayıp gitti.

Onlar gittikten sonra evde bir sessizlik oldu. Sonra sevinçle bir birimize sarıldık. Üzerimizden
büyük bir yük kalkmıştı. Artık hiç birimizi uyku tutmazdı.  İzmitli yavaş yavaş bağlamasını çalmaya
başladı.  Tokatlı küçük piknik tüpümüzün üzerine çaydanlığı koyarken ben de yiyecek bir şeyler 
hazırlamaya başladım. 

İzmitlinin ikinci türküsüne hep birlikte iştirak ettik. Türkünün sözleri Aşık Mahzuni ŞERİF'e 
aitti.

"İnce ince bir kar yağar 
Fakirlerin üstüne 
Neden felek inanmıyor 
Fukaranın sözüne 

Öldük öldük biz açlıktan 
Yapma ağam n'olur n'olur 
Adam mı ölür okul olunca 
Yol yapılınca çeşme olunca 
Kendin bulunca n'olur n'olur 

Sen anadan ben babamdan 
Aga doğmadık dostum 
Gel beraber yasayalım 
Sanma ki sana küstüm 

Yandık yandık öldük öldük 
Biz açlıktan 
Yapma beyim n'olur n'olur n'olur 
Adam mı ölür yol yapılınca 
Okul olunca çeşme yapınca 
Doktor gelince mühendis gelince 
N'olur n'olur n'olur 

İstanbul'un benzemiyor neden o Urfa'lara 
Bir de sizler gelin bakın şu çamurlu yollara 
Acıdır ki bu yüzyılda düştük biz ne hallara 
İşte durum işte yorum kızma beyim n'olur

Öldük öldük biz açlıktan 
Yapma agam n'olur 
Adam mı ölür asfalt olunca 
Yol düzelince 
Sağlık gelince 
Okul olunca 
İnsan gülünce 
Dost sevinince 
N'olur n'olur n'olur 

Mahzuni'yim duyun artık şu haykıran sesimi 
Okuyun tarihi görün insanlığın hasını 
Birgün siz de görürsünüz dünyanın gidişini 
İşte yaşam işte insan işte doğa gör bunu n'olur 

Bizler gördük yapma agam n'olur 
Adam mı ölür insan sevince 
Karın doyunca 
Sağlık olunca 
Paylaşılınca 
Doktor gelince 
Yol yapılınca 
N'olur n'olur n'olur..."

Çayımız demlenince birlikte biraz da bir şeyler atıştırdık. Başımıza bir iş gelmemesinin de huzuru 
ile hepimize tatlı bir uyku bastırdı. Tekrar yataklarımıza dönerek saatlerce uyuduk.

Kırk beşinci bölümün sonu
Mehmet Fikret ÜNALAN
 
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 3
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bin Dokuz Yüz Seksene Doğru Kırk Beşinci Bölüm

Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret) Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret)