Tema
Üye Ol Giriş Yap
Anasayfa Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bin Dokuz Yüz Seksene Doğru Yetmiş Sekizinci Bölüm



Bir daha Zabit'den hiç haber alamadım. Çünkü ani gönderilişi ile ne adres alabilmiştim. Ne de 
varsa telefon numarası. Uzun uzadıya askerlik anılarımı anlatmayacağım. O zamanlar acemi 
birlikleri dört ay, askerlik ise yirmi aydı. Yani dört ay boyunca Sivas'da kaldım.

Askerlik süresince çok zor günler yaşasak da, beni en çok etkileyen iki olay var, birincisi
bir erin intiharı.

Hüseyin Ankara'lı bir gençti. Son günlerde sık sık eğitimlerin çok zor olduğundan, takım
çavuşlarının acımasızlığından yakınıyordu. Arada bir de annesi ile babası arasında problem
olduğunu ve onları merak ettiğini söylüyordu. Bir kaç defa sohbetimiz oldu. Onu hep teselli
etmeye çalıştım, herkesin sıkıntıları olduğunu, askerlikteki bu zor günlerin de gelip geçici
olduğunu söyledim. Ayrıca kendi sorunlarını fazla büyütmesin düşüncesiyle on iki eylülde 
yaşadıklarımdan söz edip, bir sürü acıya nasıl dayandığımı anlattım. Hüseyin haklı olduğumu
söylesede, boş zamanlarımızda sürekli dalıp gittiğini görüyordum.

Bir gün, mıntıka temizliği yapılırken eğitim çavuşları ortadan kaybolunca, kendi kendimize
koğuşlara döndük. Buna sinirlenen çavuşlar koğuşta bizi sıra dayağına çektiler.  Herkes
acı da duysa bu duruma katlandı. Ancak canı zaten burnunda olan Hüseyin çavuşun birine 
karşılık verince tekme tokat kavga ettiler, ardından Hüseyin'e üç gün katıksız hapis cezası 
verildi. Bu duruma da çok içerlemişti.  Cezasını bitirip aramıza katıldığı günün gecesi halini 
hiç iyi görmedim. O gece benim yedi-dokuz nöbetim vardı. Nöbet dönüşü erkenden uyudum.

Saat 02.00'ye doğru "Koğuş kalk" Sesiyle yerimden fırladım. Herkes şaşkınlık içindeydi, bu
saatte ne olmuştu ki, çavuşlar içtima alanında toplanacak deyince daha da meraklandık.
Dışarıya çıktığımızda bütün nöbetçi subaylarda bir telaş bir koşuşturma gördük.

İçtima alanında yaklaşık yarım saat kadar bekledik. Sonunda gelen bir Nöbetçi subay gereken
açıklamayı yaptı.

Hüseyin cezadan yeni çıktığı için o gece nöbeti yokmuş. Ancak Muharrem isimli bir arkadaşımıza
"Ben uyuyamıyorum zaten, senin nöbetini tutsam olur mu?" Diye sormuş, Muharrem'in de canına
minnet 01-03 nöbeti ki, en zor nöbetlerden bir tanesi, o saate uykudan uyanıp giyinmek ve
nöbet yerine gitmek. Ardından nöbet bitimi bir iki saat uyuyup tekrar kalkmak askerlerin en
zoruna giden şeylerden bir tanesi.

Hüseyin belkide bu nöbeti maksatlı istemişti. Saat ikiye doğru tüfeği boynuna dayamış ve
tek kurşunla canına kıymış. O gece o saatten sonra hiç uyumadık. Muharrem hakkında nöbetini
izinsiz devrettiği için, önce Alay'da  soruşturma açıldı. Ardından mahkemeye sevk edildi. 
Acemi birliği sona erene kadar bir daha Muharrem'den de haber alamadık.

Hüseyin'in derdi dinmeyen yeldi.
Aldı tüfeğini omzuna vurdu.
Akan göz yaşları çağlayan seldi.
Beline son defa palaska sardı.

Karayağız bir genç Ankara'lıydı
Bir-üç nöbetinde kıydı canına
O gani yüreği çok yaralıydı
Bitmeyen bir çile girdi kanına.

Hüseyin'in ölümünün üçüncü günü öğleden sonra, nöbetçi çavuş seni yazıhaneye çağırıyorlar
deyince, yine sürgün korkusunu duyarak, bölük yazıhanesine gittim. Ancak çağırılma sebebim
Hüseyinle samimiyetimmiş, sanıyorum Askeri bir savcı beni uzun süre sorguya çekti. 

Hüseyinle ilgili bütün bildiklerimi, daha doğrusu benimle paylaştığı şeyleri anlattım. Neyse ki 
oldukça iyi bir muamele gördüm ve bölük komutanından teşekkür bile aldım. Sadece
Bölük komutanı "Keşke bizi sıkıntılarından haberdar etseydin" Dedi. Ben de nasılsa " o zaman 
belki kimse beni dinlemezdi diye cevap verdim. Sonra söylediğimin tepki göreceğini düşünüp
başımı önüme eğdim, ancak Üsteğmen "Haklısın" Diyerek başımı okşadı.

Bu olaydan sonra hem nöbetler nöbetçi subaylar tarafından sık sık kontrol edildi. Hem de
biraz adamına göre yazılan nöbetlerimiz daha adil bir şekilde yazılmaya başlandı.

Şimdi halen asker ocağında katıksız hapis cezası uygulanıyor mu bilmiyorum. Ama bizim 
acemi birliğimiz sona erinceye kadar Alay komutanı  birliğimizde bir daha bu cezayı kesinlikle
uygulatmadı. Çavuşlarda sıkı denetim sonucu kendilerine çeki düzen verip, eskiye göre bizlere
daha iyi davranmaya başladılar.

Yetmiş Sekizinci bölüm
Mehmet Fikret ÜNALAN
Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 2
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bin Dokuz Yüz Seksene Doğru Yetmiş Sekizinci Bölüm

Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret) Mehmet Fikret ÜNALAN (Kul Fikret)