Tema
Üye Ol Giriş Yap
Şiir Deneme Hikaye Makale Serbest Kürsü Sesli Şiirler Yazarlar Forum Sohbet Online Üyeler
(0 oy)

Bilgelik Uğruna

BİLGELİK UĞRUNA

 

     Bilmek, bilgilenmek, bilinçlenmek ve bilgelik uğruna çabalarız şu hayatta. İlim peşinde koşan ve öğrenmeye aç bir insansanız hele, kitap dünyası olmadan yaşamak güç gelir sizlere. Bilgelik yolunda bilim uğruna bir şeyler öğrenmek ve bilinçlenmek her birimizin hakkıdır. Bilmek, bilgeliğin şükrüdür. Okumak, ilim yolunun zikridir. Merak edip araştırmak da bilge insanın ümit tacıdır.

     Gül kokulu muhabbetlerle şiir olup gül kokulu Muhammed (a.s.) ile yolcu oluruz. Gülün adı, doğanın tadına bulanıp bilgelik yolunda bal olur. Kaymak olur gözler ve baldan kaymaktan bereketlenen süt beyaz düşler birikir irfan sofrasına. Güller kraliçesi, düş prensiyle anlaşır ve ilim saatinde buluşurlar. Bilgelik uğruna fedakârlıklar çoğalır ve vefalı insanlar şiir olur özünde. Her birimizin masal perisi; gül yaprağı gibi hafifler sorularının cevabını aldıkça. Bilgelik uğruna yarışır gönüller, ilim tacını hedefler düşler ve gül kokulu saatleri bekler sümbüller.

 

     ‘NAR TADINDA BEREKET ÖYKÜLERİ’ (Timaş Yayınları) kitabından beğenip de not aldığım bir yazıyı okuyucularımla sıcağı sıcağına paylaşayım ve yazımı burada noktalayayım:

 

 

BİLGELİK

 

     “Uzakdoğu’da çok az sayıda öğrenci alan ve hayatı öğreten bir okul varmış. Okul, bilge insan olmanın sırlarını aramak için gelenleri kabul ediyormuş. Burada geçerli olan incelik, anlatmak istediklerini konuşmadan açıklayabilmekmiş.

     Bir gün okulun kapısına bir yabancı gelmiş. Yabancı kapıda öylece durmuş ve beklemiş. Burada sezgisel buluşmaya inanılıyormuş. O yüzden kapıda herhangi bir tokmak, çan ya da zil yokmuş.

     Bir süre sonra kapı açılmış. İçerideki görevli, kapıda duran yabancıya bakmış. Bir selamlaşmadan sonra sözsüz konuşmaları başlamış. Gelen yabancı, okula girmek ve burada kalmak istiyormuş.

Bunu öğrenen görevli, bir süre ortadan kaybolmuş, sonra elinde ağzına kadar suyla dolu bir kapla dönmüş ve bu kabı yabancıya uzatmış. Bu, yeni bir arayıcıyı kabul edemeyecek kadar doluyuz demekmiş. Yabancı; tapınağın bahçesine dönmüş, aldığı bir gül yaprağını kabın içindeki suyun üstüne bırakmış. Gül yaprağı, suyun üstünde yüzüyormuş ve su taşmıyormuş.

     Bunun üzerine, görevli saygıyla eğilmiş ve kapıyı açarak yabancıyı içeriye almış. Çünkü suyu taşırmayan bir gül yaprağına her zaman yer varmış.”

Sitede Önceki / Sonraki
Yazarın Önceki / Sonraki
Oylama
0 (0 oy)
  • Yorumlar 0
  • Yorum Yaz
  • Tebrikler
  • Beğenenler
  • Popüler Yazıları
Yükleniyor...

Yorum yazmak için giriş yapın.

edebiyatevi.com

Bilgelik Uğruna

KONUK YAZAR KONUK YAZAR