Çumra da Trenler Kalkarken 1
Hadim ve Bozkır ilçelerinin tarihçesi Hadim’in bulunduğu bölge2 yy.kadar Selçukluların elinde kalmıştır. Daha sonra Karamanoğulları’nın eline geçmiştir. 1465 de Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğulları Beyliği’ ni ortadan kaldırdıktan sonra bu bölge Osmanlı Devleti’nin hakimiyetine girmiştir.
Hadim, Ebu Said Muhammed Hadimi dönemine kadar küçük bir köy olarak kalmıştır. Ancak Hadimi ile birlikte büyümeye ve ünü Osmanlı ülkesine yayılmaya başlamıştır. Hadimi zamanında Hadim, bölgenin ilim ve irfan merkezlerinden biri olmuştur. Osmanlı kaynaklarında Hadim’den bahsedilirken Hadim’in, İstanbul, Bursa, Konya, Kayseri gibi büyük ulema yetiştiren beldeler arasında sayılması ilçenin o dönemdeki önemini göstermektedir.
Hadim daha sonraki tarihlerde yapılan idari taksimatta bir kaç kez kaza ve nahiye merkezi olmuştur. 1901 yılında bucak olarak Karaman’a bağlanan Hadim, 30 Mayıs 1926 yılından sonra ilçe merkezi olmuştur. Halen Konya iline bağlı ilçe konumundadır.
Hadim sözlük anlamı itibariyle: Hizmet eden, hizmet edici, yarayan ve yarar anlamlarına gelmektedir.
Hadim ve Tarihi Hakkında Genel Bilgiler
İlçemiz Hadim, Akdeniz kıyı şeridi ile Konya Ovasını birbirinden ayıran Batı Toros sıra dağlarının doğu kısmında Taşeli Platosunun tepeleri arasındaki dar vadiler üzerinde kurulmuş bir ilçedir. Hadim ilçe merkezinin tarihi antik çağlara kadar uzanır. Çevresinde Bizans ve Roma dönemlerine ait bir çok yerleşim kalıntıları mevcuttur. Bolat örenyeri Hadim sınırları içerisinde yer almaktadır.
1071 Malazgirt savaşından sonra Anadolu’ya yayılarak Kara Hacı Mustafa Efendi başkanlığındaki bir aşiret Hadim‘in bulunduğu yere yerleşmiştir. Anadolu’nun Kültürel yönden Türkleştirilmesi esnasında din alimlerinin yetiştdiği bir yer durumuna gelen İlçeye “Belde-i Hadimül-ilm” adı verilmiştir. İsmi Hadim’le özdeşleşen, ilçede medfun bulunan, ünlü din alimi Hadimi Hazretleri’nin mezarı ve türbesi her yıl ziyaretçi akınına uğrayan, manevi mekanlarımızdan biridir.
İklim özelliği olarak Akdeniz bölgesi içerisinde yer alır. Konya İl Merkezine uzaklığı 128 Km’ dir. Hadim’in Alanya ile sınırında kalan Gevne bölgesinde Aktepe (Geyi Dağları) 2588 m yükseklikte olup, İlçenin en yüksek noktasını oluşturur. Ayrıca, Hadim’de bulunan Yerköprü Şelalesi cilt hastalıklarına iyi gelmekle birlikte, görülmeye değer manzarasıyla adından sözettirmektedir.
Yerköprü Şelalesi
Konya’dan Karaman yönünde ovada uzanan ip gibi düz ve geniş yoldan, Hadim tabelasına kadar geliyorsunuz. Hadim’e gelmeden Aladağ’a doğru 29 km devam ederek çevreye uyumlu toprak renkli evleriyle göze batan Yağcılar’dan 7 km sonra, Bademli’ye ve Şelale’ye ulaşılıyor.
Araçtan inip çok kısa bir yürüyüşle su sesinin geldiği tarafa yönelince, kendinizi mağaralar, kireçtaşı havuzlar, yosunlu travertenler, çeşitli oluşumlar ve yöreye özgü bitkiler arasında buluyorsunuz. 20 metre yükseklikten koparcasına akan Şelale, bazen yer altından bazen de yer üstünden Akdeniz’e ulaşma uğruna,akışına devam ediyor. Göksu nehri şaşırtıcı travertenlerin oluşumundaki etkisiyle izleyenlerde hayranlık uyandırıyor. Şelale çevresinde hem fotoğraf çekip, hem de değişik açılar bulmak gibi bir hevesiniz varsa, kayaların ıslak ve yosunlu, kaygan kısımlarına ve bastığınız yerlere özel bir dikkat etmeniz gerekiyor.
Coşarak dökülen azgın suların, etrafa dağıttığı su zerrecikleri ve oluşan hırçın akıntıların çıkardığı uğultulu ses, kısa sürede üzerinizdeki tüm yorgunluğun ve birikimlerin kaybolmasına neden oluyor. Kükreyen su sesine karışan mutlu kuşların korosu eşliğinde piknik ve kamp yapabileceğiniz mekanda, mevsime göre değişen ışık efektleriyle farklı renkleri keşfedebilir, gökkuşağını görebilir ve ilginç fotoğraflar çekebilirsiniz. Yağışların neden olduğu toprak rengi su ise yazın daha bir maviliğe bürünüp netlik kazanıyor.
Hâdîmi Hazretleri
Büyük velî, fıkıh ve tasavvuf âlimi. İsmi, Muhammed bin Mustafa, künyesi Mevlânâ Ebû Saîd’dir. 1701 (H.1113) senesinde Konya’nın Hâdim kasabasında doğdu.
Mevlânâ Ebû Saîd Muhammed Hâdimî’nin dedeleri Buhârâlıdır. Dedelerinden Hüsâmeddîn Efendi, Buhârâ’nın tanınmış asîl âilelerinden olup, âlim ve velî bir zâttı. Anadolu’ya gelerek, Hâdim kasabasında yerleşti. Muhammed Hâdimî’nin babası Fahr-er-Rûm (Rûm diyârının seçilmişi, herkesin onunla övündüğü) nâmıyla meşhûr Kara Hacı Mustafa Efendidir. Mustafa Efendi, tanınmış âlimlerdendi.
Muhammed Hâdimî, ilk tahsîlini babasından gördü. On yaşında Kur’ân-ı kerîmi ezberledi. Arabî ve Fârisîyi öğrendi. Babasının emriyle Konya’da Karatay Medresesine yazıldı. Burada beş sene ilim öğrendikten sonra, hocası İbrâhim Efendinin tavsiyesi ile İstanbul’a gitti. İstanbul’da zamânın meşhûr âlimlerinden Kazâbâdî Ahmed Efendiden ilim öğrenerek icâzet aldı. Yirmi yedi yaşında yüksek tahsîlini bitiren Muhammed Hâdimî, dört katır yükü kitapla Hâdim’e döndü. Babasının boş bıraktığı Hâdim Medresesinde ders vermeye başladı.
Kısa zamanda nâmı İstanbul’a kadar varan Muhammed Hâdimî hazretleri, önce Pâdişâh Üçüncü Ahmed Han, sonra da Birinci Mahmûd Han tarafından İstanbul’a dâvet edildi.
Hâdimî hazretleri talebelere ders vermenin yanısıra, insanların hidâyete gelmesine, İslâm ahlâkını ve hukûkunu öğrenmesine vesîle olmak için çok çalıştı. Pek çok kitap yazdı. Bu eserlerden, İmâm-ı Birgivî hazretlerinin Tarîkat-ı Muhammediye isimli kitâbına yaptığı şerhi çok kıymetlidir. Bu şerhe Berîka ismini vermiştir. Muhtelif târihlerde sık sık basılmıştır.
Muhammed Hâdimî hazretlerinin insanlığın saâdeti için hazırladığı eserleri pek çoktur. Bunlardan bâzıları şunlardır:
1) El-Berîkat-ül-Mahmûdiyye fî Şerhi Tarîkat-il-Muhammediyye, 2) Dürer Hâşiyesi, 3) Hâşiyetün alâ Tefsîr-i Sûret-in Nebe’ lil-Beydâvî, 4) Risâletün fî Sülûk-in-Nakşibendiyye, 5) Risâlet-ül-Huşû’i fis-Salâti, 6) Risâletün fî Hakk-ıl-Istihlaf, 7) Arâyis-ün-Nefâisi fî İlm-il-Mantık, 8) Menâfî-ud-Dekâik fî Şerhi Mecâmi-ul-Hakâik. Bu eseri Mecelle’nin küllî kâidelerine kaynak olmuştur.
Bu bilgiler Konya Valiliği Kaymakamlık arşivlerinden alınmıştır.Anlatıma aldığım hikayenin kahramanlarının önce Hadim’i güvenli bir yer olarak düşündükleri, Hadim’de 3 gün bir handa kalarak, bu ilçelede yaptıkları incelemelerle, burasını güvenli bulmayarak, hancının kendilerine ücret karşılığında bir ulaşım aracı bulmalarına yardımcı olmasıyla hiç beklemeksizin, Hadim’e fazla uzakta olmayan Sırıstat’a (Bozkır) hareket etmişlerdir. Yine alınan kaynak bilgiler doğrultusunda Konya ilinin en eski ilçelerinden biri olan Sırıstat’ın (Bozkır) Konya iline uzaklığı 118 km.ler kadar falandır. Her ne kadar Konya iline bağlı olmasına rağmen Akdeniz bölgesi sınırları içindedir. Toroslar Sırıstat’ı adeta içine saklamış bu yerleşikliğiyle, iklim, sosyal ve ekonomik bitki örtüsü aldığı yağışlarla insan yapılarının bu koşullara adapte olmasını gerektirerek burasını yaşanılan güzel bir mekan haline dönüşmütürmüştür.
Denizden yüksekliği 1200 m dir.Akdeniz iklimi ile Karasal iklimin etkilerini Toros Dağları belirler.Zirveleri (Tufan Deresi,Tosun Taşı ,Sarı Ot, Sülek, Gölcük) temiz havalı, kekik ve çam kokulu, soğuk su kaynaklı yaylalarıyla, Akdeniz bölgesi göçebeleri Bozkır insanının birleşip kaynaştığı yazın dağ turizminin yapıldığı yerlerdir.Tarihi ismiyle SİRİSTAT bugünkü adıyla Bozkır ilçesine komşu ilçeler : Doğuda Güneysınır, Çumra Güneyde Hadim, Güneybatısında Gündoğmuş Batıda Akseki, Ahırlı Kuzeyde Seydişehir, Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleridir. Toroslar’dan çıkan Çarşamba çayı Bozkıra hayat veren kendi oluşturduğu, vadi, zirai üretim ve yerleşim alanıdır. Çarşamba çayı Aygır denilen kaynaktan çıkar, yakın zaman kadar temiz ve duruluğu bozulmadan akardı, ilçe merkezine ulaşıncaya kadar, Karacahisar, Sorkun, Dere ve Çağlayan gibi yerleşim yerlerini kat ederek geldiği için, çevre kirliliği bu çayı da etkilemiştir. Buna göre çevre halkı ve yetkililer arıtma tesisleri yapılması için çalışmalar başlatmışlardır. Çarşamba çayı su çatı denilen bölgede Beyşehir gölünden gelen Çarşamba kanalı ile birleşir, Çarşamba suyu şeklinde Apa barajına akar.İlçemiz ve çevresinde görülen derin vadileri Çarşamba çayı ve kanalının şekillendirmesidir. Bu beldede yerleşerek, çor çocuk sahibi olan Mustafa Bey ve Sıddık hn.mın buradan Çumra’nın Okçu köyüne göç etmeleri açısından bu kaynak bilgilerde okuyucuya bilgi babında gerekli görülmüştür..1/Ekim-2021 Şerafettin Sorkun/Konya’dan
Çumra da Trenler Kalkarken 1 başlıklı yazı Şerafettin Sorkun tarafından
26.06.2024 tarihinde sitemize eklenmiştir.
Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu, kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.
İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz.
Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yorumlar, Tebrikler ve Beğenenler
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yükleniyor...
Yorum yazmak için giriş yapın.