
Ateş Dansı
Hey insan!
Aklınla aran nasıl senin?
Ya vicdanın ile!
Mahlûkla arandaki farkı fark ettin
mi?
Fark ettiğin neydi senin!
İnsaniyet aynasına baktın mı hiç!
İnsanlık nedir senin için bir söyle!
Korkma!
Zulmün kadar mert olabilir misin?
Söyle!
Kimsin sen!
Ne için varsın bu sonsuz âlemde?
Korkak olduğunu biliyorsun öyle
değil mi?
Güç eline geçtiğinde Azrail sanırsın
kendini
Ahmak!
Azrail bile kendi canını alacak bir
gün,
Anlamaz mısın?
Sen kimsin?
Zulmün taşeronları!
Gözyaşlarının efendileri,
Nemrutların, Firavunların varisleri.
Dünyayı ateşe veren sensin!
Yaktığın ateş etrafında dans
edersin.
Döktüğün kan ve gözyaşı üzerinde,
Efendiliğini taçlandırırsın!
Aptallar sürüsü;
Canavarların dünyası,
Sahtekârların büyülü rüyası,
Hüznün ve gözyaşının harmanlı
dünyası
Mazlumların feryadının yankılandığı,
Duaların kabul görmediği,
Kabul gününün beklendiği,
Bir güne yaklaşıyorsun.
Kömür ateşi!
Odun ateşinden harlıdır!
Daha harlısı nedir bilir misin
ahmak?
Düşün bir an diyeceğim ama,
Ahmaksın! Bilemezsin ki;
Söyleyeyim sana aptal.
Mazlumların ahıdır!
Döktüğün masum kanı ve gözyaşıdır!
Bildin mi şimdi?
Görmüyor musun?
Görünce anlamıyor musun?
Nice kahpeler kendi ateşinde yandı,
Yandı da kül oldu, rüzgâra savruldu.
Onların yerinde ot bile bitmiyor
artık.
Geride bıraktıklarına bir bak ahmak
sürüsü,
Bak bir ibretin olsun!
Kendi ateşinde yanmadan evvel,
Ateş dansına kalkmadan önce,
Ah-vah vakti gelmeden,
Ölüm çanlarınız çalmadan evvel,
Tabutlarınıza son çivi çakılmadan,
Karanlık mezarında ters dönmeden
önce,
Dönüşü olmayan bir yola çıkacaksın.
Bitmeyen azap!
Eritecek etini-kemiğini,
Bin pişmanlık içinde,
Ağlamaya vaktin olmayacak,
İşte!
Orası var ya!
Bu dünyadan götürdüğün harlı
ateşindir,
İçtiğin su var ya!
Mazlumun gözyaşı ve döktüğün
kanlarıdır!
İç!
Kana kana iç!
Çatlayana kadar iç, keyfini çıkar!
Nasıl?
Beğendin mi?
Ateş dansına hoş geldiniz…