Günümüzün Yönetimlerinin En Büyük Sorunu Liyakat
Ülkemizin yeniden yapılanması ve geleceğe güvenle bakması açısından göz ardı edilmeyecek en önemli konulardan biri idareci atamalarıdır. Kamu kurum ve kuruluşlarında ve yerel yönetimlerde atamalarda veya görevde yükselmelerde liyakatin ön planda tutulması, bir toplumun adalet, verimlilik ve güven duygusunun temellerini oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Liyakat esasına dayalı atamalar, bir yandan hizmet kalitesini artırırken diğer yandan toplumsal adalet duygusunu güçlendirir. Ancak, bu ilkelerin göz ardı edildiği bir sistemde neler yaşanabileceğini ve ülkemizi nasıl bir geleceğin beklediğini düşünmek zorundayız.
Liyakat sisteminin
olmadığı bir kamu yapısında en büyük sorunlardan biri, yetersiz ve yetkin
olmayan kişilerin önemli görevlere getirilmesidir. Bu durum, kurumların
işleyişinde aksamalara, yanlış kararların alınmasına ve kaynakların verimsiz
kullanılmasına neden olur. Örneğin, işini liyakatle yapmayan bir yöneticinin
vereceği kararlar, sadece kendi kurumunu değil, aynı zamanda bağlı olduğu tüm
kamu hizmetlerini ve dolaylı olarak vatandaşları da olumsuz etkileyecektir.
Bu şekilde göreve gelen
yöneticiler kritik işleri doğru şekilde yönetemez ve bu durum da kamu
hizmetlerinin aksamasına neden olur. Örneğin, sağlık, eğitim veya güvenlik gibi
kritik alanlarda yaşanacak en ufak bir aksaklık bile toplumun büyük bir
kesimini etkiler. Uzun vadede, kamu hizmetlerinin kalitesizleşmesi,
vatandaşların devlete olan güvenini sarsar. Bu güven kaybı, kurumların
itibarını zedeleyerek kamuya duyulan saygının azalmasına yol açar.
Liyakat sisteminin
işlemediği bir ortamda, emek veren ve işini doğru yapan kişiler, hak ettikleri
yere gelemediklerinde büyük bir adaletsizlik duygusu yaşar. Bu durum, çalışanların
motivasyonunu düşürür ve kamuda genel bir moral bozukluğuna neden olur. Görevde
yükselmenin liyakate değil, kişisel ilişkilere dayandığı bir yapıda,
çalışanların motivasyonu azalır ve bu da hizmet kalitesine doğrudan yansır.
Liyakat esasının göz ardı
edildiği bir sistemde, yetkin ve nitelikli insanları kamudan uzaklaşırlar.
Özellikle gençler, kariyerlerinde yükselmenin liyakat yerine bağlantılara
dayandığını gördüklerinde, ya özel sektöre yönelir ya da ülke dışında daha iyi
fırsatlar aramaya başlar. Bu durum, beyin göçünü artırır ve ülke, en yetenekli
insan kaynağını kaybederek büyük bir zarara uğrar. Bu durum sanırım okurlarıma
bazı şeyleri hatırlatacaktır.
Tarihte bununla ilgili birçok örnek
bulunmaktadır. Liyakatin göz ardı edilmesi, birçok büyük devletin çöküşüne yol
açmıştır. Roma İmparatorluğu ve Çin’de Ming Hanedanlığı güçlü yönetim
anlayışını liyakate dayandırarak yükselmiş ancak akrabalık ve çıkar ilişkileri
devreye girince çöküşe sürüklenmiştir. Benzer şekilde, Osmanlı
İmparatorluğu’nun yükseliş döneminde liyakat esasına dayalı tımar sistemi,
devletin en güçlü silahlarından biriyken, sistemin bozulması devleti
zayıflatmıştır. Yönetimde liyakatten uzaklaşıldığında, devletler en güçlü
dönemlerinden bile hızla çöküşe geçebilmiştir.
İslam tarihinden liyakat esasına dayalı yönetimin
en güzel örneklerinden biri, Hz. Ömer’in halifelik dönemidir. Hz. Ömer,
akrabalık bağlarını bir kenara bırakarak, görevlendirmelerde kişilerin
ehliyetine ve adaletine odaklanmış, hesap verme mekanizmaları kurarak yöneticileri
sürekli denetlemiştir. Bu dönemde liyakate verilen önem, İslam Devleti’nin en
güçlü dönemlerinden birini yaşamasına ve halkın devlete olan güveninin zirveye
çıkmasına neden olmuştur. Olumsuz ve olumlu örneklerin incelenmesi aslında bize
neler yapmamız gerektiğini açıkça söylemektedir.
Liyakat, Adaletin ve
Güvenin Temelidir: Liyakat esasına dayanmayan atamalar ve görevde yükselmeler,
sadece bugünün değil, yarının da sorunudur. Kamu hizmetlerinin etkinliğini,
vatandaşların devlete olan güvenini ve toplumun adalet duygusunu korumak için
liyakate dayalı bir sistemin tesis edilmesi şarttır. Unutulmamalıdır ki,
adaletin olmadığı yerde huzur, liyakatin olmadığı yerde ise başarı olmaz.
Liyakat esasına uygun
atamaların yapıldığı bir kamu yapısının inşası, sadece bireyler için değil, tüm
toplumun geleceği için kritik bir gerekliliktir. Bu konuda gereken adımlar
atılmadığı takdirde, toplum olarak ağır bedeller ödememiz kaçınılmaz olacaktır.
Günümüzün
Yönetimlerinin En Büyük Sorunu: Liyakat - Oktay Güvener (tigrishaber.com)
- Yorumlar 0
- Yorum Yaz
- Tebrikler
- Beğenenler
- Popüler Yazıları
Yorum yazmak için giriş yapın.