Yılkı Atı

Kapatmışken göğün yüzünü

Mayısın uzun boylu kamışları;

Kaybolurdum tarlaların kalabalığında

Geceye bakarken

Günebakanlarla konuşurdum özlemimi

Avuturdu gecenin müşfik ışıkları

Toprak kokan mahzunluğumu

Teselli ederdim ben de

Geceye boyun eğen günebakanları

Şenliklerle akardı vakit

Sen çıkagelirdin, bir yılkı atının zülüflerinde

Beni de alırdın rüzgarına

Ve güneş doğardı ötelerde

Düşmüş ruhları asilce yükseltecek…

 

Saçlarının esintisiydi yılkıyı şaha kaldıran

Koşardın dörtnala

Gözünü ufka dikmiş hissiyatımla

Aşardık dünyevi engelleri

Fanilikten usanmış aşkımızla

Gün yorulurdu

Yorulmak bilmez vuslatımızın arasında

Çökerken tarlaların ensesine karanlık

Gece ürkerdi bu kez

Yılkının sesiyle

Yüreklerimizin yılmaz sesini konuk eden

Gece aydınlanırdı,

Güneş olurdun sen

Hem beni hem günebakanları uyandıran…

( Yılkı Atı başlıklı yazı yusuf-kazak tarafından 15.03.2025 tarihinde sitemize eklenmiştir. Sitemizde yayınlanan eserlerin hukuki sorumluluğu , kullanılan materyaller ve yazının içeriği yazarlarına aittir.İzin alınmadan kaynak gösterilse bile sayfamızdaki eserler başka yerde yayınlanamaz. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. )
Okuduğunuz Yazının Site Kurallarını İhlal Ettiğini Düşünüyorsanız, Site Yönetimine Bildirmek İçin Tıklayınız.
 

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu

EdebiyatEvi.Com | Edebiyat ve Kültür Platformu