Gönlümü tarumar ettin
Duvarında
taş kalmadı
Pek
zamansız koyup gittin
Gözlerimde
yaş kalmadı
Nâmertlere
kul eyledin
Meyvesiz
bir dal eyledin
Şu
gönlümü yol eyledin
Dik
duracak baş kalmadı
Öne
eğildi başımız
Irmak
oldu gözyaşımız
Çatıldı
hilâl kaşımız
Soframızda
aş kalmadı
Kimsesizim,
bîçareyim
Yürekçiğimden
yareyim
Can
mülkünde avareyim
Yapacak
bir iş kalmadı
Gönül
kuşum uçup gitti
Kanlı
yaşlar saçıp gitti
Derin
yara açıp gitti
Âşiyanda
kuş kalmadı
Dert
gönlümü mesken tuttu
Hatırlayanlar
unuttu
Zaman
anıları yuttu
Yaslı
gönül hoş kalmadı
Paramparça
düşlerimiz
Sarpa
sardı işlerimiz
Kayboldu
gülüşlerimiz
Ağzımızda
diş kalmadı
Gönül
köşküm harap oldu
Her
ne varsa türap oldu
Gördüklerim
serap oldu
Göreceğim
düş kalmadı
Yarın
meçhul, dünler yitti
Akşam
yakın, vakit bitti
Dostlar
ötelere gitti
Dertleşecek
eş kalmadı
Gelen
giden yük eyledi
Az
derdimi çok eyledi
Varlığımı
yok eyledi
Omuzlarım
boş kalmadı
Göremedim
uzakları
Seçemedim
tuzakları
Başıma
sardım akları
Ağrımayan
döş kalmadı
Kelepçeyi
yüzük sandım
Hasretin
korunda yandım
Her
söylenene inandım
Saplanmayan
şiş kalmadı
M. NİHAT MALKOÇ